Bitkilerin Farkı


  •Bir herbalist olarak bitkiler tek ve eşsizdir. Çünkü onlar sadece bir grup kimyasal değildir. Her bitkinin kendine has bir doğası vardır, hatta kendi kişilikleri demek daha doğru olur. Herbal kişilik konsepti herbolojinin temelini oluşturur ve binlerce yıldır bitkilerin kullanımında önemli rol oynar.

•Dünyanın pek çok yerinde hala bitkiler ana ilaç şekli olarak kullanılmaktadır. Çeşitli kültürler de, bizim gibi biyokimyasal bilgisi yada insan bedeni üzerindeki aynı bakış açısına sahip olmaksızın hepsi bitkilerin kişiliklerine değeri verirler. Bir bitki yaşayan bir canlıdır ve kendi enerji konstellasyonuna sahiptir.

  •Bitkilerin moleküllerinden öte enerjilerinin olmadığını düşünmek çok gülünçtür. Kuzey Amerika Yerlileri bitki ruhlarının, herbal şifa oluşumunda, direkt olarak bir hastalıkla savaştığına inanırlar. Diğer kültürler (Çin ve Doğu Hindistan) bitkileri renklerine, tatlarına, kokularına ve ruhlarıyla ilgili ateş, metal, su, tahta ve toprak enerjisine göre seçerler. Bu tip yöntemler şifada, tedavide bize önemli gelmese bile…

•Herbolojiyi anlamada ilk adım bitkilerin bilimsel açıklamaları kadar özleri ve kişiliklerine de yeterli dikkati vermeliyiz.

  •Tedavi şekillerinin dünya üzerinde çeşitli yaklaşımları vardır. Batı medikal felsefesi, sağlığa mekanik-bilimsel bir yaklaşımla ilgilidir. Kolunuz kırılırsa alçıya alınır. Biyokimyasal yolunuzda eksik bir kimyasal madde varsa bunun yeri doldurulur yada uygun bir yere taşınır.  Eğer vücudunuzda bakteri ve virüsler varsa güçlü bir biyokimyasal bir madde ile yok edilir veya kontrol altına alınır. Batılı tıp profesyonellerin harika bir mekanik/tamirci olduklarını kabul etmeliyiz.

•Dünyada ve kendi ülkemizin geçmişinde alternatif tıbbın varlığı bilinmektedir. Bu sistem yaşam enerjisiyle başlar ve insanoğlunun fiziksel formu ve hastalıklarıyla ilişkilidir. Avrupa bitki bilimi geleneksel tedavileri, Yerli halkın tedavi şekilleri, Doğu Hindistan tedavi yöntemleri ve Çin tıbbı, insan bedenin iyileşmesinde bilinçli enerji yönetimini kullanır.

  •Bu enerjiye pek çok isim verilir; yaşam gücü, çi, prana ve canlı enerji gibi. Canlı enerji modern herbalistlerin en çok kullandığı kavramdır çünkü alopatik olmayan alternatif tıpta, bu enerjinin bedende serbestçe dolaşımına dayanır. Eğer enerjinin akışında tıkanıklık varsa enerjiyi doğal yoluna yönlendirilir. Bir herbalist, hastalıkların tembel ve doğru işlemeyen enerjiden dolayı tıkandığını hisseder. Herbalisttin görevi hastalığa saldırmak değil, canlı enerjinin doğal akışını sağlamaktır. Enerji kendisi hastalığı vücuttan atar.

  •Bitkiler bu anlamda ilaç değildirler. Onlar sadece canlı enerjinin akışını sağlayan özel yemeklerdir. Bitkinin kişiliği bedenin çeşitli organlarını etkiler. Tıpkı aynı kafa dengi insanların kendi gruplaşması gibi… Örneğin ardıç meyvesi özellikle böbrekler de çalışır.

•Bu canlı enerji, modern herbalisttin bitkilerin nasıl çalıştığına dair sadece bir kısmıdır. Bitkilerin insan fizyolojik mekanizmasındaki kimyasal etkileşimleri de bir o kadar önemlidir. Pek çok herbalist birinin diğerinden daha az önemli olmadığını bilir. Bitkinin canlı enerjisidir asıl görev yapan. Canlı biyolojik sistemde herhangi bir şeyin çalışabilmesi için canlı enerjisinin olması gerekir. Bitkiler, kendilerine has yaşam özleriyle, şifa sürecinde biyolojik sistem ile bir harmoni şeklinde çalışırlar.

  •Eczacılık bir bitkinin kimyasal kopyasını alır ama vücudun kendi yaşam enerjisinin bir bölümünü de yanında götürür. Ve bunu genellikle vücudun en çok ihtiyacı olduğunda yapar. Yan etkilerden kurtulmak ve enerjiyi restore edebilmek için herbal tedaviyi yanında kullanmak gerekir.

Reklamlar

Sağlık ve Şifa


  •Sağlık ve şifa felsefesiyle yakınlaştığımız zaman, insan organizmasının biyolojik görevlerini sağlıkta ve hastalıkta kontrol eden iki ilke karşımıza çıkar.

•Birincisi, beden, zihin ve ruhun harmonisi yada sağlığı olarak birbiriyle olan ilgisidir ki uzun etkili herhangi bir tedavide, iki öğeyi bırakıp bunlardan sadece birini tedavi etme yaklaşımı görülmez. İnsan bir bütündür. •İkincisi, her türlü insan hastalığı için doğada o hastalığa iyi gelen bir remedy(çare) bulunmaktadır.  Bunları toprak ana bize meyve, bitkiler, tohumlar ve yaratıklar olarak sunar.

•Gezegenimizdeki hayatı yaratan, devam ettiren ve geliştiren ön şartlarını, başlıca faktörlerini ve güçlerini incelediğimizde karşımıza şunlar çıkar:

•Atmosfer(hava), Hidrosfer(su), Kozmosfer(doğasını tam olarak bilemediğimiz solar ve diğer kozmik radyasyon), Litosfer(kimyasal elementleriyle yeryüzü kabuğu), ve botanosfer(çimenlik bozkırlar, birbirinden farklı tohumlu bitkiler, ormanlar ve ağaçlar, özellikle meyve veren ağaçlar).

•Bunlar yaşamın bakımını ve gelişimini sağlayan faktörler, güçler ve ön koşullardır.

  •Hiç otobüste, partide yada işyerinizdeki insanların yüzünde gülümseme olmadığını fark ettiniz mi?

•Haftanın sonunda kendinizin yada çevrenizdekilerin kişisel yada ailesel işlere zaman ayıramayacak kadar yorgun olduğunu fark ettiniz mi? •Pek çok kişi sanki enerjilerinin bir bölümünü sürekli çeken bir şey varmış gibi yarı enerjili dolaşıyor.

•Günün sonunda kendimizi iyi hissedecek kadar sağlıklı olmak için birkaç basit yöntemi nasıl kullanacağımızdan bahsediyorum.

  •Ortalama bir ailenin en sık karşılaştığı rahatsızlıklara bakarsak, tarih boyunca insanlara yardımcı olmuş şifalı bitkileri ve doğal terapileri görürüz. Bu terapilerin genellikle (belirtilmediği sürece) hiçbir yan etkisi yok. Enerjiyi çalmak yerine onu destekleyerek çalışırlar.

•Bu yöntemleri kullanarak ve kişisel gözlem ve ayarlamalarla, vücudumuzu doğal yollarla çalıştırabilir bunun sonucunda da ekstra artı ‘iyi hissetmeyi’ yaşayabiliriz.

  •Holistik yaklaşımda bireye parçalar olarak değil bir bütün olarak yaklaşılır. Nadiren sorunumuz sadece tektir. Bizler zihinsel, duygusal, spirituel, fiziksel ve vasıfsal birer karışımız. Fiziksel bedenimiz bile kendi başına karışık bir mekanizmadır.

  •Örneğin, karaciğer problemi olup da bunun tüm vücudu etkilememesi düşünülemez. Kan kendini yeterince temizleyemez, böbrekler ve cilt toksinleri dışa atılımda zorluk çeker, sindirim sistemi eksik safra üretimiyle zayıflar.

%d blogcu bunu beğendi: