DİĞERLERİ SENSİN- Stefano e D’anna


Gerçek insan için diğerleri ile olan karşılaşmalar, kendini tanıma, kendi tamamlanmamışlığını keşfetme ve onu iyileştirme amacı güden bir taktik oyunundan ibaret.

STEFANO E. D’ANNA

Bu yazı, derginin ocak sayısında ‘Tek Başınalık’ konusu üzerine yola çıkardığım düşünceler kervanının devamı niteliğindedir. Tek başınalık ve başkaları, yaşamımızın en ilgi çekici kutuplaşmasıdır. Tıpkı aydınlık ve karanlık, korku ve sevgi, yaşam ve ölüm gibi, en can alıcı ikiliktir. Biri varken diğeri gerçekleşemez.

Hiçbir okul, ebeveyn, akıl hocası, öğretmen ya da üniversite; bize, diğer kişilerin ne anlama geldiğini, neyi ifade ettiklerini ve neye hizmet ettiklerini öğretmedi. Dahası, hiç kimse, onlardan nasıl faydalanacağımız, onları nasıl idare edeceğimiz konusunda bizleri bilgilendirmedi. Diğerleri, senin dünyadaki yansımalarındır ve karşılaştığın her kimse senin ayna tarafından yakalanmış, uçuşan görüntünden ibaret olacaktır. Gerçekte, sen sadece kendinle karşılaşabilirsin. Karşılaştığın her kimse, o sensin. Bunun farkına varırsan, karşılaştığın her insan, gaddarca bir katiyetle sana kim olduğunu, kaderinin ne olduğunu anlatmaya muktedir, Delfi Tapınağı’ndaki ayini yöneten kâhin Pythia halini alır. Birkaç dakika içerisinde kendini keşfedebilir, kendin ve hatta öteki hakkında her şeyi bilebilirsin. Karşılaştığın her kişinin ve onunla benzer düşüncelere sahip başkalarının kaderini anlayabilirsin. Kendini ne kadar çok tanırsan, dış dünya ve diğerleri senin için o kadar anlaşılır olur.

İçsel mesafe

Dreamer’dan öğrendiğim ve ‘Tanrılar Okulu’ kitabında kaleme aldığım konular arasında en hayranlık uyandıranlardan biri, şimdi anlatacaklarımın ortaya çıkmasıydı; bir karşılaşma, görünenin ve ele alınan konunun tül gibi ince tabakasının ötesinde içsel bir mesafeyi ölçer, içindeki sen ve kendin arasında var olan mesafenin dışarıya vurumudur. Diğerleri ile karşılaşmanın en gerçek ve en kazançlı neticesi budur. Gerçek çalışma yapıldığında, bu açıklığı kapatarak, kendi içindeki bu mesafeyi kat ederek, dünyanın çeşitliliğinin azaldığını ve diğerlerinin sayısının artık ihtiyaç duyulmayan araç gereçler gibi hayatından kaybolana dek yavaş yavaş yok olduğunu göreceksin.

Kendimden ne kadar çok uzaklaşırsam, aradaki bu mesafe, o kadar çok başkalarıyla, sıradanlıkla, sayısız zorluklarla ve çoğu hoş olmayan olaylar karmaşası ile dolu olmak durumunda kalır. İçimdeki uzaklığı ne kadar çok kapatırsam, dünya kendimle arama o kadar az nüfuz edebilir. Bu anlayış olmadan insanlar birbirleriyle uyur gezer halde, yani kaygılar içinde, sıkıntılı, şüphe ve korkularıyla kederlenmiş ve gündelik ahenksizlikleri içinde kaybolmuş biçimde karşılaşırlar. Ve bu karşılaşmalardan, kişinin kendi sıradanlığını ve yalanlarını yok ederek, kendi hâkimiyetini ele geçirmesi anlamına gelen tek gerçeği ve kalıcı faydayı sağlamak yerine, amaçlarını; anlamsız, beyhude ve dışsal menfaatlerini elde etme niyetiyle bir araya gelirler. İnsanlar kendilerini ne kadar çok gerçekleştirmeye, iktisadi ve ticari faaliyetleri görüşmeye ya da görünürde önemli olan kararları almaya adamış olsalar dahi, gelişmiş bir kişinin bakış açısı doğrultusunda incik boncuk, ıvır zıvır ya da çer çöp üzerine müzakere ve pazarlık etmekle meşgul, uygarlıktan nasibini almamış bireylerden biraz daha hallice bir görünüme sahip olurlar.

Sorumlu sizsiniz

Olaylara anlam yükleyen, hayatınızı kalabalıklaştıran insanları yaratan sizlersiniz. Onların manevi, insani niteliklerinden, eylem ve tepkilerinden, anlayışından siz sorumlusunuz. İster bir saniye, ister bir ömür boyu sürsün; onları aydınlatmak ya da karanlıkta bırakmak sizlerin elindedir. Onları hem hızlandırabilir hem de yavaşlatabilirsiniz. Hayatınızda tutabileceğiniz gibi, gitmelerine de izin verebilirsiniz. Dünya, sadece size dayalı olarak insanların var olduğu ve olayların gerçekleştiği ışık ve gölge oyunudur.

Gerçek insan için diğerleri ile olan karşılaşmalar, kendini tanıma, kendi tamamlanmamışlığını keşfetme ve onu iyileştirme amacı güden bir taktik oyunundan ibaret.

Kusursuzluk için hazırlanmalısınız

Diğerleri kendi suretimizi yansıtan aynalardır. Diğerleri, oluşumuzu görünür yapan, psikolojimizin cisimleşmiş halidir. Gerçekte diğerleri, -içinde bulunduğunuz duruma bağlı olarak- ya kaygılarınızı, kararsızlıklarınızı, ızdırabınızı ve korkularınızı, ya da bağımsızlık halinizi, huzurunuzu ve kararlılığınızı yansıtır. Böyle bir farkındalık, -ona karşılık gelen oluş hallerini yaşarsak- istikrarlı, temiz ve ahenkli bir dünya ile karşılaşmamıza olanak sağlayacaktır.

Diğerleri bizim ‘oluş’ durumumuzun yansımalarıdır. Birtakım durumların içimizden yok olması demek, birtakım olayların ve insanların yaşamımızdan yok olması demektir. Saygın, dengeli ve parlak bir yaşama geçmeye hazır olmayan insanlık için, sadece olumsuzluk ve usanç dünyasına geçiş mümkün olabilir.

Tamamlanmamış kimse, kendisi ile baş başa kalmaya, kendi kendisine eşlik etmeye tahammül edemez; dolayısıyla her zaman için dış dünyaya yönelir. Onun bu eksik, suçlu hali, kendisini sürekli olarak başkalarını aramaya, mütemadiyen beklenti halinde olmaya ve daima bir şeylerin gerçekleşmesini beklemeye teşvik eder. ‘Oluş’un yükselmesini besleyen bir durum olan tek başına olma hali, hazır olmayan insanlara sıkıcı gelir; çünkü bu hal, duyguları sımsıkı kontrol altına alarak, insanları, olayların, koşulların ve hepsinden öte diğerlerinin yokluğuna yönelterek sükûnete doğru yol alır. Kusursuzluk için hazırlanmalısınız; yoksa o bir gölge, bir korku, bir tehdit kılığında yaşamınıza girecektir. Bu duruma hazırlıksız olan kişi sıkıntıdan boğulur. ‘Oluş’un birliğini ve dinginliğini, hareketsizlik ve başıboşluk olarak değerlendirir. Etrafındaki dünyanın yegâne sorumlusunun kendisi olduğunu fark eden sıradan bir insan, kendisini sıkışmış, boğulmuş hisseder.

Başkaları tarafından gerçekleştirilen bir dünyada, kendi kaderinin ‘usta’sı olma sorumluluğunu üstlenmek yerine bu yaratımın, bu gölgelerin sadece bir parçası olduğuna inanmayı tercih eder; çünkü Yaratan olmak ve düşleyen olmak hali bu kişi için fazlasıyla güçlüdür. Bir ‘düşleyen’in yaşamında kararsızlığın en ufak bir atomuna yer yoktur. Bunu kavradığınızda kendinizi, ya haklı çıkarmalar, yakınmalar ve suçlamalarla uykuya teslim edeceksiniz, ya da gelişiminize ve ilerlemenize adayacaksınız.

Kendine yönel… Eğitimimiz bu olmalıdır. Orada, dışarıda hiçbir şey olmadığının farkına varmalısın. Soracak kimse yok. Sana gideceğin yolu gösterecek kimse yok. Başkalarının senin için bir şey yapamayacağını anladığın an özgür olursun. Nihayet o zaman kendinden, eşsizliğinden ve özgünlüğünden beslenecek özgürlüğe kavuşursun.

Yenilmişlik duygusu

Buna karşılık sıradan insanlar, başkalarıyla beraber olma özlemi duyarlar; sürekli olarak kendilerine eşlik edecek birilerinin arayışındadırlar. Bir kimse restorana, sinemaya ya da gece kulübüne tek sebeple gider: Başkaları ile karşılaşmak. Ve her defasında eve yenilmişlik duygusuyla döner. Çünkü karşılaştığı diğerleri, aslında zaman içindeki kendisidir. Diğerleri zamandır. Diğerleri onun yakasını bırakmayan geçmişidir.

Zafer, hiç değişmeden tek olabilmektir. İnsanlar yalnız kalmamak için, yalnızlıklarının üstesinden gelmek, bir başkasında mutluluğu bulmak için evlenirler. Ancak birbirine tutunan iki tamamlanmamış insan, birbirlerini tamamlayabileceklerini, birlikte bir bütün olabileceklerini düşünerek kendilerini aldatırlar. Zira iki eksik insanın birliğinin neticesi eksikliğin karesidir.

Seyyar cennet

Sıradan insanlar, özellikle de gençler mutluluğun gerçekte içsel bir mesele olduğunun farkında değiller. Mutluluk sadece bu anın isteyerek gerçekleştirilen seçimidir ve zaman içinde olamaz, başka bir kişi ile birlikte yaratılamaz. Bu imkânsızdır. Sadece sen, zamanın yokluğunda, öze dönerek, birliğine yeniden kavuşarak mutlu olabilirsin. Bütünlüğün çoğul hali yoktur. Bütünlük, iki ya da üç kişi ile birlikte elde edilemez. Tıpkı bir kişinin, iki ya da üç kişi ile birlikte sağlıklı ya da mutlu olamayacağı gibi. Bütünlüğünün, doğruluğunun, mutluluğunun seviyesini alçaltırsan, yaşam parçalara bölünür, bir kaleydeskop halini alır. Masumiyet, bütünlüğe dönüştür, bir geri sarmadır. Bütünlüğe ne kadar çok yaklaşırsan, başkalarına o kadar az bel bağlarsın, diğerlerine o kadar az ihtiyaç duyarsın; ta ki kendi tabiatına ulaşana dek. Kendi başına olmanın alternatifi yoktur; kalabalıkların ortasında, pazar yeri karmaşasında bile sürdürebileceğin, koruyabileceğin minnet halidir.

Zamandan bağımsız olmak, yaşamı son derece kolaylaştırır. Kendinizi zamandan özgürleştirin. Kendinizi diğerlerine duyduğunuz hipnotik ihtiyaçtan arındırın. İçinizdeki cennete ulaşmak için kendinizi eğitin. Cennette yaşamanızı sağlayacak ne bir rol, ne bir arkadaş ne de bir ilişki var. Sadece siz, kendiniz bunu başarabilirsiniz.

Hiçbir evlilik, müzik, uyuşturucu madde ya da cinsel birleşim, size mutluluğu ve cenneti vaat edemez. Hiçbir siyaset, din, rahip, usta, guru… Bunu sadece siz gerçekleştirebilirsiniz.

http://www.tempomag.com.tr/yazarlar/makale/55685.aspx

Reklamlar

Yararlı, Yardımcı Suplemanlar ve Bitkiler


Chlorella (Çilorella): 

En iyi beş gıdadan biridir. Genel bir süper gıda olan Chlorella vücuttan ağır metalları çeker, bağırsakları temizler. Tek hücreli bir su yosunudur.

Balık Yağları:

En iyi beş gıdadan biridir.  Tıpkı arabaların yağa ihtiyacı olduğu gibi insanlarda bu iyi yağlar olmadan yaşayamazlar. Beynin iyi çalışmasını sağlar, açıklık, konsantrasyon ve hafızayı güçlendirir. Üreme organlarını şifalar, modumuzu iyileştirir, mental rahatsızlıkları iyileştirir, cildi güzelleştirir. Özellikle eklem ve dizleri ağrıyanların balık yağı kullanmaları tavsiye olunur.

Not: Balık yağları bilenenin aksine şişmanlatmaz, et yağları şişmanlatır.

Multivitamin:

En iyi beş gıdadan biridir. Genel sağlığı artırır, direnç kazandırır.

Acılar (Bitters):

En iyi beş gıdadan biridir. Düzgün sindirimi sağlayarak genel sağlığımızı güçlendirir, karaciğeri nazikçe temizler ve atılımı destekler.  Bu gruptaki bitkilerin tadları acı olmasından dolayı onlara ‘bitters’ yani ‘acılar’ denmektedir. Safra salgısını artıtırlar ve pankreasa da yardımcı olurlar. Örneğin; radika (Cichorium intybus), yılan otu (Gentiana lutea), karahindiba (Taraxacum officinale), kediotu (Valeriana officinalis), acı marul (Lactuca virosa), meyan köküdür. (Glycyrrhiza glabra)

http://www.herbs2000.com/h_menu/bitter_princ.htm


Reishi Mantarı (Ganoderma Lucidum): 

En iyi beş gıdadan biridir. Stresi, anksiyeteyi ve endişeleri şifalar. Bütün bedene faydalıdır. Kan şekeri düzensizliklerinde, yüksek kolestrolde, kalp hastalıklarında, yüksek tansiyonda ve kanser tedavisinde etkilidir. Bağışıklık sistemimizi artırır.

Rhodiola (Rhodiola Rosea): 

Adrenal bezlerin aşırı çalışmasından kaynaklanan yorgunluğu giderir. Stress, hafiza, atletler ve konsantrasyon için faydalıdır.

http://www.anti-aging-guide.com/RhodiolaRosea.html

Sibirya Ginsengi:

Güçlü bir bağışıklık ve direnç artırıcıdır. Stresli, gergin sinirleri yatıştırır. Genel enerjiyi artırır.

http://www.bhia.org/articles/food-supplements/siberianginseng.html

B Vitamini complex:

Stres, anksiyete ve yorgunluğa iyi gelir. B vitamini sinirlerimizi besler. Sindirimimizi kuvvetlendirir. Cild, saç ve tırnaklarımızı güçlendirir.

Kelp: 

Tiroid bezleri hastalıklarında kullanılır. Bağışıklık sistemini artırır. Romatizma ağrıları için de kullanılır. Kalsiyum ve iyot deposudur.

Meyan kökü (Glycyrrhiza glabra):

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Faydaları çok fazladır, pek çok hastalığın tedavisinde kullanılır. Genel kullanım alanı stres, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve adrenal bezlerinin yorgunluğudur. Akciğer ve solunum hastalıklarına da iyi gelir.

http://www.nutritional-supplements-health-guide.com/benefits-of-licorice.html

Celtic Deniz Tuzu:

Elektrolitleri fazladır. Susuzluktan oluşan baş ağrılarına iyi gelir. Su bardağınıza bir tutam eklemeniz yeterlidir.

Astragalus:

Bağılıklığı artırır. Derin iltihaplanmalar için iyidir. Spğuk algınlığı ve boğaz ağrılarına iyi gelir.

http://herbs.lovetoknow.com/Benefits_of_Astragalus

Kedi Tırnağı/Cats Claw:

Enerji sağlar, virüsleri öldürür, AIDS hastalığında, romatizmada kullanılır… genel bir toniktir.

http://www.vitaminstuff.com/herbs-cats-claw.html

KB bitkisi Wild Rose firması:

Böbrekleri ve mesane rahatsızlıklarında kullanılır. Kulak çınlaması (tinnitus), prostat ve genel enerji içindir. Günde iki kez 2-3 tablet kullanılır.

http://www.wrc.net/store/ProductDetails.aspx?productID=428

Not: Belirttiğim diğer ilave sağlık ürünlerini üzerinde yazıldığı gibi veya bir sağlık uygulayıcı bilen kişisinin tavsiye ettiği gibi kullanılmalıdır.

Adaçayı


Salvia officinalis L.

Diş otu, Dadırak (Erzurum); Yılancık (İstanbul); Zeytin Yapraklı Adaçayı (Mersin); Kürt Reyhanı, Karaot (İkizdere-Rize,Van); Elmacık/Almecik (Datça); Elma Çalısı (Bodrum).

‘Eski çağlarda ateşli hastalıklarda ve kolera gibi salgınlarda kullanılırmışım. Romalılar beni kutsal kabul eder, yılan ısırmasını bile benimle tedavi eder, Araplar ise bahçesinde adaçayı olanların uzun ömürlü olacağına inanırmış. Güçlendirici olarak kullanabileceğiniz keyifli bir şarap tarifi:

Bir litre kırmızı şarabı kaynatın ve iki avuç adaçayı yaprağının üzerine dökün. On beş dakika demlendirdikten sonra süzün, dilerseniz şeker ve balla tatlandırın ve yemeklerden sonra birer küçük bardak için. * Bu içeceğin mucidi ben değilim, ünlü Fransız bitkibilimci Maurice Mesegue! Yani içerken bana değil, ona kadeh kaldırabilirsiniz. Kızılderililer törenlerinde adaçayı dalları yakarak ortamı kötü ruhlardan arındırır, Datçalılar eski zamanlarda kuruttukları adaçayı yapraklarını ovalayıp sarar ve sigara gibi içermiş.* Yine Datça’da kurban bayramlarında evlerde kazanlarda et kaynar, bayram bitiminde et kokusunu alsın diye ( diğer zamanlarda da islenen kap kaçağı parlatmak için aynı yöntem uygulanırmış) adaçyı dalları külle karıştırılır ve kazanların içi, dışı bu külle temizlenirmiş.*

*: Messegue, 1998, s. 298

*: Kaynak kişi: Semra Geremeli, Datça’da Hayatın içinden Bitkiler, Datça Yerel Tarih Derneği, Datça, 2008.

*: Kaynak kişi: Meray Yeşiltaş (Kahraman ve arkadaşları, 2008)

Tijen İnaltong’un yazdığı Mutfaktaki Yaban, Anadolu’nun Yenen Otları, YKY, 2008 kitabından alıntıdır.

Bitkilerle ilgilen arkadaşlarıma bu kitabı tavsiye ediyorum, çok eğlenceli ve aynı zamanda bilgilendirici, doğru bilgiler yansıtan bir ot kitabı olduğunu söyleyebilirim.

 

Kuşüzümü




 

 

 

 

 

 

 

 

Black Current/ Ribes Nigrum / Kuşüzümü

Aile / Karmik Bağlar

Pozitif yetenekleri: Kişiyi ruhsal kimliğine bağlar; yedi göbek atalarımıza şifa sağlar.

Dengesi bozuldugunda: Kimlik kayması, kaybolmasıyla ilgili derin korkular; egoyu kaybetmekten ve var olamama korkusu; yedi gönek atalardan gelen enkazları iyileştirme.

 

 

Merlin’den Dersler 2


Büyücü, gelip geçen dünyaları seyreder 

ama Ruhu ışığın krallığında yaşar.

İzlenenler değişir; izleyen değişmez.

Bedeniniz, anılarınızın ev dediği yerdir.

Hepimizin içindeki büyücüye Tanık da denilebilir. Tanığın rolü değişen dünyaya karışmak değil, onu görüp anlamaktır.

Göreli dünyada görebildiğimiz, duyabildiğimiz veya dokunabildiğimiz herşeyin temeli enerji ve bilgiye dayanır.

En derin anlamıyla görme,uykudayken veya rüya görüyorken de gerçekleşebilir, çünkü görmek demek, evrensel zeka’nın farkında olmak demektir. Tam bir tanık olduğumuzda her şey anlaşılır.

İçimizdeki büyücüyle karşılaşmadan önce hepimiz öğrenmek için duyularımıza ve zihnimize bağlı kalırız.  Bu, öğrenilmiş bir bilgidir. Bizi ilgilendiren şeylere göre kataloglanıp hafızaya kaydedilmiştir; bu yüzden seçicidir. Büyücünün bilgisi ise içten gelir.

Işık, varlığın yüksek durumları için kullanılan bir mecazdır. Birisi ölüme yakın bir deneyim yaşayıp “Işığı gördüm” dediğinde, benliğinin daha ince bir durumunu deneyimlediğini söylemek ister. Diğerleri buna cennet veya başka bir alem diyebilir, ama büyücü için şu sıradan dünya bile zaten yalnızca bir görüntüdür.  O da farkındalıktan yansımıştır.

“Tüm farkındalıklar ışıktır” dedi Merlin, “tüm ışık farkındalıktır.” Dünyayı cennetten, zihni maddeden, gerçeği gerçek olmayandan ayırmak için oluşturduğumuz duvarlar kendimizi rahatlatmak için örülmüştür. Bunları, yarattığımız kadar kolay bir şekilde yıkabiliriz de.

Bilgi, farkındalığın saklanabilir halde belirmesidir; bu kitap(yazı) gibi. Bir kitabın ne olduğunu bilmeseydiniz, onun garip bir şifreyle yazılmış işaretler topluluğu olduğunu söyleyecektiniz ki o aslında bir farkındalık düzeyinin diğer bir farkındalık düzeyiyle haberleşmesini sağlayan kanaldır.

Merlin için tüm dünya kendi kendiyle konuştuğu bir yerdir. “Eğer herhangi bir şeyi unutursan” diye Arthur’a tembihledi, “orman sana hatırlatır.”

“Ormanın hatırlatmadığı birçok şey var unuttuğum” diye itiraz etti çocuk.

“Doğru değil” dedi Merlin. “Unutabileceğin tek şey kendinsin ve o her ağacın altında bulunabilir.”

Dünya niye var? Çünkü engin bir bilinç(consciousness), hayatın şifresini yazıp sınırsızlığını zaman sayfasında açıklamak istedi. Büyücünün, bedeninin nerede bittiğini ve dünyanın nereden başladığını  söylememesi şaşılacak bir şey değildir. Siz mi bu yazıyı hayal ediyorsunuz, yoksa bu yazı mı sizi?

“Büyücünün Yolu”, Deepak Chopra. Dharma Yayınları.  Çev: Levent Kartal. 1999


Meleklerden Mesaj Almak


Melekler yaratılışın görünmez güçleridir ve bu görünmeyen dünyayla bizim aramızdaki ilk bağ, koruyucu meleklerimizdir. Koruyucu meleklerimizin görevi bizi eğitmek ve yönlendirmektir. Öğrendiğimiz bilgilerin üzerine bilgi eklememize yardımcı olurlar.  Bilgileri birbirlerine bağlarlar ve Tanrının yaratımının temel iç görülerini ve altında yatan motifleri keşfetmemize yardım ederler. Meleksel yükseliş rüyalarınızda ortaya çıkabilir ya da uyandıktan hemen sonra hatırladıklarınız mesaj olarak gelebilir fakat meleksel ilhamı daha bilinçli almak istiyorsanız size bu yöntemi anlatacağım.

Bu konuda önemli olan koruyucu meleğinizle aranızda güvene ve karşılıklı saygıya dayanan, güçlü ve sevecen bir arkadaşlık bağı oluşturmanızdır. Bu sizin meleksel bilincinizi geliştirmenizi ve tanıyabilmenizi sağlar. Uygun şekilde koryucu meleğinize bağlanarak titreşiminizi yükselttiğinizde, diğer meleklerle bağlantınızda kolaylaşacaktır.

Unutmayın meleklerle bağlanmak kişisel işlevselliğinizi ve evrenselliğinizi geliştirir. 

Koruyucu meleğinizin tonu her zaman sevecen ve destekleyicidir. Bütün melekler, istisnasız, sizin özgür iradenize ve yüceliğinize saygı duyarlar. Melekleriniz asla otoriter ve emir veren bir tonda konuşmazlar ve sizin için kararlar vermezler.  Eğer gelen mesajlar saygılı değilse, kendinizi yönetim altında hissediyorsanız yada dışşal bir güç tarafından kontrol ediliyormuşsunuz gibi hissediyorsanız, hemen bu enerjiyle bağınızı kesmelisiniz, hemen durmalısınız.

Sizinle koruyucu meleğiniz arasında her zaman bilindik bir bağ vardır; öyle ki bu enerjiye o kadar alışkınsınızdır ki, bazen mesaj aldığınızı ayırt edemezsiniz. İşte bu yüzden koruyucu meleğiniz en iyi mesaj kaynağıdır.

Mesaj Alma

Gerekenler

Kağıt ve kalem

Ne Yapılacak

  1. Kağıt ve kaleminizi hazır tutun yada bilgisayarınızın önünde oturun. Sorularınızı yazarak hazırlayın.
  2. Kendinizi sakinleştirin ve gevşeyin. Kendinizi merkezleyin, topraklayın ve kendinize odaklanın.
  3. Zihninizi sakinleştirin, kalbinizi açın ve koruyucu meleğinizi çağırın.
  4. Korucu meleğinize sizin için harmonik bir kanal açmasını isteyin.
  5. Aklınıza gelen her şeyi yazın. (Gelen hiçbir şeyi sansürlemeyin ve durdurmayın.)
  6. Bu seansın sonunda enerji alanınızın daha fazla ışık taşıyacağını hatırlayın. -Spiritüel bilgi her zaman ışığın içine kodlanmıştır.-

Kaynak olarak “The Angel Bible”, Hazel Raven. Sterling Publishing, 2006. kullanilarak serbest ceviridir.

2010 in review


The stats helper monkeys at WordPress.com mulled over how this blog did in 2010, and here’s a high level summary of its overall blog health:

Healthy blog!

The Blog-Health-o-Meter™ reads Wow.

Crunchy numbers

Featured image

A Boeing 747-400 passenger jet can hold 416 passengers. This blog was viewed about 4,400 times in 2010. That’s about 11 full 747s.

In 2010, there were 60 new posts, not bad for the first year! There were 227 pictures uploaded, taking up a total of 19mb. That’s about 4 pictures per week.

The busiest day of the year was August 22nd with 339 views. The most popular post that day was 12 Tehlikeli Gida Katki Maddesi!!!.

Where did they come from?

The top referring sites in 2010 were facebook.com, stumbleupon.com, WordPress Dashboard, google.com.tr, and images.yandex.ru.

Some visitors came searching, mostly for unlu mamüller, athena, iç salgı bezleri, kanın vücutta dolaşımı, and endokrin sistem.

Attractions in 2010

These are the posts and pages that got the most views in 2010.

1

12 Tehlikeli Gida Katki Maddesi!!! August 2010
5 comments

2

Raw Food / Pismemis Gida Diyeti August 2010
2 comments

3

Hakkimda March 2010
6 comments

4

Geri Dönüşüm/Recycling November 2010

5

Athena September 2010

%d blogcu bunu beğendi: