Cadi Kilerindeki Ana Malzemeler


 

 

 


Anason: Kehanet, ruhsal eylemler, gorunmezlik

Elma: Sevgi, basari, sifa

Feslegen: Refah, sevgi.

Defne: Sans, yasal islemler.

Papatya: Uyku, kehanet ruyalari, aciyi rahatlatir.

Tarcin: Stimulan, temizleyici, aforozlayan, sifalayan, psisik farkindalik, zenginlik.

Karanfil: Arindirici, sifalayici, zenginlik, guc.

Dereotu: Zenginlik, sevgi

Sarimsak: Sifalayici, koruma, kovma, irade.

Zencefil: Enerji, sifayici, basari, mide rahatsizliklarini iyi gelen.

Lavanta: Baris, sinirleri yatistiran, meditasyon, aciklik, konsantrasyon.

Limon: Arindirici, sifalayici, canlandirici.

Mercankosk: Baris, denge, sakinlestirici.

Nane: Stimulan veya rahatlatici, konsantrasyon, arindirici, iletisim, refah.

Muskat: Psisik farkindalik, sevgi, kehanet ruyalari.

Portakal: Nese, sevgi, baris, sifalayici, arindirici, basari, etkileyicilik.

Maydanoz: Enerji, sifa

Biber: Kovucu, stimulan, arindirici, sifalayici, refah, seksuel ask.

Kekik: Ruhlari cagirma, meditativ trans.

Gul: Sevgi, kutsama, sifalayici.

Biberiye: Sevgi, hafiza artirici, konsantrasyon, guc, kutsama, arindirma, topraklama.

Adacayi: Arindirici, kovucum sifalayici, kutsama, disi enerji, topraklama.

Vanilya: Istek, oz-sevgi, nese.

Renkler

Beyaz: Koruma, negatifligi defetme, dusunce temizligi, baris, kutsama, meditasyon.

Siyah: Koruma, enerji cekme, psisik gucler, negatifligi kovma, guc.

Gri: Gorunmezlik, karmasa yaratmak, sihir.

Kirmizi: Ask, sevgi, tutku, sifa, koruma, fuc, Ates.

Pembe: Sevgi, nezakat, eglence.

Portakal rengi: Ilham, enerji, nese, arkadaslik, Gunes enerjisi.

Sari: Zeka, iletisim, Hava.

Yesil: Bereket, Buyume, sifa, Toprak.

Mavi: Spirituality, duygulari sakinlestirme, Su, Ates.

Kahverengi: Topraklama, sifa, hayvanlar, Toprak.

Indigo mavisi: Psisik gucler, ruhsal isler, gorunmezlik, spirituelligi artirma.

Violet/Menekse rengi: Magick, buyu, psisik gucler, anksiyete sakinlestirici.

Gumus rengi: Psisik gucler, Ay enerjisi, negatif enerjisi kovar, parlar, gorunmezlik verir.

Altin rengi: Sifa, Gunes enerjisi, enerji artirir, kutsar.

Kaynak: Where to Park Your Broomstick, A Teen’s Guide to Witchcraft. Lauren Manoy. Fireside Publishing. Amerika. 2002.

Reklamlar

Bas Melek Chamuel (Samuel)


‘Chamuel’in kelime olarak anlami Ibranice lenachem kelimesinden turemektedir ve ‘teselli etmek, sefkat gostermek’ anlamina gelir. Rengi cok acik yesil ve/ya pembedir ki bu ilahi sevginin isaretidir.

Onun kadim ismi hayirseverliktir. Sevgiyi, sefkati, merhameti, yaraticiligi ve affediciligi ifade eder. Eger Samuel’i cagirirsaniz, size bencillik, kisisel-sevgisizlik, kisisel ayiplama ve dusuk oz guven gibi duygularin erimesi icin yardim eder. Tanri’nin isigini size daha cok yansitir.

Basmelek Samuel ozellikle iliskiler baglaminda bize yardimci olur. Yeni bir arkadaslik, bozulan dostluklarin yenilenmesi ve genel olarak baskalariyla iyi gecinme icin gerekli enerjileri gonderir. Yanlis anlasilmalar ve kotu niyetli insanlardan korunmak icin ondan korunma da isteyebilirsiniz.

Kaybettiginiz yada bulmak istediginiz seyler icin de Samuel’e basvurabilirsiniz. Ornegin, kaybettiginiz anahtarlariniz yada yeni bir is icin ona dilekte bulunun. ‘Basmelek Samuel lutfen ……….. (kaybettiginiz neyse) bulmam icin bana yardim et. Sana tesekkur ederim, Seni seviyorum.’ diyebilirsiniz kisaca. Sonra gozlerinizi kapatin ve icinize dogan koselere, yerlere gidin. Sasiracaksiniz.

Eger yasadiginiz bolgede irksal, etnik sorunlar yasiyorsaniz, Samuel o konuda da size yardimci olacaktir. O bolgeyi sevgisiyle temizlemek icin sizden mesaj bekliyor.

Sevgi naziktir, kibardir, kirilgandir, tipki bir annenin cocuguna duygu sevgi gibi saftir ancak anti-sevgi olan nefret, depresyon, bagimlilik, acimazsizlik gibi duygularla savasirken basmelek Samuel yakut kirmizisi pelerinini giyer, sevgisi sert olabilir.

Nikotin istegi veya dusuk ozguven gibi duygularla karsilasiyorsaniz, BasMelek Samuel’in parlak isigini cagirin kendinize. Meditasyon yapin, meleklerinizden mesajlar dileyin. Yeni kapilari acin, eskileri kapayin. Yeniliklere hazir olun.

‘Yuce Allah’in ismiyle, Ben Ben’im, Bas Melek Samuel’in adiyla: Anti-sevgi gucleri yok olsunlar.’ Sevgiye ait olmayan guclerin kaybolmalari icin bu son cumleyi dokuz kez daha tekrar edebilirsiniz.

Samuel iletisimin duayenidir. Eger basarili bir toplanti gecirmek istiyorsaniz, yada cocuklarinizla onemli bir konudan bahsetmek istiyorsaniz Samuel’i cagirin. Sabahlari uyandiginizda meleklerinizden yardim isteyin. Gununuzun daha yumusak gecmesi icin dua edin. Sevgiyle kalin!

Kaynak: http://www.spiritual-encyclopedia.com/archangel-chamuel.html

 

 

 

 

Kanser ve Otto Warburg Buluşu


Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg’un buluşunu öğrenir. 1930’lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg’a Nobel Ödülü kazandırmıştır. 

Otto Warburg’a göre kanserin bir temel sebebi vardır. Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz –anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir. Warburg’un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır? Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir. Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin birmayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur.

Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür.


Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:

Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı
açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa. ..

Proteinlerden şeker
Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir. Kaşeksia vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden) “glükoneogenez” (yeniden glükoz yapımı) işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker.

Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size? Yani
karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak? Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar) çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki
bağlantıyı görmüştür. Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü şeker kanseri beslemektedir.
Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir?
Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu
düşünmektedir. Belki Otto Warburg’un buluşunu duymuştur ama
geri kalan parçaları tamamlayamamış tır. Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey
öğrenmemiştir. Aslında 1978’e kadar ABD’nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi
olmadığını iddia etmekteydi!! !!

Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate
değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri ‘Laetrile’dir. Kaşeksialı
hastaların yüzde 50’den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir. Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir “akıllı bomba” üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile
karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi
serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir. Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten
kaçınır. Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!


Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil. 

Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz.
Tatlandırıcıları n da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı.
Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine ” Sağlığa
zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır.” ibaresinin konmasını şart koştu.
Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.

(Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok).
Kaynak: International Wellness Directory

Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı? İngiltere’de 1815’de 5 kg cıvarında olan kişi başına
yıllık çay şekeri tüketimi 1970’de 50 kg ‘ın üzerine çıkmıştır. 1970-2000 yılları arasında ABD
vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.

Türkiye’deki durum da artık çok farklı değildir. Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un
kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.

Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;

* Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
* Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
* Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyetini uygulayın.
* Bol taze sebze ve meyve yiyin.
* Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.
* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin.
* Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
* Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse marda (?) sütü
kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
* Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
* Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
* Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).
* Stresten uzak durun.
* İyi uyuyun.
* Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
* D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.
* Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
* Aşırı alkol kullanmayın.
* İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
* Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme)
ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
* Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler !!!!
* Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha    sonraki tercihlerdir.
* Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

Prof. Dr. Ahmet AYDIN
İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı

 

Kendine karşı dürüst olmak


Oldugun ve inandigin gibi ol! Kendini sevdigin zaman kendine karsi durust olmak cok kolay.

Tipki kendisini sevemeyen baskasini da sevemeyecegi gibi kendine durust olmayan baskalarina da durust olmaz.

Her kimsen o ol. Kendini oldugun gibi kabul edebilme cesaretini goster ve baskalarinin sana nasil sen olman gerektigi gibi dusuncelerini kabul etme. Baskalarinin onayve kabulunu kazanmak icin harekete gecme ve baskalari gibi olmaya calisma.

Kendi gercegine ters dusen, seni yansitmayan seyler yaptigin zaman kendini mutlu hissetmezsin ve kafan karisir. Cunku kimi yada nasil memnun edecegini bilemezsin.

Kendine saygi, kendine durust olmaktan ve kendi gercek dogana gore hareket etmekten gelir.

Kendine saygi duydugun zaman, baskalari da sana saygi duyar. Cunku senin guclu, kendini savunabilen ve inanclari dogrultusunda sinirlarini cizebilen biri oldugunu hissederler.

Kendine durust oldugunda bireyselliginin ve benzersizliginin parlamasina izin verirsin. Baskalarinin fikirlerine saygi duyarsin ama basmakalip insanlara ve onlarin senden beklentilerine uymazsin.

Kendine karsi durust olmak cesaret gerektirir. Intropektif/ic gozlemsel, samimi, acik fikirli ve adil olmayi gerektirir. Baskalarini dusunmuyor ya da saygisizlik yapiyorsun anlamina gelmez bu. Aksine baskalarinin seni tanimlamalarina izin vermemek yada senin yerine karar almalarini onlemek demektir.

Icinizde en iyi neyse, ona karsi gercekci davranin ve hayatinizi en yuksek hayriniza ve isteklerinize gore tutarli yasayin. Cok basarili insanlarin hayatlarina baktigimiz zaman kendilerini ifade etme cesaretini gosterdiklerini ve karsiliginda hem kendilerinin hem cevrelerinin deneyimlerini ve bakis acilarini genislettiklerini goruruz.

Kendine karsi durust olmak icin ipuclari:

  • Her kimsen o ol. Mevlana’nin dedigi gibi ya oldugun gibi gorun, yada gorundugun gibi ol.
  • Kendi deger sistemini takip et ve sağduyunu koru.
  • Baskalarinin tavsiyelerini dinle ama kendi kararini kendin ver.
  • Kendi essiz yeteneklerini farket, onlari gelistir ve takdir et.
  • Inandigin seyleri savun; bu sana saygi kazandirir.
  • ‘Farkli’ olmanin bir hediye oldugunu bil.
  • Kendin olarak baskalarini da zenginlestirdigini anla.

Kaynak: http://www.essentiallifeskills.net/betruetoyourself.html

%d blogcu bunu beğendi: