Başmelek Mikail’den Mesaj LM-7-2011


Başmelek Mikail’den Mesaj LM-7-2011

“YÜKSELİŞ İŞLEMİ”

Ronna Herman kanalıyla aktarılmıştır

Sevgili üstatlar, her şeyden önce YÜKSELİŞİN NE OLMADIĞINI açıklığa kavuşturmak istiyoruz. Şu andaki evrim durumunuzda, fiziksel bedenin yükselişi yalnızca insanlığın yüksek bilincin sonraki seviyesine yükselişi için yolu açmış olan birkaç çok ileri avatar için mümkündür. Birçok harika avatar ve melek alemi ile birlikte sevgili Jeshua bu olağanüstü süreç için zemin hazırladı ve Yaratıcı Işığın Kozmik Tohumlarını ekti.

Bu zamanda fiziksel bedende yükselmek için, fiziksel bedeninizin İlahi Işık frekanslarına dönüşümünü tamamlamalıydınız ve Ruhsal Şarkınızın armoniklerini beşinci boyutun en yüksek planlarının ve üstünün armoniklerine yükseltmeliydiniz. Tek bir ömürde üçüncü/dördüncü boyut fiziksel bedenin yoğunluğunu Işığın beşinci boyut bedenine dönüştürmenin mümkün olduğunu sanmak hayaldir.

Sizler, öncüler, Yıldız Tohumları, 2,000 yıldan fazla bir süre önce Dünyaya ekilmiş olan yükseliş Tohumlarını aktive etmek için Işığın Adamantine parçacıklarını, yakıtı sağlıyorsunuz. İnsanlık bir arınma aşamasında, bilincin daha büyük genişlemesine hazırlıktadır, bu Dünyayı süpürürken ve sonuç olarak üssel olarak hızlanırken çok daha fazla sayıda Ruhu etkiliyor.

Evrimsel değişimin şu andaki aşamasında, Yoldaki adayların/öğrencilerin fiziksel bedenleri Yaratıcı Işığın dönüştürücü gücüyle aşılanma sürecindedir. Yüksek bilinç hücreleri uyanıyor ve dönüşümün simyasal formülü ile birden ortaya çıkıyor. Sizler, Aurik Işığınızı azaltan ve fiziksel bedendeki tüm yanlış yaratımların tezahürüyle sonuçlanan negatif/bozulmuş titreşim frekanslarının büyük kısmını Aura alanınızdan temizleme sürecindesiniz.

Çok seviyeli bedensel yapınızın uyumlu frekanslarını bir kez daha bütünleştirebilmeniz için, hücresel bedende kilitli kalmış toksinleri salıvermeli veya arıtmalısınız. Aura Alanının negatif enerjiyle bulanık ve tıkalı olması gibi, Işık Beden hücrelerinin ışığı soldu. Tanrı Hücreleri içinizde ve etrafınızda hala mevcut; beslenme eksikliği nedeniyle zamanla bu hücrelerin sadece ışığı azaldı. Bu, sizin sürekli olarak uzun zaman periyotları boyunca kirli gıdalar ile beslenmenize ve bedeninizin zarar görmesine benzer. Ego – arzu bedeni kurnaz ve inatçıdır ve daha da fazla bedensel duyulara ve zevk ile sefaya doğru sürekli olarak dürtükler, bu çoğunlukla talihsiz sonuçlanır.

Çakra sisteminizin dönüşüne ve saflığına bağlı olarak, bedeninizin farklı bölümlerinin büyük çeşitlilikte frekans kalıpları ile rezonansta olduğunu anlamalısınız. Bütünleştirdiğiniz Yüksek Benliğinizin her seviyesinde maksimum uyum için her zaman gayret etmelisiniz ve bunun hiç bitmeyen bir süreç olduğunun farkında olmalısınız, çünkü Yaradılışın tüm seviyeleri bilincin sonraki yüksek seviyesini elde etmek için doğal bir arzuya sahiptir.

İnsanlığın dört realiteyi aynı anda deneyimlediği kavramını düşünün: fiziksel, zihinsel, duygusal ve astral. Bedeninizin ve fiziksel duyularınızın en büyük odak olduğu fiziksel/maddi dünyada, sağlık durumunuz fiziksellik dünyasında nasıl etkileşimli olduğunuzu ve deneyimden ne kadar keyif aldığınızı belirler. Bilincin daha yüksek alemlerine ilerlemeniz kademeli bir uyanış sürecidir, bu süreçte Ruhunuzun ve doğrudan Yüksek Benliğinizin/Ruh – Üstünüzün dürtmelerine/bilgeliğine uyanırsınız. Aydınlanma Yoluna adım atarken, bilinçli/düşünceli farkındalık geliştirme sürecini başlatırsınız. Öncelikle Varlığınızın fiziksel yanlarına odaklanmalısınız: fiziksel bedeniniz, çakra sisteminiz, duygusal doğanız ve zihinsel yetenekleriniz. Kademeli olarak, zamanla, Varlığınızın fiziksel Halinde birlik bilincini belirli bir derecede dengeledikçe, uyumladıkça ve bütünleştirdikçe, yüksek dördüncü boyutun üst realitelerinin/beşinci boyutun alt realitelerinin titreşim kalıplarına, bilgeliğine, niteliklerine ve yeteneklerine erişmeye hazır olursunuz. Bu, bizim bazen Bilinçte Yükseliş adını verdiğimiz temel süreçtir. *[Ruh – Üstü (Over – Soul): Yüksek Benliğin Ruh Yıldızında (8 nci çakra) bulunan fasedi, veçhesi]

Fiziksel, zihinsel ve duygusal bedenlerinizin tam, özgün kopyasını içeren Eterik bir Bedene sahipsiniz. Öldüğünüz veya bedeninizi terk ettiğiniz zaman Gümüş Kordon kopar ve siz fiziksel bedeni tamamen boşaltırsınız, fiziksel beden hemen çözünmeye başlar. Kalan şey, astral, duygusal ve zihinsel maddeden oluşan süptil beden kabuğudur, Ruhun bilinçli farkındalığın sonraki seviyesine ilerleyebilmesi için bu astral, duygusal ve zihinsel maddeler çözünmelidir. Uyanmamış Ruhların Yoğun Bakım Üniteleri adı verilebilecek yerlere nasıl götürüldüğünü daha önce açıklamıştık, burada yanlış nitelendirilmiş enerjinin negatif kabuğu tamamen dönüştürülünceye kadar, Yaratıcının Sevgisi/Işığı her Ruhun Aura Alanına sürekli olarak yayılır.

Ancak, ölüm/geçiş, yaşam – sonrası sürecin radikal şekilde değiştiğini anlamanız önemlidir. Artık Ruhlar Dünya’da yeniden enkarne olma sıralarını beklemek için yoğun astral planlara gitmiyor. Eğer siz Ruhsal Şarkısı dördüncü boyutun yüksek seviyeleri/beşinci boyutun alt seviyeleri ile tınlayan Kendinin-bilincinde olan bir insan iseniz, her şeyin arkanızda bıraktığınız realiteye çok benzer göründüğü, sadece daha büyük, daha güzel ve daha sevinçli, sevgi dolu ve huzurlu olan uygun plana otomatik olarak götürülürsünüz. Cennet alemlerinin Kapılarından tamamen farkında olarak geçersiniz. Geçmiş yaşamınızı bir gözlemci olarak gözden geçirirsiniz ve size yakın olanlara ve sevdiklerinize hoşça kal diyebilirsiniz; ancak onlar sizin yakın Ruh ailenizin üyeleri olmadığı sürece geri plana düşerler.

Yine, yansıttığınız veya tınladığınız frekanslar, hangi boyuta veya alt – plan boyutsal seviyeye götürüleceğinizi ve erişebileceğiniz kozmik bilgiseviyelerini belirler. Aura Alanınız,  Eterik/Astral Bedenlerinizi çevreleyen bir pelerine benzer ve bu ya bir Işık pelerinidir ya da birçok geçmiş yaşam deneyimlerinizde biriktirmiş olduğunuz negatif, uyumsuz enerji örtüsüdür. Sizler enerji birimlerinden oluşursunuz: zihinsel, duygusal, fiziksel, astral ve ruhsal. Güçlü bir enerjinin, orijinal İlahi Bilinç Kıvılcımının yaratımı olduğunuz gerçeğini öğrenmeli ve kabul etmelisiniz. Kendinin bilincinde olan bir birlikte yaratıcı olarak, sizler ayrıca kendi güçlü düşünceleriniz, eylemleriniz ve niyetleriniz ile bir enerji yöneticisisiniz.

Sizler bir enerji hortumu içinde var oluyorsunuz: ya Temel Yaşam Gücü maddesinden, alt boyutların yarı – spektrumlu Işığından veya bilincin yüksek alemlerinin Yaratıcı Işığının Adamantine Parçacıklarını kapsayan enerji güçleri. Zihinsel durumunuz ve duygusal doğanızın niteliği veya tınısı yaratıcı uğraşlarınızın sonucunu belirler. Bir birlikte yaratıcı olarak, yaratıcı fikirlerinizi/düşüncelerinizi biçimlendirirsiniz, sonra düşüncelerinizin ve eylemlerinizin sonuçta tezahür eden ifadesini deneyimlemek zorundasınız – Evrensel Yasalar.

Kozmik enerji güçlerinin etkili bir yöneticisi olmak üzeresiniz. Bilinçli bir gözlemci olun ve kendinizi ayırmayı, tarafsız olmayı uygulayın. Başkaları tarafından yaratılan negatif enerji vorteksine kapılmanıza izin vermeyin. Kutsal enerjinizin yöneticisi olarak sağlam ve kontrolde durmayı öğrenin. Başkalarının dinginliğinizi ve uyumlu doğanızı rahatsız etmelerine izin vermeyin. Ancak, lütfen hatırlayın, nadiren insani duygularınız olduğunda, durun ve derin bir nefes alın, uyumsuz enerjileri dönüştürmek ve çözmek için Mor Alev gönderirken merkezinize geri dönün. Bazen Kendinizi yargılayarak çok acımasız oluyorsunuz. Mükemmellik beklenmiyor, sevgili kalpler.

Yüksek ruhunuzun, Yüksek benliğinizin ışıması kademeli olarak fiziksel ve duygusal bedenlerinize nüfuz ediyor, birikmiş olan negatif, astral kirlilikleri kademeli şekilde salıveriyor. Tüm İnsanlığın Ruh-Üstünün birleşik Işığı, geçmişte “kollektif bilinç” denen, insanlığın negatif düşünce kalıpları olan, astral planların kirlenmiş, bozulmuş titreşim kalıplarını çözüyor. Sevgi, dinginlik ve sevinç Ruh-Üstünün asıl nitelikleridir. Çoğu insanın düşünceleri genelde gelişigüzeldir ve odaksızdır. Beyin dalgalarınızın frekanslarını azaltmak veya bilincin Alfa Halini sürdürmeyi öğrenmek devam eden düşünce süreçlerinizin keskin odağını sağlar ve bilinçaltı zihne berrak talimatlar verir. Alfa Üstatlığı teknikleri mükemmel ve güçlü bir alettir. Bilinçli düşünen zihniniz idrak eder, kavrar; ama gelen bilgiyi işleyen ve eyleme geçen bilinçaltı zihninizdir. Alfa Üstadı olmak ve bilincin doğru Alfa seviyesini sürdürmek, bilinçaltı zihniniz ile konuşmanızı ve etkileşim kurmanızı sağlar. Derin, içgüdüsel içsel zihniniz ve Kutsal Zihniniz ile direkt iletişim kurma yeteneğini geliştirirken, bu irade gücünün ötesine ilerler. Hedeflerinize ulaşmak için kendinizi doğal olarak en iyi kararları alırken ve doğru eylemi yaparken bulursunuz.

Yükseliş süreci, Ruhsal Benliğiniz, fiziksel Benliğinizin yöneticisi olarak doğru pozisyonuna yeniden başladığı zaman başlar. Bu sanki mükemmel Adem/Havva Kadmon Işık Bedeninizin mavikopyasını içeren DNA’nızın içinde bir kontak anahtarının açılmasına benzer. Bütünleştirmeye başladığınız Işığın yüksek frekansları ile bir seri saklı kodlamalar aktive olur. Bu Işık titreşim kalıpları, bedensel formdaki tüm hücreleri ve organları etkileyecek olan renk ve armoniklerin belirli kodlamalarını içerir. Kademeli olarak, hücreler Işığı emmeye ve metabolize etmeye başlar ve bu Işık – taşıyan hücreler tüm fiziksel bedene nüfuz etmeye ve onu etkilemeye başlar.

Sonra bedende depolanan toksinlerin, duygusal travmaların, acı verici anıların ve deneyimlerin yüzeye çıktığı, çoklu rahatsız edici fiziksel semptomları yarattığı dönüşüm işlemi başlatılır: bedenin çeşitli bölümlerinde ağrılar, grip benzeri semptomlar, baş ağrıları, sersemlik, kafa karışıklığı, geçici hafıza kaybı vs.

Aura Alanının yeniden yapılandırılmasının sonraki seviyesi duygusal bedeni ve bilincin astral planlarını kapsar. Fiziksel bedeniniz evrimleşirken, Işığın daha da çok saf frekanslı hücrelerini bütünleştirme yeteneğine sahip olur. Dördüncü boyuta ait realiteniz parçalanmaya başlar ve illüzyon dünyanız bozulur ve karışık hale gelir. Dini inanç yapınız çökmeye başlar, incinebilir hissedersiniz, rehberlik veya yön hissetmezsiniz. Bu noktada Yüksek Benlik birleşmesi vardır, bu birleşmede Ruh Yıldızında (Sekizinci Çakra) bulunan Yüksek Benliğinizin Ruh – Üstü fasedi, Kutsal Zihninize, Kutsal Kalbinize ve tüm çakra sisteminize yüksek frekanslı Işık paketlerinin impalslarını (darbelerini)/ışınlarını göndermeye başlar. Bu ışınlar sezgisel yeteneklerinizi aktive eder ve ayrıca gerçekte kim olduğunuzun daha büyük anlayışı için çok önemli bilgileri içerir ve içinizde İlahi Hoşnutsuzluğu aktive edebilir.

Elmas Çekirdek Hücreniz şimdi daha da fazla Tanrı Işığını bütünleştiriyor, bu da Kutsal Kalp Özünüzdeki Tanrı Bilinci Işınlarının gücünü aktive ediyor ve artırıyor. Bu işlem İlahi Mavikopyanızın içinde programlanır ve ayrıca DNA’nızda kodlanır. Şimdiye kadar, hücreleriniz ana enerji kaynağı olarak Işığa tepki vermeye başladı. Bu, Yoldaki adayların sık sık diyetlerini daha az yoğun olan besinlere radikal şekilde değiştirmelerinin ana nedenidir, çünkü onların fiziksel ve duygusal bedenleri Işığın Adamantine Parçacıkları – tanrıların gıdası – ile doymaya başlıyor.

Saf Işık alemlerine daha da derin girerken, fiziksel duyular güçlenebilir ve renk ve ses farkındalığınız artabilir. Fiziksel duyuların artması, Aurik Alanınızdaki hücrelerin binlerce yıldır birikmiş olan yoğun, kısıtlayıcı enerjiyi temizleme görevine başlıyor olması anlamına gelir. Duyuları körelten ve insanlığı esarette tutan sisli hapishane Işık hücrelerinde yıkanıyor, bu da daha fazla Ruh, içlerindeki İlahi potansiyele uyandıkça Aurik Alanın daha fazla ışıltılı olmasıyla sonuçlanacak. Tüm insanlık için tasarlanmış olan orijinal Işık beden formunu geri kazanmak için, fiziksel beden Canlı Işığın dönüştürücü etkileriyle kademeli olarak yeniden tanıştırılmalıdır.

Sevgililer, gözlerinizi bu zamanda Dünyada yaygın olan kaos ve yıkıma çevirmeyin. Her günü Kutsal Kalbiniz/Solar Güç Merkezinize merkezlenmiş olarak yaşayın, böylece fiziksel bedeninize maksimum miktarda Yaratıcı Işığı bütünleştirebilirsiniz ve sonra bu değerli armağanı Dünyanın çekirdeğine ve form dünyasına gönderebilirsiniz. Dünya üzerindeki Dünya Hizmetkarlarının birleşik çabalarının fark yarattığını bilin. Bizler yadsınamayacak olan daha büyük iyiliğin gücüyüz. Ben ebediyen sizin sadık muhafızınız ve koruyucunuzum.

Ben Başmelek Mikail’im.

(Çeviri: Saffet Güler)

 

www.ronnastar.com

Reklamlar

4 Yorum (+add yours?)

  1. baydeniz
    Eki 11, 2011 @ 06:26:27

    Klasik dinlerin sunduğu tanrı formuna her zaman ve en sert dilimle karşı çıktım. Dinleri her zaman dışımda tuttum ve son bir kaç aydır bunu yapmakla ne kadar doğru bir yolda ilerlediğimi bir kez daha öğrenmiş oldum. Minnettarım!.. :). İbrani dinlerin (Müslümanlık ve Hristiyanlık) bir tanrı tarafından gönderilemeyecek kadar egoist, insani düşüncelerle dolu, öfkeli, kibirli olduğunu her zaman hissettim ve savundum.. Öyle ki bu dinlerin kökenleri göbekli tepe de dahil olmak üzere Kadim uygarlıklarda hüküm sürmüş ve en son mısıra kadar kısmen de olsa bozularak gelmişti. Ne var ki bütün bu muhteşem öğreti Yahudi toplumunun elinde ne yazık ki yitip gitti, tamamen tükendi ve amacının çok çok dışına çıkarak maddesel dünyaya indirgendi. Yanlış anlaşılmasın Yahudileri suçlamıyorum onların o dönem ki sosyolojileri ve kültür seviyeleri buna müsaitti çünkü Yahudi toplumu her zaman içine kapanık bir kültürü benimsemiştir.. Sonuç ile ilgileniyorum ve şimdi baktığım da ortada kendi adıma bir tek sonuç duruyor; Klasik dinler egoyla bütünleşik yaşarlar ve tamamen insan ürünüdürler. Dikkatinizi verin göreceksiniz, orada kendinizden bir şeyleri sürekli bulacaksınız ki şunu düşünün; tanrı kişiselleştirilebilir mi?, tanrı bu kadar öfkeli olabilir mi?, tanrı neden bu kadar çok insan gibi düşünür?, Tanrı gerçekten senin sevabına veya günahına ihtiyaç duyarmı?, Tanrı neden bir insan gibi düşünsün ki?, Tanrıyı kandırabilmek mümkünmüdür?, onu aldatabilmek sahiden yapılabilirmi?, ona karşı içimizde ikiyüzlüce bir plan oluşturabilirmiyiz? (Tanrı dedikleri (erkek) varlığın takdirini ve sırf onun cennetini kazanmak uğruna aslında hiç olmadıkları rolü oynayan insanlar!, iyi, saf, temiz ve merhametli insanlar!!. Birde şunu düşünün lütfen, sırf onun cennetine girebilmek için iyi olmaya uğraşan bir insan sizce gerçekten iyi olabilir mi?.) :)..

    Her neyse asıl söylemek istediğim şuydu; Onlarla konuşmayı ve onlara sığınmayı ihmal etmeyin lütfen çünkü ben Baş Melek Mikail ile ve diğer Baş Meleklerle ne zaman konuşsam beni hiç cevapsız bırakmadılar!… Onlara sonsuz şükran doluyum ve onlara sonsuzz Teşekkür Ederim.. ;)..

    Beğen

    Cevapla

    • dogalterapi
      Eki 13, 2011 @ 14:32:50

      Baydeniz,
      Tesekurler yorumun icin. Kendi gercegini kendi algi secimlerinle buldugun icin ilham kaynagisin. Sorgulanmasi gereken sorular. Benim bakis acim da soyle; yaratici guc/allah/god/enerji ne kalipla ogrenmis olursan ol, hepsi bir kaynaktan geliyor. onemli olan senin o baglantiyi hissedebilmen, gerisi cesit cesit yol. Ben hepsini seviyorum, hepsinin mistik ozunde bir baska guzellik var. Beni mutlu edenleri uyguluyorum. Neselendiren ve guc veren yanlarina odaklaniyorum. Inanc, dine gerek duymaz aslinda. Ama din, toplum bilincalti tarafindan bir tur kodlanmadir. Birlik hissi bir nevi. Maneviyata olan baglilik. Ne kadar da guclu olabiliyor, degil mi? Insan icindeki ozle, sevgiyle bagli oldugu surece sorguladigi tum cevaplari bulabilir. 🙂

      Beğen

      Cevapla

  2. baydeniz
    Eki 15, 2011 @ 06:14:33

    Teşekkür ederim. Şu söylediğin çok doğru kesinlikle; “Benim bakis acim da soyle; yaratici guc/allah/god/enerji ne kalipla ogrenmis olursan ol, hepsi bir kaynaktan geliyor. onemli olan senin o baglantiyi hissedebilmen, gerisi cesit cesit yol”. Daha önce hiç böyle düşünmemiştim ve çok doğruymuş..

    Kaldı ki böyle düşünemememizin nedenini de biliyorum sanırım :). Böyle düşünemiyoruz çünkü içinde büyüdüğümüz toplum psikolojisini yaratan dinlerin argümanı zaten diğer tanrı formlarını kesin bir dille reddetmektir!. Tek doğrunun kendisi olduğunu, korkuya dayalı, kesin ve çok sert baskıcı kuralları olan ve bir tek kendi tanrısını gerçek sayan inançlar yüzünden!..

    Oysa durum gerçekten bu değil ve böyle de olmamalı. İnsan tanrıyı kendi içinde bulmalı, onu istediği isimle çağırmalı ve bence onunla sıkı bir dostluk kurabilmeli. Çünkü zaten ben, sen, o yani hepimiz onun bir parçasıyız ve evrende hiç bir enerji birbirinden ayrı hareket etmiyorken ondan başka bir varlık ve hatta birbirimizden bile ayrı varlıklar olduğumuzu düşünmek yine egomuzun güzel bir hediyesi olabilir diye düşünüyorum :)..

    Aynı zaman da yatay zaman (psikolojik zaman) düzleminde yaşayan insanların oluşturduğu topluluklar tarihten bu güne hep aynı düşünce biçiminde karşımıza çıkarlar; İçinde yaşadıkları zamanın en doğru ve en gelişmiş zaman olduğunu, hatta tarihin şu anda son bulduğunu, zamanın sadece onlar için aktığını, hayatın bir tek bu gezende hüküm sürdüğünü ve hatta belkide hayatın ve her şeyin sadece bir tek onların yaşadığı yerde var olduğunu düşünürler.. Halbuki böyle değildir, muhtemelen hayat onlardan önce olduğu gibi onlardan sonrada yaşamaya devam edecektir. İşte bu nedenlerden dolayı, inandıkları ibrani dinlerin mucizesi? olan kıyametin her seferinde kendi yaşadıkları dönemde geleceğini düşler yada beklerler :)). Halbuki böyle yaparak bile inandıkları tanrılarının işine karıştıklarını bir türlü göremezler.. Bütün bunların nedeni ego ile bütünleşik yaşamaktan ve bunun sonucu kaçınılmaz olarak bencillik ve iki yüzlülükten kaynaklanır..

    Tanrı bu planların içinde var olamayacak kadar büyük ve anlaşılmazdır, bir kerede onu anlamaya çalışmak yerine sadece sevmeyi denemek lazım, çünkü sevgi koşulsuzdur ve eğer cennete ulaşmak istiyorsan tanrıya alacağın en güzel sevapta budur ;)..

    Beğen

    Cevapla

    • dogalterapi
      Eki 18, 2011 @ 09:47:06

      Baydeniz cok guzel yorumladin. Insan kendi cemberinin capinin farkina varinca, onu olabildigince genisletmek istiyor. Jupiter vari bir etkilesim yani spirit ile olan bagimiz. Hos pek cogumuz dogadan o kadar kopuk yasiyor ki, dalindan dusen yapragin hafifligine ve onu surukleyen ruzgari fark etmiyorlar bile. Ama bazi duzenleri degistirmenin vakti geldi ve onu yapacak olanlar bizleriz. O yuzden birbirimize destek olmali ve birlik gucuyle hareket etmeliyiz diye dusunuyorum ki hem birbirimize ilham hem de ornek olalim.
      Sana universitedeyken yazdigim bir siirimi paylasmak istiyorum. Tamamiyle satir amacli:
      Cennet’e Giris Bileti
      Bugün Cennet’ten arsa satıyorlardı
      Revaklı avlusunda bir kilisenin.
      Taksitlendirdim, ucuza bile geldi sayılır.
      Biraz da günah çıkarttım.
      Altın halem kafamda,
      Kanatlarım sırtımda.

      (Arsama ne yapsam acaba?
      Ne eksem bahçeme?)

      Yarın tohum almaya gideceğim
      Mezarlıktaki geçitten.
      Öyle tohumlar varmış ki;
      Piyanolar bitiyormuş bir anda
      Cennet’teyse bahçen.
      Cehennemi söylemediler.
      Korkarmışım, öyle dediler.

      (Acaba yeşil puantiyeli perdelerim olur mu?
      Piyanomu çalacak bir huri bir de.
      Yetmez ki!..
      Ben bir de çilekli pasta ısmarlayayım papaz efendiye.
      Gelirseniz ikramım olsun diye.)

      Çok sorulan sorulara baktım sözleşmede;
      Toprağın altındaki yolculuk daha mı eğlenceli yeryüzünden?,
      Saçlarım turuncuya döner mi öldüğümde?
      Benim de bir sorum var:
      Parmak kaldırmadan konuşabilecek miyiz Tanrı’yla ötede, bir yerde?

      Ezan okuyor hoca.
      ‘Namaz kılmazsan eğer,
      Cennet’i unut!’ dedi.
      Esnedi bir de üstüne.
      Siliverdi sevaplarımı da.
      ‘Günahkarsın sen!’ dedi.
      ‘Unut Cennet’i’ .

      ‘Ama’ dedim.
      Kekeledim.
      ‘Benim biletim var Cennet’e,
      Onaylı numarası mürekkeple.’
      Bakıverdi tenimdeki dövmeye
      Numaraları okudu.
      ‘Bir de camiye yardım et.’ Dedi.
      ‘Gönlünden ne koparsa’ diye ekledi.
      Ellerim cebimde dolaştı.
      Gönlümden değil ama,
      Cebimden bir milyon koptu işte.
      Karşılığında bir makbuz verdi.
      ‘Bunu kaybetme,
      Vizeyi daha kolay alırsın Cennet’e’.

      Ne dedi?
      Hey Allah’ım!
      Hay Allah’ım!

      Cebimde biletler,
      Kafamda devrilmiş sorular,
      Tenimde acıyan numaralar
      Ruhum kaybolmuş diye
      İlan verdim.
      Yok bir haber!
      Ey şeytan!
      Kaçırdın onu di mi?

      ———————————
      Neyse ki ruhumu bulup cikardim karanliklarimdan 🙂

      Beğen

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: