Atilim Sistemimiz ve Saydam Beden -2-


Irdoloji bizim negatif ve pozitif yanlarimizi gormemizi saglayan bir aractir. Kotu yanlarimizdan ne kadar kacarsak kacalim, eninde sonunda kendini bize gosterecektir. Oysa ki bu gercekligin kabuluyle gelen baglanti bizi en derin gerceklerimizle birlestirir. Negatif gerceklerimizi golgemizin karanliklarinda hapsetmek zorunda degiliz, aksine onlari kabul edip fark ettigimizde  icimizdeki baskiyi ve direnci yok eder. Doganin zitligini kabul etmektir aslinda yaptigimiz; onun hem yaratici hem de yikici yanini bir olarak gorebilmek. Doganin kanunlarini ogrendigimizde onu prensiblerini devam ettirmeyi de saglayabiliriz.

Olum kacinilmazdir. Hepimize gelir. Ona nasil hazirlanacagimizsa kendi secimimizdir. Olum her an her yerde meydana gelmektedir. Hucrelerimiz dogar ve olur. Mevsimler gelir ve gecer. Bitkiler gunese dogru yukselir ve solarlar. Icinde yasami barindiran hersey olumu gizli tutar. Form bozulur ama ruh devam eder. Bu yuzden kendi karanlik yanimizdan daha fazla korkup kacmamaliyiz. Irdoloji bize iyi ve kotu yanlarimizi gormemiz icin yardim eder. Zayifliklarimizi, aydinligimizin isiginda gorerek, onlari asiriya kactigimizda bizi uyaran mesajlar olarak gorebiliriz.

Atilim ve icten gelen iyilesme sureci de boyledir. Baskilanmis veya bilincsiz toksinler bedende pek cok alanda ve seviyede birikir, bu kristallesmeden ana gucu kirilmaya basladiginda zihinsel ve duygusal negatifligi de beraberinde getirir. Gozyasi cogu zaman arinma surecinde meydana gelir ve yanaklarinizi kizartir, yakar cunku icinde asit tuzlari vardir.

Kadinlarin adet donemleri de alternatif bir atilim sistemidir. Pek cok kadin ovulasyondan adet zamanina kadar fiziksel ve duygusal dengesizlikler hisseder. Buna pms (adet oncesi sendromu) dense de gordugunden fazlasi vardir. Iris tabakasinda gordugumuz pelviste biriken toksinlerinin ve/ya enflamasyonun atilim sistemindeki bir veya iki organin atilimina yardimci oldugudur. Menstruasyon donemi endokrin sistemini etkileyerek pelvikteki toksinleri disari atma girisiminde bulunarak adet donemini bir atilim surecine sokar. Menopoz devresinde bu enerjiler zirve yaparak hayatimizin gerceklestirilmemis veya karanlik yanlarini su yuzeyine cikararak taninmak icin cesur ve guclu tesebbuslerde bulunur. Eger olgun kadin yansittigi veya bastirdigi bu yanlarini potansiyel olan yikici ve yaratici gucuyle kabul edebilirse, gorunmeyen dejenerasyonunun sinsi gorevlerinden kurtulmus olur. Menopoz, kadinin ruhunu butunleyebilmesi icin yeniden dogus sansidir. Bu dengeli, koklenmis haliyle kadin yaratici yonune ortaya cikarabilir ve besleyici ve yonetici yeteneklerini toplumun hizmetine sunabilir ki bu ayni zamanda icsel spirituel gelisimi icinde bir firsattir.

Icimizdeki toksin ve dejeneratif gercekliklerimizin toplami tamamiyla bilincaltimizin bastirilmis ve direnc gosterilmis kismiyla baglantilidir. Bu yuzden irdoloji bizim evrimsel gelisimimiz icin aydinlanmis firsatlar sunar; bilgisizligimizden kurtulmanin korkulacak birsey degil bu dunyanin gercekleriyle basa cikabilmemiz icin pozitif yaklasimlar sunar. Negatifligimiz saliverdigimizde pozitif yanlarimiz icin daha cok yer acmis oluruz.

Atilim ayni zamanda normal atilim organlariyla atilmadiginda, salgilar ve organlarin acilimlarindan disari atilir; ornegin gozler, kulaklar, burun, vajina, penis, gogus uclari ve agiz. Bu sizintilarin tedavisi bes ana atilim organlarinin duzenli calismasina geri dondurulmesi olmalidir. Herhangi bir vucut aciliminin sizintisini diger bes ana atilim organini temizlemeden yapildiginda atilim enerjilerinin tekrar guc kazanip gorevlerini yerine getirmeleri bastirilacaktir. Bu tur tekrarlanan baskilar bir guc kaybina sebep verir ki boylece ana atilim organlarimiz kendi islevlerini yerine getirecek enerjiden yoksun olarak hastalikli toksinleri disari atamaz hale gelir.

Bu bilgiler goz onune alindiginda yapilmasi gereken atilim organlarinin islevlerine set vuracak her turlu blokaji temizlemektir daha sonra zayif organlari veya sistemleri kuvvetlendirmek ikinci asamadir. Bu bakis acisiyla organlari kuvvetlendirecek bitkisel tonikler onerilir ve stimule edilir fakat azar azar. Bu degisim doneminde danismanlik ile zihinsel ve duygusal kaliplar belirlenerek daha saglikli bir yasam stili onerilir. Iyilesme krizi yada buna iyilesme basarisida diyebiliriz, pozitifligimizin negatifligimizi yendigi anlarda ortaya cikmasidir ki boylece saglik ve iyilesme icin yeni bir ideal ornek ortaya cikabilsin.

Kaynaktan serbest ceviri: ‘Acceptance of Positivity and Negativity’, Iridology- A complete guide to diagnosing and through the iris and to related forms of treatment. Farida Sharan, MDMA, MH, ND,FBRI. 1989, rev. ed. 1992. ABD.

Reklamlar

İrade Gücü ve Yoga


 

Pek çoğumuz irade gücümüzün yeterli olmadığını düşündüğü için hayatında yapmak istediği olumlu ve sağlıklı adımları atmakta güçlük çekiyor. Yeni yılda başlanan diyetler, sigarayı bırakma çalışmaları, daha fazla spor ve egzersiz yapabilmek, şekeri azaltmak ya da stresten arınmaya daha çok önem vermek gibi örnekler sıralayabiliriz. Yoksa siz de irade gücünüzden şüphe mi duyuyorsunuz? Oysa Florida Devlet Üniversitesinden psikoloji profesörü Roy Baumeister irade gücü üzerinde yaptığı bilimsel çalışmalarda kendimize daha çok güvenmemiz gerektiğini çünkü hepimizin irade gücünü sandığımızdan daha çok kullandığımızı belirtiyor.

Yogaya başlayıp hareketleri çok zor bulmak, yeterince esnek veya kuvvetli olmadığımızı düşünüp yarıda bırakmak aslında irade gücümüze yeterince güvenmemizden kaynaklanıyor olabilir mi? Ama üzülmeyin irade gücümüz tamamıyla kendi kontrolümüzde olmakla birlikte onu geliştirmenin çeşitli yolları da bulunmakta. Öncelikle yoganın holistik bir terapi olduğunu hatırlayalım. Yani yoga yaparak sadece fiziksel bedenimizi çalıştırmıyor aynı zamanda zihinsel açıklığı, duygusal dengeyi ve ruhsal şifayı da kendimize çekiyoruz. Dolayısıyla düzenli yaptığımız yoganın irade gücümüzü geliştirdiğini söyleyebiliriz. Önemli olan başladığımız ilk aylar hatta haftalarda ağrıyan kaslarımız ya da zihnimizdeki ‘ben bu hareketleri yapamam’ kalıplarını bizi destekleyen birer araca dönüştürebilmemizdir. Ağrıyan kaslarınız yaptığınız hareketlerin üzerinizde sağlıklı bir etki yaptığının belirtisi ve yapamayacağınızı düşündüğünüz bir şeyin üzerine giderek devam etmeniz de yine kişisel gelişiminiz ve özgüveniniz adına atacağınız bir adım olarak görmek kendinize yaptığınız bir ödüllendirmedir.

İrade gücünüzü kullanarak daha mutlu olmak istiyorsanız yogaya bir şans verin ve pes etmeyin. Düzelen omurganız ile duruşunuzun dikleşmesi, açılan göğüs kafesiniz ile kalp çakranızın açılması sizi daha sevecen ve kendine güvenen bir görüntüye kavuşturacaktır. Ayrıca nefes çalışmaları ile iç organlarınızı daha fazla oksijenlemek, meditasyon ile zihninizdeki kargaşayı biraz olsun durdurmak sizi daha sakin ve sağlıklı yapacaktır. Sinir sisteminiz daha dengeli çalışacak ve zihniniz berraklaşacaktır. Kuvvetli ve esnek bir beden de cabası. Bu kadar yararın yanında zihniniz sizi kısıtlıyor ve yogaya karşı önyargılı davranmanıza sebep oluyorsa irade gücünüzü kullanmanın tam zamanıdır.

İşte ‘Size Daha Fazla İrade Gücü’* adlı araştırmadan yapabileceğiniz yedi yolu anlatıyorum:

  1. Nefes alın: Nefesinize odaklanarak günde beş dakika bile meditasyon yapmanız odağınızı geliştirecek, dürtülerinizi kontrol etmenize destek olacak ve kişisel farkındalığınızı artıracaktır. Meditasyonun beyin damarlarınızı iyileştirdiğini hatırlatmakta da yarar görüyorum.  Böylece beyninizi ve zihninizi daha etkin bir biçimde kullanabilirsiniz.
  2. Doğru beslenin: Glikozun doğrudan bireysel kontrolle ilgili olması ve bedenimizin yediklerimizi direk glikoza dönüştürmesi doğru beslenme seçiminin önemini vurguluyor. Düzenli ve az az sık aralıklarla beslenmek sindirim sisteminiz için biçilmiş bir kaftandır. Yiyeceğiniz şekerli abur cuburlar ve beyaz un çeşitleri kan şekerinizi bir anda yükseltip hızlı bir sürede düşürdüğü için duygu durum salınımlarına maruz kalırsınız. Meyve ve sebzeleri tercih etmenizi öneririm.
  3. Hareket edin: Yürüyüşler ve özellikle yoga irade gücünüzü kuvvetlendiriyor. Stanford Üniversitesinden Kelly McGonigal, kişisel rahatlamadan sorumlu olan gaba isimli sinir taşıyıcısının seviyesinin basit egzersizlerle bile arttığını belirterek şöyle ekliyor: “Sadece yürüyüş bandındaki 10 dakikanın bile ekstra çikolata yeme isteğini karşı koymayı daha kolay hale getiriyor.”
  4. Uykunuza özen gösterin: Her gece en azından altı saat uyumanın bir başka önemli sebebi (ideali yedi hatta sekiz saattir). Kronik uyku bozuklukları kişilerin yoldan çıkmalarına karşı savunmasız bırakıyor. Yorgun bedenlerin hücreleri glikozu yeterince iyi absorbe edemiyor ve böylece beyin irade gücünüzü kullanmakta zorluk çekiyor. Sizi kahve ve şeker gibi çabuk onarımlara itiyor.
  5. Dalgaları imgeleyin: McGonigal, çoğumuzun alışkanlıklarımızı bırakma da düştüğü bir hatayı vurguluyor ve çözüm önerisi getiriyor. “İnsanlar karar veriyorlar ve diyorlar ki tamam bundan sonra canım sigara istemeyecek veya partnerimi artık yargılamayacağım. İçsel dürtünün gitmesini bekleyerek başka bir insan olmayı hayal ediyorlar. Oysa değişen önce davranışlarımızdır ardından istek azalır.” Bu tür bir istek geldiğinde yapmanız gereken bu arzuyu gelgitler yaşayan birer dalga olarak imgelemenizdir. Bırakın üzerinizden içinizden geçip gitsin. Eğer gerçekten çok istiyorsanız ve karşı koyamıyorsanız onu yapın ama en az 10 dakika bekleyin. Böylece bu duraklama anı isteğinizin azalmasına sebep olabilir.
  6. Zihinsel haz alın: Çoğunlukla arzuladığımız şeyler tahmin ettiğiniz etkileri bırakmazlar. Örneğin beyniniz daha fazla cips yemenizi söylerken bunun sizin için yararlı olmadığını bilirsiniz fakat karşı koymazsınız, sonuç olarak yine de tatmin olmazsınız.
  7. Uyuşukluğu bırakın: Kendinizi suçlu hissetmek işe yaramıyor onun yerine kendinizi affetmeyi deneyin. Kötü bir alışkanlığınızla kendinizi şımarttıktan sonra duyduğunuz öfke veya hayal kırıklığından kaçmaya çalışmayın. Onları oldukları gibi görün ve kabul edin. Değişimin doğal adımlarından birinin bu tür yanlış adımlar olduğunu bilin. “Nasıl dengeyi bulabilirim ve doğru yoluma dönebilirim?” gibi soruları kendinize sorun diyor McGonigal ve “Kendinizle iyi bir arkadaş ve mentor olmakla alakalı hepsi” diyerek bitiriyor.

 

Özge Şimşek

 

Kaynak: * Whitney Joiner. ‘Whole Living’ dergisi, Şubat 2012 sayısındaki ‘More (Will) Power to You’ makalesinden yararlanılmıştır.

Atilim Sistemimiz ve Saydam Beden -1-


Saydam bedenimizi imgelemek icin ilk basta atilim organlarimizi algilamaliyiz ki bunlar bagirsaklar, bobrekler, akcigerler, cildimiz ve lenfatik sistemimizdir. Eger vucudumuzda biriken toksinler bu organlar kanaliyla disar atilamazsa toksinler birikerek organlarin dogal calisma sistemini engeller ve cesitli saglik sorunlarina davetiye cikarir.

Bedenimiz nefes alir, nemi ceker ve cevredeki besinleri icine alir. Ayrim, sindirim, emilimden sonra atiklar vucuttan disari atilmalidir. Vucudumuza aldigimiz besin ve gidalar ile disariya attigimiz toksik ve atik maddeler arasinda bit uyum olmalidir. Eger atilimdan fazla alim olursa, besinler vucutta fermante olurlar ve toksinler tum bedene yayilir. Sonuc olarak beden toksiklesir, dejenerasyon ve dengesizlikler baslar. Eger alimdan cok atilim olursa, beden zayiflar ve gucsuzlesir.

Kendi atilim organlarinizin nasil isledigini anlamaniz guc oldugundan iridologunuz size bir ogretmen olarak yardim edecektir. Analiz suresince iridologunuz her bir atilim organinizin nasil calistigini gorebilir, duzgun mu calisiyor yoksa kanallar birbirini dengede tutmak icin uzerlerine fazladan yuk mu aliyorlar belirlenir.  Neredeyse her kisi atilim organlarindan bir veya iki tanesi daha dusuk seviyede calisarak yasiyorlar. Bu da bedenin canliligini azaltiyor ve yaslanmayi hizlandiriyor.

Atilim organlarimiz sagligimizi korumak ve devam ettirmek icin calisan icsel guclerimizin birer yansimasidir. Bu gucleri anlamali ve bedenimiz icin ne kadar onemli islevleri olduklarini ogrenmeliyiz. Ayrica bilmemiz gereken bir diger unsur bu yansimalarin ayni zamanda bizim duygusal, zihinsel ve spirituel durusumuzun da yansimalari oldugudur. Fiziksel bedenimizdeki islevlerimiz temiz ve rahat bir sekilde calistiginda birey diger gorunmeyen ama hissedilen bedenlerinde bir rahatlama yasar. Atilim sistemimiz bizim en yararli ve guclu arkadaslarimizdir ve her an bizimle calisirlar. Dolayisiyla onlarin duzgun calismasini engelleyen sorunlari ortadan kaldirdigimizda bedenimizde temiz ve duzenli bir sekilde calisir.

Saydam bedene giden yol icimizdeki sevgi dolu cocuga bizi uyandiran, hassas ve savunmasiz tarafimizi hissettiren duyarli ve yumusatici bir surectir. Bedenlerimiz daha temiz ve acik oldukca icsel ruhumuz da o denli daha yumusak ve cevap veren bir nitelige sahip olur ve bu ruh bizi sadece kendimizle degil diger kardeslerimizin ve uzerinde yasadigimiz dunyanin ruhlari ile de baglar. Arinma her turlu spirituel ve dini rituellerin kutsal bir parcasi olmustur. Kendi essiz bedenlerimizi daha yakindan ogrendigimizde ve bedenlerimizi daha aktif ve dengeli bir halde calistirdigimizda bedenimizi bu sekilde dengede tutmamiz gerektigini de algilariz. Iste o zaman bedenimiz bize hizmet eder ve boylece bizler dikkatimizi dolu ve uretken bir yasama cevirebiliriz.

Atilim sistemlerimiz icin herhangi bir tedavi surecine baslamadan once inanc sistemimizi netlestirmeli ve pratik bir felsefeyi oturtmaliyiz. Hering’in Tedavi Yasasi bize sifanin icten baslayip disa dogru atildigini anlamamiza yardimci olur. Bu iyilesme guclerinin birincil manifestosu atilim sisteminin temizlenmesi ve kanallarinin acilmasi olmalidir.

Bedenlerimiz en etkin bicimde calismak icin yaratilmisdir dolayisiyla eger onu temizler, destekler, aktive eder ve guclendirirsek bu dogal islevler bedenin kendi gorevlerini yapmasini yardimci olurlar. Ortodoks tibbi yillarca dogalin negatif oldugu ve korkulmasi gereken bir durum oldugunu savundu. Doganin hastalik yarattigini  bu yuzden tedavilerinin de aktif hatta siddetli bir sekilde kullanilmasini saglayarak dogayi yerine oturtmaya calisti. Bizler (holistik terapistler, naturapatik doktorlar, homeopatik pratisyenler, herbalistler) dogayi hem pozitif hem de negatif olarak gormekteyiz. Doga ile nasil calisildigi aslinda belirleyici faktorleri olusturur. Dogum, olgunlasma ve olum her zaman etrafimizda var olmaktadir. Beden icinde hem olum tohumunu hem de cok guclu hayati devam ettiren ve koruyan gucleri tasiyor. Ogrenmemiz gereken ders doganin kurallari oldugudur ve eger gerek cahilligimizden olsun gerek bas kaldirimizdan bu kurallari cignersek sonuclari ayni olacaktir. Dogaya karsi gelen onun etkilerini yasayacaktir. Doganin yasalarini saygi duymayi secerek ve kendimizin sorumlulugunu pozitif besleyici bir sekilde ustlenerek secim yapma sansina sahibiz.

Kaynaktan ceviri: http://www.soilandhealth.org/02/0201hyglibcat/020164.iridology.sharan.pdf

Baharatli elma şırası ve şarabı


Himmm sicak sarap sevilmez mi? Hele evi saran kokusu? Elma sirasi alkol kullanmayanlar icin ideal bir alternatif ama sarap sevenler icin baharatli sicak hali ise karsi konulmaz turden. Asagidaki tarifi Yoga Journal sitesinde dolasirken rastladim ve hemen Turkce’ye cevirip sizlerle paylasmak istedim.

Bu tarifi onceden hazirlarsaniz baharatlarin aromasi kendini birakacak ve tadi mukemmel olacaktir. Servis yapmadan once tekrar isitmaniz yeterli.

  • 1/2 bardak seker
  • 1/2 bardak su
  • 1 cubuk tarcin
  • 1 muskat cekirdegi, ezilmis
  • 6 tane yenibahar
  • 6 tane butun karanfil
  • 1 litre elma sirasi veya alkollu istiyorsaniz 1 litre kirmizi sarap
  • 1 bardak sicak taze sikilmis limon suyu

Sekeri ve suyu kucuk bir tencerede kaynatin. Kaynadiktan sonra seker iyice eriyene kadar hafif ateste pisirin.

Baharatlari ekleyin ve bir gece bekletin.

Sabah karisimi suzun.

Servis yapmadan once sarabi veya sirayi kisik ateste isitin ve hemen atesten alin.

Baharatli sekerli surubunuzu ve sicak limon suyunuzu hemen ekleyin ve karistirin. Voila! Afiyet olsun!

Kaynak: http://blogs.yogajournal.com/conscious_cook/2011/12/80.html

%d blogcu bunu beğendi: