İşte o kapı!


quote-William-Blake-if-the-doors-of-perception-were-cleansed-92596

Sessizlik lütfen! Kimse sesini çıkartmasın. Şimdi ileriye doğru gideceğiz ve orada bir kapı görünecek. Önce duralım ve gözlerimizi kapatalım. Evet işte içsel gözünüzle görebileceğiniz alana geldik. “Hoşgeldiniz!”

Koridorun uzun ve büyük yapısı herkesi şaşırtmaya başlamıştı. İlerlerken yaklaşması gereken kapı giderek daha da uzaklaşıyordu heyhat. Ve biz de böylece ilerledik. Arkamızdaki sırada birbirini gıdıklayıp nanik yapan iki çocuk vardı. Melek bizi açmak istediği kapıya doğru götürürken kanatlarından bir parça yere düştü ve çocuklardan biri çevik bir hamleyle onu avuçladı. Avuçlarının arasındaki siyah ama inanılmaz parlak ve içinde nokta nokta galaksiler olan bir taş parçasıydı düşen. O taşa dokundukları an içlerinde bir değişimin başladığını farkettiler. Sanki taşın yaydığı o minicik titreşimler parmak uçlarından içeri girip hücrelerini uyandırıyor ve onlara sadece o gün hatırlamaları gereken bir konuyu hatırlatıyordu da, bu da bir kapı açılmadan önce bırakılması gerekenleri hatırlatan bir anı olarak zihinlere düşüyordu. Çocuklardan biraz daha sıska olanı diğerine dönerek “Hatırladın mı? Hani kumsalda bir tane taş bulmuştuk ve üzerine türlü türlü şekiller çizmiştik. Sonra onu saklayıp yastığımızın altında uykuya dalmıştık. İşte o rüyamı hatırlattı bana bu taş. Haydi sen de al eline. Bakalım sen neyi hatırlayacaksın?”

Çocuk biraz endişelenerek taşa dokundu ve bir anda avucunu açıp taşı yere bıraktı fakat diğeri taşı yere düşmeden yakaladı havada. Kırılmasını istemiyorlardı ne olsa.

“Neden bıraktın taşı, ne oldu?” diye sordu çocuk diğerine.

“Cesaret edemedim çünkü…”

“Neden korkuyorsun?”

“Beni endişelendirmesinden korkuyorum.”

“Eh zaten şimdi de endişelisin.”

“Evet.”

“Belki de kapıdan girmeden önce bırakman gereken şey endişendir.”

“Değil mi? Endişelenmeye devam ettikçe bir çözüm bulamam ve yeni atacağım adımda bana engel olur. Öyleyse bu endişeyi nasıl dönüştürebilirim?”

“Bence meleğe sormalıyız.”

Melek zaten onları duymaktaydu ve sakince yanlarına sokulup ellerini tuttu. Koca kanatları o kadar ihtişamlıydı ki sanki çocukların bundan tedirgin olacağını bildiğinden kanatlarını geriye ve yukarı doğru kapatıp içe almaya çalışır görünüyordu.

“Ah çocuklar, hissettiğiniz endişe sadece uygun olmayan bir titreşimi farklı bir yere yerleştirmeye çalışmanızdan kaynaklanıyor. Yani bulaşıkları çamaşır makinasına koyarsanız endişelendirecek bir durum yaratırsınız. Endişenin yolunu değiştirirseniz doğru alanda uyumlanır ve endişe bir keşfe dönüşür. Demek ki endişe bize bir şey öğretebilir. Endişe ettiğiniz şey gerçekten olacak mı? Öyleyse neyi farklı yapmak o çizgiyi değiştirebilir? Eğer olmayacak bir şeye endişeleniyorsan hemen bırakın onu ve aksi yöndeki pozitif duygu kutbuna geçiş yapın. Bu gitgeller bile size unuttuğunuz bir şeyi hatırlatabilir. Her biri size özeldir. Hatırladıklarınızı taşıyabilirsiniz.

“Hatırladıklarımızı taşımak mı? Bu da nedir?”

“Sevgili çocuk, hatırladığın o an seni sana anlatır. Bir ayna gibi yansıtır. Ya bir miras yedi gibi tüketirsin ya da sahip çıktığın değerleri hatırlayıp kucaklarsın. Seçim hep sizindir! Özen gösterin!”

Devam edecek…

Özge Şimşek

Reklamlar

Prebiyotik kullamanızın size iyi geleceğini hatırlatan 7 işaret


Geçen yıllarda hiç antibiyotik kullandınız mı?

Günümüz insanı gibi tabi ki siz de kullandınız.

Peki anitbiyotiklerin bağırsaklardaki sağlıklı bağırsal bakterilerini öldürdüğünü duydunuz mu?

İyi ve Kötü Bağırsak Florası

7 sene önce bile antibiyotik kullanmış olsanız- eğer bağırsak florasındaki iyi ajanları yenilemediyseniz, bir dengesizlikle boğuşuyor olmanız çok yüksek, belki de farkında bile değilsiniz.

Tabi ki sadece antibiyotikler değil sağlığı engelleyen.

Şunlardan herhangi biriyle mücade ediyor musunuz?

  • Düzensiz ruh hali
  • Cilt problemleri
  • Değişken uyku düzenleri
  • Şeker veya diğer sağlıksız gıdaları çokca aşermek
  • Şişkinlik, gaz, kabızlık, ishal veya yemeklerden sonra kramp
  • Sağlıklı kilo kontrolü

Eğer bunlardan herhangi birine ‘evet’ dediyseniz bu dengesiz bağırsak semptomlarından sadece birkaçıdır.

Daha önce söylenildiğini duymuşsunuzdur yine de hatırlatmakta fayda var; bağırsak sağlığınız, bedenin her bir parçasına hem fiziksel hem de zihinsel olarak etki eder.

Bağışıklık sisteminizin %70-80 kadarının bağırsaklarınızda olduğunu hatırlayın.

Bağırsak Sistemi

Ve serotoninin %95’si bağırsaklarda yapılır- bu sizin ‘mutluluk’ hormonuzdur.

Sırf bu iki etken bile başlı başına bağırsaklarınızın ne zaman uyumsuz hale geldiğini ve dolayısıyla sizin…gösterir…herhangi bir kademede olabilir.

Prebiyotikler terimini etrafınızda duymuşsunuzdur ve/ya hali hazırda kullanıyorsunuzdur ki bu harika!

Belki de sağlık konusuna gelindiğinde bunların neden önemli oldukları konusunda hala kafa karışıklığı yaşıyorsunuzdur.

Sizlere bunu netleştirmek istiyorum.

Prebiyotikler bağırsalarımızdaki iyi bakterilerdir.

Bu ajanlar şunlarla ilgilenir:

  • Zararlı bakteri ve mikroorganizmaları kontrolda tutarlar
  • Sindirime ve besin emilimine yardımcı olurlar
  • Tükettiğiniz gıdalardan vitamin, mineral, yağ ve amino asit aldığınızdan emin olun- bütünüyle gerekli!
  • Bazı B vitaminlerinin, K vitaminin, Folik asitin ve bazı kısa zincirli yağ asitlerinin üretiminde gereklidirler
  • Düzgün bağışıklık fonksiyonlarına katkı sağlar

Kötü bakterileri dışarıya iter, bedende bakterilerin ev sahipliği yapmalarını engeller ki bu enfeksiyonu, enflasmasyonu ve hastalığı kısıtlar.

Top-3-immunity-benefits-of-probiotics

UCLA’daki araştırmacı bilim insanları tarafından bağırsaktaki sağlıklı bakterilerin düzeltiminin sinir taşıyıcı fonksiyonlarını en iyi hale getireceğini kanıtladılar ve bu iyileştirilmiş zihinsel sağlığa ve belki de öğrenmeyi geliştirme ve odaklanmayı ve hafızayı keskinleştirmeye yol açabilir.

Bu sebeple, evet bunlar önemli konular.

Prebiyotikler fermante olmuş gıdalarda bol bulunur, fakat genellikle içerdikleri prebiyotik yoğunlaşmaları bağırsak florasının sert bir biçimde tükenmiş olduğu durumlarda teröpatik yönden yeterli olmaz.

Bu sebeple prebiyotikten zengin fermante gıdaları sağlığınızı koruma açısından diyetinizin bir parçası haline getirererk kullanın. Sonra daha yüksek kalitede prebiyotikleri bir tür beslenme terapisi olarak kullanmayı seçin.

Aşağıdaki resimde prebiyotiklerden zengin besinler yer alıyor:

Wanted-Good-Bacteria-601x1024.jpg

Prebiyotiklerden eksiğiniz olduğunu nasıl anlarsınız?

Yaptığımız araştırmalar göre aslında hepimiz prebiyotikler konusunda eksiklik yaşıyoruz.

Toksik bir çevrede yaşıyoruz çünkü.

Kimyasallar ve tarım ilaçları yemeğimizde, soluduğumuz havada, içtiğimiz sudalar…

En iyi çabalarımıza rağmen modern toplumda toksik ekspozür kaçınılmaz seviyelerde.

Fakat bu maruz bırakılmanın etkilerini en aza indirmenize yardımcı olacak çözümler var. Ama önce hayatınızda prebiyotikleri daha fazla ihtiyacınız olduğunun 7 işaretini sunalım.

  1. Antibiyotikler

Antibiyotikler kelime kelimesine “anti-hayat” demektir- bu oldukça güçlü bir anlam.

Öldürmek için tasarlandılar ve iyi ile kötüyü ayrıştırmazlar, ne yazık ki.

İpucu: İyi ajanlarınızın çoğalması için antibiyotik tedavi süreniz kadar prebiyotiklerinizi ikiye artırın. (örneğin; 14 gündür antibiyotik kullandıysanız, tedavinizin ardından 14 gün boyunca prebiyotikleri iki katı kullanın ki sistemin tekrar düzene girmesine ve iyi bakterilerin çoğalmasına yardımcı olun.)

2. Gıda Zehirlenmesi

Gıda zehirlenmesi geçirdiğinizde kötü bakteriler gizlenir ve onlarla savaşmak önem arzeder.

Prebiyotikler iyi ajanları yeniler ve olması gerektiği gibi sindirimi düzenler.

İpucu: Karşılabileceğiniz herhangi bir istilacıya karşı daha iyi bir savunma sağlayabilmek için düzenli prebiyotik almak gerekir.

3. Sindirim Rahatsızlıkları

Sağlıklı beslendiğinizden emin olun öncelikle.

İşlenmiş, paketlenmiş ve kızarmış, süt ürünleri, gluten, şeker ve soya gibi sindrimi zor gıdaları saf dışı bırakın ve doğanın sunduğu GERÇEK gıdaları yemeyi hedefleyin.

Prebiyotikler bağırsaklarınızın dengesini bulmak çabalarınıza yardımcı olacaktır.

İpucu: Herhangi bir tür sindirimsel sıkınıtı yaşıyorsanız Zencefil harika bir ajandır. Yeşil sebze-mevye sularına ekleyebilirsiniz, ayrıca çay veya yemeklerine kondiman olarak harika gider.

4. Cilt Problemleri

Dış çevremiz iç doğamızın yansımasıdır. Bu kabartı, akne, sedef, egzema gibi hastalıkları da içerir.

Eğer cildiniz diyet ve prebiyotiklerle düzelmiyorsa, sindirim enzimlerini artırmayı deneyebilirsiniz. Örneğin; yemeklerden 15 dakika önce içeceğiniz çok az suyla karıştırılmış bir tatlı kaşığı elma sirkesi ve bal midedeki enzim ve asit üretimini artırır.

Diğer bağırsak duvarını iyileştirici ajanlar arasında l-glutamin ve aloe-vera bulunmaktadır.

İpucu: Akneyle ilgili herhangi bir düzensizliği çözmek istiyorsanız hormonlarınızı kontrol ettirdiğinizden emin olun.

5. Duygu Durum Bozuklukları

Bağırsağımızın sağlığı beyin sağlığımızla çok yakından bağlantılıdır.

Bu yüzden bağırsak bütünlüğünü iyileştirmek sinir taşıyıcılarınızın fonksiyonlarını etkiler.

İpucu: Bedeninizi B vitaminleriyle destekleyip böbreklerinizin sağlıpına dikkat etmeniz dengeli bir duygu durum hali için anahtar etkenlerdir.

6. Bağışıklık Zayıflığı

Sağlıklı bakteriler,”yabancı” mikroplar ile vücudunuzda oluşanların ayrımını yapma konusunda prebiyotikleri enfeksiyona karşı ön sırada tutarak bağışıklık sisteminizi eğitebilir.

Bağırsaklarınız dengesini bulduğunda hastalığa yakalanma riskiniz önemli oranda azalır.

İpucu: Tüm bedeni sağlıklı gıdalar, günlük hareket/egzersiz, olumlu düşünme/bakış açısı ve gerektiğinde supplemanlar ile desteklemeye odaklanın.

7. Mantar Enfeksiyonunun Aşırı Çoğalması

İnsanlar “mantar”ı duyduklarında önce vajinal mantar enfeksiyonu akıllarına gelir.

Oysa gerçek şu ki mantar enfeksiyonu (yeast) artışı pek çok farklı şekilde ortaya çıkar.

Karın şişkinliği, bulanık düşünceler, şeker ve karbonhidrat aşerimi, cilt problemleri, gaz, düşük mod, düzensiz uyku gibi olabilir bu.

Bu sık karşılaşılan probleme geldiğimizde daha pek çok şeyi düşünmek gerekir ve sadece kadınları etkilemez ve sadece mantar enfeksiyonlarıyla kalmaz. Kronik mantar enfeksiyonu fırsatçıdır yani eğer onu beslemeye başlarsanız çoğalır. Ve sonuçlar yukarıda bahsettiğimiz gibidir. Mantar enfeksiyonu çoğalımıyla baş ederken semptomların kök sebebibi temizlemek en iyi yoldur ve bunun için onu besleyen gıdaları kesmek gerekir ki tekrarlanmasın! Öyleyse nereden başlayalım?Kötü ajanı besleyen suçluyu çıkarın, mesela:

    rafine şeker(azalt) doğal şekerler (meyveden bile)şekerli karbonhidratlardan kurtulunalkolkafein

Mantar çoğalmak için bu gıdaları sever ve beslenir. O yüzden bu kurnaz haylaz mantarı besleme ve cömert olma zamanı değil şimdi.

İpucu: Prebiyotik kullanmak iyi ajanları geri getirmeye yardımcı olur ve kötü ajanların oranını dengede tutar ve rahatsız edici semptomların kök sebebini çıkarmanıza yardım eder.

Bağırsak sağlınızı desteklemek için işte size lezzetli bir sıkma sebze suyu tarifi:

Bağırsak Sağlığı Sebze Suyu

Malzemeler

  • 1 salatalık: doğal diüretik, enflamasyonu azaltır, mide asidini dindirir ve hafif bir temizleyici etki yaratır.
  • 2 kereviz sapı: bağırsak hareketlerine yardımcı olur, sağlıklı böbrek fonksiyonlarını geliştirir ve bedeni arındırır.
  • 1 yeşil limon: sindirimi hareketlendirir, toksinleri arındırır ve karaciğer ile diğer organları temizler.
  • Küçük bir parça zencefil: sağlıklı bir sindirim sistemi için gereklidir. Mideyi yatıştırır ve vücudun düzgün bir şekilde sindirim yapmasına yardımcı olur.
  • 1 avuç taze nane veya kişnil yaprağı: sindirim bozukluğu yaratan mikroorganizmaları öldürür, krampları azaltır, sindirime iyi gelir, detoks için faydalıdır.
  • 1 yemek kaşığı elma sirkesi: değerli mineralleri içerir, canlı enzimler vardır, anti-viral, anti-bakteriyel, pH seviyesini dengeler ve dost bakterilerin çoğalmasına yardım eder. Ayrıca detoks eder.

Yapılışı:

Elma sirkesi dışındaki malzemeleri robotta sıkın sonra ve sirkeyi ekleyin ve tadını çıkarın!

Ekstra prebiyotik supplemanı ekleyebilirsiniz.

Bu makale FitLife.tv yayımlanmış ve izinleriyle yeniden yayımlanmıştır. Ben de sizler için Türkçe’ye çevirdim.

Orijinal makale Drew Canole’ye aittir ve linki budur:

7 Signs You Should Be Taking Probiotics

 

Nabız Yoklaması


Sıra geldi deneme testlerine…

Şimdi hayvanlarla başlayalım…

Onları seviyor musunuz? Korkuyor musunuz? Aranız nasıl? Size neyi çağrıştırıyor? Düşünün biraz. Neden varlar?

Aralarında bağ kuranlar çok iyi bilirler bir köpek, bir hayvandan fazlasıdır. Onunla yaşayınca anlarsın asıl iletişimi, tanrısal desteğini, ruhani rehberliğini, içsel korumacalığını, yaydığı huzuru ve sevgiyi… Peki ya sokaktakiler?

Konuyu sokaklara indirmeden önce gökyüzünde kısa bir gezintiye çıkalım isterim. Sizlere şamanik hayvan ruhani rehberlerin varlığından haberdar edeyim ve ‘köpek’ ruhani rehberliğinin ne anlamlara geldiğini yabancı bir kaynaktan yararlanarak anlatayım:

‘Köpek’ eğer size bir ruh hayvanı olarak gelirse, yani atalarınız o hayvanın ruhunun rehberliğini size gönderiyorsa ki bu üç kez köpeklerle ilgili bir şeylere rastlama tesadüfüne denk gelebilir, buyrun burdan yakın (doğadan veya hayvandan değil lütfen) Veya başka bir hayvan olabilir bu size rehberlik ettiğini belli etmek isteyen ve böylece beraberce yol alabileceğinizi söyleyen bir mesaja dönüşür bu, okuyana. Farkındalığı ve koruma gücünü hediye eder köpek. Totemi köpek olanlar koşulsuz severler. Eğer Güç hayvanın olarak fısıldarsan ona oyun oynamanın doğallığını hatırlatır. Sormak istediği sorular arasında şunlar var:

-Koşulsuz sevgiyi içtenlikle anlayabilmenin zamanı mı?

-Evde veya işte sürünüzü yönetirken yardıma ihtiyaç duyuyor musunuz?

-Havlamalı mıyım yoksa gerçekten ısırmalı mıyım diye karar vermeye mi çalışıyor musunuz?

Köpeğin ruhu size yardım edebilir ve şunları sembolize eder:

-Macera

-Bağlılık

-Merak

-Sadakat

-Dostluk

-Fedakarlık

-Koruyuculuk

-Sabır

-Gerçeklere ses vermek

-Koşulsuz sevgi

-Bilinç perdesinin ötesini duymak

Köpeğin ruhu kendi bütünselliğini korumanı ve inanmanı tüm nezaketinle hayatı paylaştığın ruhlara sunmanı hatırlatır. Hem hayvan hem de insan ruhlarıyla hatırla! İşte bu bir tür hayvan şifasıdır ve eğer sen kendinle iyi arkadaş olamıyorsan zaten başkalarıyla da olamazsın.

Ama hemen endişelenip üzülme çünkü çaresi var. Bu da senin sınavındır. Tercihlerin sonuçlar yaratır. Şimdi belediye bugün Riva’da kulağı küpeli sokak köpeklerini ‘turistik amaçlı rahatsızlık vermesinler diye’ sokaklardan toplatılıp kötü şartlardaki barınaklara hapsetmek zorunda mıydılar dersiniz? Nasıl hissediyorsunuz? Bir bakın içinize, ondan sonra düşünüp taşının.

Hayvan aktivisti bir öğrencim benimle bu fotoğrafı paylaştı. Ve şunları söyledi:

13582219_901425129969621_1721634975_o-2

“Bu hayvana iğne atıp almadılar. Bıraktılar öylece. Nabzı sıfıra düşüyordu ve ölmek üzereydi. Klinikte kendine zar zor geldi. Kavga ettim bugün telefonda. Yarın sabah barınağa gideceğim köpeklerimin tespiti için.”

İyi ki varsınız!

Kaynak:

Dog Symbolism & Meaning

Özge Şimşek

Not: İki gün içinde sağ kalan köpekler kurtarıldı ve doğalarında ve onlarla ilgilenen güzel insanlarla beraberler. Teşekkürler!

Evde Yoga Pratiğinin Samimi Yanları


jenny-home-yoga-practice_0-1

Evde yoga yapmanın belki de en iyi yanı kişisel pratiğin sürekliliğini sağlamak ve bireysel iç görüyü kişisel özgüvenle birleştirmektir. Pek tabi zamandan, ulaşılabilirlikten ve finansal açıdan kişiye stres olabilecek noktaları da azaltır. Peki yoga yapmak sadece ‘asana’ adı verilen hareketleri yapmaktan ibaret midir? Tabi ki hayır. Yoga öncelikle nefesi kullanarak fizikal bedeni mental, duygusal ve ruhsal bedenlerle hizalamaya yönelik bir sistemdir diyebiliriz. Bu yorum derinleştiği gibi benzer farklılıklar da gösterebilir fakat konumuz şimdi bu değil.

Öncelikle kişisel pratiğinizi evinizde devam ettirmek isterseniz kendinize ‘kutsal’ veya ‘temiz’ bir alan yaratmakla başlayabilirsiniz. Örneğin çalıştığınız yerde uyumama kuralına benzer bir yöntemden yola çıkarak bütün bir odayı yoga için ayırmak yerine sadece yoga matınızı koyabileceğiniz, temiz hava alabileceğiniz, bir dolu obje ile düşüncelerinizi dağıtmanıza engel olan bir alan yerine daha zen daha sade ufak bir alanı, belki balkonu veya bahçenizin bir köşesini kullanabilirsiniz. Kendimden örnek vermek gerekirse, yoga matım gün boyunca açık durur ve üzerinden geçtiğim her an bana anda kalmamı hatırlatır ve birkaç poz ile adımlarımı canlandırmamı hatırlatır. Her gün 90 dakika olmasa bile 20 dakika olsa dahi nefese ve bedene dönüp zihnimi rahatlatmam için kendime fırsat ayırmaya özen gösteriyorum. Deneyimlediğim yararlarını sizlerle de paylaşmak isterim ki eğer yoga stüdyosuna gidemiyorsanız veya gidemediğiniz günlerde evde kendi pratiğiniz ile şimdiki ana dönebilmek şansını hediye edebilirsiniz.

Eğer yogaya yeniyseniz ve hareketleri nasıl sıralayıp neye dikkat etmeniz gerektiğini bilmiyorsanız lütfen önce güvenilir yoga merkezlerine giderek öğrenin, sorun, bilgilenin. Eğitmenler size yardımcı olmaktan mutluluk duyacak ve siz de öğrendiğiniz yeni şeyler veya keşfettiğiniz içsel bilgilerle kendi yolunuzu bulacaksınız. Burada hatırlamamız gereken şey kendi pratiğimizde hedef koymak yerine niyet koymayı denemektir. Mesela ’30 dakika yoga yapacağım’ yerine ‘nefesimizi izleyerek bedenimde kalmayı niyet ediyorum’ gibi bir yaklaşımı düşünebilirsiniz. Hedef koyup başaramadığınızda motivasyonunuzu kaybetme ihtimali yüksekken, niyet edip başladığınızda kendinizi daha özgür bir alana bırakırsınız. Hatta bedeninizi dinlerseniz sizi yönlendirdiği hareketlerle özgün bir akış bile yakalayabilirsiniz.

Pratiğinizi bitirirken bedeni ve ruhu dinlendirmek adına ‘savasana’ yani ceset pozunu es geçmemek faydalıdır. Ne de olsa tüm pratiğin damıtılmış yararı bu son dinlenme pozunda açığa çıkmaktadır. Dinlenmeyi bize öğreten, gevşeten ve salıverme sanatıyla tanıştıran çok çok güzel bir sonlandırma tekniğidir. Evde yoga pratiğinizi geliştirmek veya yaratmak için hatta kalın! 🙂

Özge Şimşek

%d blogcu bunu beğendi: