Altin Solusyonu


Diyetimizdeki demir, kalsiyum, cinko ve potasyum gibi minerallerin uzun zamandan beri sagligimiza destek verdigi bilinmektedir. Simdi de oncu universiteler altin elementinin ozellikle eklem hareketlerini destekledigi kesfini buldular.

  • Duke University Medical Center has recently discovered that gold plays an important role in the joint fluids to support joint flexibility and lubrication. [1].
  • Harvard Medical School has only recently discovered how and why gold supports the immune system’s natural healthy defences in joints. [2].
  • Duke Universitesi Medikal Merkezi altinin eklem sivisinda onemli bir rol oynadigini, eklem esnekligini ve kayganligini destekledigini buldular.
  • Harvard Medikal Okulunda da altinin nasil ve neden  bagisiklik sisteminin eklemlerdeki dogal saglik savunmasini destekledigini kesfettiler.

Glucosamine, Msm veya Conjontin’ne cevap vermeyen kullanicilar altin solusyonunun iyi etkilerinden bahsediyorlar. Ayrica altin solusyonu harika bir bagisiklik sistemi urunu olma yolunda ilerliyor.

Icerek oral yolla alinan altin solusyonunun herhangi bir yan etkisi, alerjik reaksiyonu veya toksisiti etkisi gorulmemis. Diger farmakolijik ilaclarla bir reaksiyona girmiyor, bagimlilik yapmiyor ve emziren/hamile kadinlarda kullanabiliyor. Gunluk 15-50 ml. seklinde aliniyor ve bu rakam 100 ml kadar cikabiliyor.

Tabi ki bu bir butun hastaliklari giderici bir cozum veya tedavi degil, sagligi onleyici bir tedbir olarak kullanilan bir destek urunudur.

Saglikli bir beslenme duzeni, duzenli egzersiz ve dinlenme ile altin solusyonu saglikli bir hayata giden yolun anahtari.

Altin solusyonu icerisinde 24 karat mikroskopik altin elementi iceriyor ve kolloidol altin olarak biliniyor.

Bagisiklik ve sinir sistemimizin altin ile bir benzerlik gosterdigi ortaya cikiyor. Muhtemelen sinir sistemimizdeki elektrik fonksiyonlarini destekliyor. Bu bize kucuk ve basit bir gelisme olarak gelebilir fakat pek cok fonksiyon bozuklugunun veya fiziksel bedende duzgun calismayan parcalarin fonksiyonlarinin skar/yara dokusu ve diger ic direnc bozukluklarindan meydana geldigini dusunecek olursak, altinin bu bolgelere normak elektrik aktivitelerini restore etme egiliminde oldugunu ve bedenin bu hasarlari onarmasi icin izin vermesine destek oldugu goruluyor.

Bilim su anda sadece altinin bagisiklik sistemimizdeki oynadigi onemli rolu ve ozellikle bagisik sistemi fonksiyonlarinin eklemlerdeki etkilerini kesfetti. Dunya capindaki farmasotik sirketlerin son on yillik devrede dikkatlerini Altin ve Platinyuma cevirerek bunu yeni tedaviler icin temel adiklarini goruyoruz.

Altin ayni zamanda beyindeki iki yarim kureyi duzenlemeye yardimci olabilir cunku yapilan arastirmalarda Koloidol Altini iki hafta sureyle kullananlarin zihinsel aciklik ve konsantrasyonlarinin arttigi belirlenmis.

Altin solusyonu kullanilmaya basladigi andan itibaren olumlu etkilerini hissettiriyor. Ikincil etkileri ise genelde iki hafta sonra beliriyor. Kullanilmadiginda beden kendisi altini atiyor.

Guvenli mi sorusu cok geliyor. Evet guvenli cunku altin element olarak nonreaktive yani tepkisel degil. Altinin kimyasal olarak pek cok parcasi hareketsizdir. Diger elementler ve kimyasallarla reaksiyona giren en son elementtir ayrica.

Altin platin gurubundan bir element oldugundan asil bir metal olarak gorulur, ayrica periyodik cetveldeki en hareketsiz maddedir, bir diger degisle diger kimyasal veya bilesimlerle reaksiyon gosterecek olmasi olasi degildir. Hatta bu yuzden dis hekimleri dunya capinda hergun dolgularinda altin kullaniyorlar.

[1]. Duke University Medical Centre Office of Publications, Volume 16 No. 15, November 16, 2007

[2]. Harvard Gazette March 02, 2006, Nature Chemical Biology Feb. 27, 2006

Kaynak: Colloidol Health Solutions website.

 

Reklamlar

Nano Altin Teknolosi ile yeni Kanser Tedavisi


 

Türkiye’ de henüz uygulaması ve araştırması kısıtlı olan nano boyuttaki altın tedavisi yurtdışında özellikle Amerika ve Kanada’da araştırmacılar tarafından yoğun ilgiyle sürdürülmekte.

Tümörlü hücrelerin çoğunun yüzeyinde kendilerine has protein molekülleri bulunmaktadır. Bu proteinler genellikle vücutta bulunmadıklarından bunlara antijen denir. Antikorlar ise vücudun savunma mekanizmasını oluşturan ve antijenlerle savaşan maddelerdir. Antikorlar antijenlere yapbozun parçaları gibi birleşmeleri sebebiyle belirli yapılardadır. Nano altın parçacıkları da bu belirli tümör hücrelerinin antikorlarlarina bağlanabilirler.

Tümörlü hücreler altın parçacıkları sayesinde kolayca bulunurlar. Bir kere tümörün yeri bulunduğunda, lazerle ışınarak yakılabilirler. Lazerden gelen enerji altın parçacıkları ile ısıya dönüştürülür. Böylece sadece tümörlü hücreler seçilerek altının içindeki nano parçacıkların ısısıyla yakılır ve etrafındaki dokulara en az hasarı verir.

Bu tip bir tedavi, hem saldırgan olmayan bir yöntem ve daha az yan etkisi olup hem de iyileşme surecini kısaltmaktadır.

Kaynak: http://www.scienceolympics.uoguelph.ca/nanoscienceclub/Nano%20Gold%20and%20Cancer%20Treatment.pdf

University of Guelph, Kanada

*************************************************************************************

Nano parcaciklar genelde kimyasal ve endustriyel alanlarda kullanilanlardan cok daha kucuk boyutlardadir. Oyle kucuklerdir ki hucre zarindan gecebilir ve yabanci maddeleri hucreden disari atabilirler. Cunku oldukca incelenmis elementler ve yapilar bilr nano olcude cok farkli davranis bicimleri gosterirler,  bu sebeple nano teknoloji  bilimsel arastirmalarin filizlenen bir alanidir.

Su anda Amerika’da cay icine nano altin parcacikli tuzlar eklenerek dogal yontemlerle kanser tedavisi uzerine calisiliyor.

Learn more:http://www.naturalnews.com/026631_tea_research_nanoparticles.html#ixzz1xNMlOGC3

*************************************************************************************

Youtube video ornegi:

Gold Nanoparticles ve Kanserli Hucrenin Yerinin Bulunmasi

Phenylketonuria: Protein Enzimi Emilim Eksikliginden Olusan Kalitimsal ve Nadir Hastalik


Bugun PKU yani Phenylketonuria adinda nadir ve kalitimsal bir metabolizma hastaliginin bilimsel calismalarini okuyordum ve gorunen o ki epidemilojik acidan en yuksek risk faktoru Turkiye’de her 2600 dogumdan birinde gerceklesmekteymis, en az risk grubunu ise Yahudi ve Finn irki olarak bilinen Askenaz soyu tasiyor.

Uzuldum bu duruma cunku gelismekte olan ulkelerde dogumoncesi PKU test programlari bulunmamakta. Turkiye’de olup olmadigini arastirmaya basladim.

Phenylalanine hydroxylase esansiyel bir amino asittir ve eksikligi zihinsel retardasyona, organ hasarina, durus bozukluklarina, hiperaktiviteye sebebiyet veriyor. Ozellikle anneden bebege gecen kalitimsal bir durum. Dikkatli bir kisitlayici diyet ile anneler ve bebekleri goreceli olarak daha saglikli bir psikonerolojik seviyeye kavusabilirler.

Ne yazik ki dogumdan sonraki ilk yilda PKU’u varligini tespit edecek klinik buluslar genellikle olmamis. Bu sebeple duzgun olmayab potansiyel tdaviler sonucu bebeklerin IQ seviyelerinde %50 dusus yasanmis. Bunun yanisira acik renkte cild rengi (hypopigmentation), zihinsel yavaslik, egzema lezyonlar & miyoklonik kasilmalar, mikrosefali (kucuk beyin olusumu ki bu %66 kadar olabilmekte), potansiyel otizm ve agresif ve/ya hiperaktivite davranis sekilleri olusabilmektedir.

Dunyada, yeni dogan bebekler icin infant metabolik gorunteleme sistemleri var, bu gorunteleme ile bebegin Phenylalanine seviyesi kontrol ediliyor ve test sonucunun 6 seviyeden yuksek olmasi PKU hastaliginin belirleyici olarak kabul ediliyor. Bu su demek oluyor; PKU’u bir kisi phenylallanine enzimini vucudunda duzgun olarak absorbe edemiyor ve bu yuzden toksik seviye vucutta artarak beyinde kalici hasarlara yol aciyor.

Dusunun ki yedigimiz her gidayi midemizde ve ince bagirsaklarimizda absorbe edemiyoruz zira Branched Chain Amino Acid( BCAA) dedigimiz birbirine bagli amino asitleri once absorbe olduktan sonra phenylalanine enzimi absorbe oluyor ki bu her zaman dengeli bir bicimde vucutta emilmiyor.

PKU tedavisi edilmeyen cocuklar kendilerini akil hastanesinde buluyorlar. Tedavi edilmeyen hastalarin ucte ikisinde mikrosefali denilen beyin kuculmesine rastlanmis. Otistik davranislarda tetiklenebiliyor.

Koruyucu tedbiri ve diyette dikkat edilmesi gereken nokta phenylalanine enziminin azaltilmasidir. Fakat bu cocugun bir yetiskin olana dek ve hatta yetiskinken bile boyle bir diyete devam etmesiyle basarilabiliyor. Tedavinin aylik olarak kontrol edilmesinde fayda var ki phenylalanine ve diger esansiyel amino asitlerin seviyesi normalin altina da dusmemelidir.

PKU’lu kisilerin aspartame adli tatlandiriciyi kesinlikle kullanmamalari gerekir. Aspartame ozellikle diet kola ve iciceklerd bulunmakta ve merkezi sinir sistemini uyayararak cesitli sinir sistemi hasataliklarina yol acabilmektedir. Hicbirimizin kullanmamasinda yarar var.

PKU yuksek olan gidalar arasinda hayvansal proteinler yer almaktadir; ornegin sut, yumurta, et gibi. Normal bir kisinin phenylalanine alimi gunde >1000 mg olmakla birlikte PKU olan kisilerin bu seviyeyi gunde 250-500 mgrama dusurmeleri gerekmektedir.

Dikkatli bir diyet tedavisi ile hastalarin entellektuel zihinsel gelisimleri normal yada normale yakin bir seviyeye ulasabiliyor.

Cocuklarin plasma pre-albumin seviylerini olcen bir kan testiyle optimal gelisimleri belirleniyor. Bu seviyenin en az 20 mg/dL olmasi gerekiyor.

Balik yagi suplemanlari visual stimuliyi artirarak yarar sagliyor. cunku balik yaginin icindeki omega-3 long-chain polyunsaturated fatty acis (LC-PUFA) yani uzun zincirli doymams yag orani yuksek omega-3 yag asitleri sinir sistemi fonksiyonlarina yardimci oluyor.

Kaynak: Phenylketonuria (PKU) A Nutritional Case Study
by Dr. Angela Kirk ND and Wild Rose College of Natural Healing ver2011.1

%d blogcu bunu beğendi: