Yabana Atma


11182097_10153351815379673_99441492142815003_nYa siz nereye atıyorsunuz düşüncelerinizi? Efendim ne ekersek onu biçeriz, duyduk ve biliyoruz değil mi? Şimdi derin bir nefes alın ve sakince onu bırakın. Hatta bunu bir alışkanlık haline getirin. Nefesinizin farkında olmak size nasıl hissettiriyor? Düşünceleriniz nereye dağılıyor? Hatta şimdi durun, evet bekleyin, nefes alıp verin. Nefesi bedende gezdirin. Çünkü biz de kendi içimizde bir gezintiye çıkacağız. Her zaman nefesle başlamak gezimiz boyunca hissedeceğiniz sıkıntılarla başa çıkmakta size yardımcı olacaktır. Bazı karanlık kelime takımları ve anlamları sizi rahatsız edebilir. Lütfen yargılamadan, etiketlemeden olduğu gibi görmeye çalışın ve böylece düşüncelerinizi soyabilirsiniz. Çıplak ruhlarınızı kendi içinizde sarmalayabilirsiniz. Burundan derin bir nefes ve karın şişer. Nefesi bırakırken karın boşluğu iner ve gevşersiniz. İşte böyle, harika!
Öyleyse evvel zaman içinde zarif mi zarif, narin mi narin bir bahçıvan varmış. Sizi düşüncelerinizde ziyaret eder, duygularınıza sorar ve inançlarınızı yaratırmış ki böylece yeni deneyimlere ve gerçekliklere hazır olurmuşsunuz. Yaratılışın içindeki enerjiden gelir ve sizin gerçeklik dediğiniz dünyada beden bulurmuş. Bunların hepsini bazen siz uyurken bazen de gündüz düşlerinde aklınıza koyarmış. Hiç aklınıza gelir mi korku dolu endişeli ve öfkeli düşünceler? Bunları tetikleyen olaylar ve kişilerin zihninizde bıraktıkları pis posaların farkında mısınız? Hissediyor olmalısınız. Çünkü siz çocukken o saf kalbiniz ve zihniniz henüz kirlenmemişken içinizde yetiştirdiğiniz bahçede çiçekler açıyor, ağaçlar serin ve tatlı meltem rüzgarlarıyla esiyorken ‘hayat’ diye suçladığınız şeyler sizi bir esir haline getirip yüzünüzü buruşturup ruhunuzu karartıp bedenlerinizi ve kalplerinizi kapatmadı mı? Hayattaki rollerimize sığınıp kendi benliklerimizi unuttuğumuzda kalbimize kızıp sürekli kafamızda yaşadığımızda ruhumuzu unutup bedenlerimize zarar vermedik mi? Büyüdükçe belki de büyüdüğümüzü zannettikçe içimizdeki çocuğu kalıplar içinde bırakmadık mı? Aynada her gün gördüğünüz siz kime dönüşüyor diye soruyor musunuz? Negatif düşünme sanatında ustalaşan siz artık bu gücünüzü pozitife boşaltmaya hazırsanız, önünüzde sınırsız olanaklar ve şaşırtıcı mucizelerle karşılaşmaya da hazır olmalısınız. Çünkü dünyaya gönderdiğimiz her şey bir bütünlük arar ve pozitif kalmak size güzellikleri getirirken negatif olmanız karşılaşacağınız ufak hayat derslerinde tökezlemenize ve yoldan çıkmanıza sebep olur. Düşünce bahçenize eksiklik ve ve kurban bilinciyle negatif fikir tohumları mı atıyorsunuz veyahut olumlu düşünce yapısıyla zihninizde çiçekler açtırıp, ruhunuzda kelebeklerin uçuşmasına izin mi veriyorsunuz? Efendim, gördüğünüz ve okuduğunuz üzere sizi sakin bir göle, sakura çiçeklerinin açmış olduğu ağaçlarla çevrili bir parka götürmek isterim. Eğer düşünce tohumlarınızı değiştirmek, olumlu bakış açıları için yeni görüş filtreleri tanımak, bedeninize nefes, ruhunuza esenlik, kalbinize huzur ve zihninize ipek bir kumaşın değmesini isterseniz holistik br terapistin sizi bir bütün olarak ele alıp kafanızdaki o yabani otları sökmeye yardımcı olmasını ve yerine sağlıklı ve neşeli çiçek tohumları atmasına eşlik etmek isterseniz Alle’deyiz. Çünkü biz bir aileyiz ve her bir bireyi ve onun etrafındaki aile çemberlerini sağlıkla, sevgiyle ve bütünlükle birleştirmeyi isteriz. O halde düşüncelerinizi yabana atmayın. Nefes alın, verin ve çözüm için yanımıza gelin.

Sevgiyle kalın.

Reklamlar

Sağlığa Şiirsel Bir Bakış Açısı


Kadınlardan iyi şair olmadığına dair bir inanış var. Hem de bunu kadın bir yazardan bile duymuşluğum var. Ne garip!

Şiir aslında ruh işidir, duyguyla kelimelerin düşünceler üzerinde süslemesidir. Şiir düşlerin saçları gibidir. Uzun yazılar gibi bir yolculuktan farklıdır. Boyutlar arası bir duraktır şiir. Ağaç dalının rüzgarla bükülmesi, fırtınayla kırılmasıdır. Bir otobüs camından izlenen manzarayla beraber müziğin eşliğiyle sizi götürdüğü başka bir zamandır. Tombala gibi kelimeler içinize dolmaya başlar, hangisini çekseniz başka bir manzara sunar. Bimgo için tek gerekli şey o manzaranın içine girip duyguların peşine düşmektir. Kalbinizin gölgesinde durun, diğer kelimeler gözlerinizi kamaştırmadan büyülü kelime ormanını izleyin. Her ağaç bir melodi fısıldar, her hayvan gözlerinde bir hikaye taşır, çiçekler güzel rüyalar görürler. Sonra bir bakmışsınız dibinizde hindibaları üflersiniz periler dağılır.

Gökyüzü sonra toprağın şapkası, geceleri boncuklu tacıdır. Toprak annemizin içinde parlak kristaller, damarlarında şifalı ve zehirli sular akar. Üzerinde insanlar büyük yalanlar içinde bir oraya bir buraya koştururken unuturlar bu güzel gezegen içinde hapsedildiğimizi.

Okyanusun kolları sonra tüm enginliğiyle ve serinliğiyle yıkar bizi. Ne gökyüzü ne okyanuslar üzerinde duramadığımız için en özgür olduğumuz renk mavidir. İkisinin de bulutları ve dalgaları ile bunun için ne kadar temiz bir bilinçaltıyla yaptığını anlatır sanki bize. İkisini de toprağın üzerinden kirletmeye çalışırız oysa. ..yeşili griye çeviririz, kahverengini siyaha ama mavi-yeşil-beyaz bizi kendimizi unutturarak ve kimi zaman korkutarak hatırlatır amaçsız varoluşumuzu. Amaç aslında bizim anlamlandırmaya çalıştığımız zamandan başka bir şey değilken herkes yüksek amaçlar, başkalarını kurtarmak için çabalarla kıvranırken yaşamın en temel ihtiyacını unuturlar. Evet, nefes almak. Nefes aldığımızda yaşarız elbette ya var olmak?

Var olmak için yaşam amacımızı arar dururuz. Oysa o aranınca bulunacak bir şey değildir hiç. O ruhun fısıldadığı ve sürekli bizi ittirip görmemiz için düşürdüğü bir nefestir. Asıl amaç ruhun nefesini içine çekebilmektir. Bendin içindeki koskoca nostaljik ve çok boyutlu ruhu misafir edebilmektir. Nasıl her kelime kendi içinde bir sembolü barındırıyorsa bizlerde bedenlerimizi bir sembol olarak okuyabilmeliyiz. Ruhu gördüğüyle ilgilenecektir, zihin odaklandığıyla, duygular hissettikleriyle. Ruh gördüklerini bir telgraf gibi başka boyutlara gönderir, bilince uygun cevaplar geri döner, zihin bu mesaja takılır bazen hisler yaratır. Dış dünya bunu yargılar ve kategorize etmeye çalışır. Ne de olsa bir ağaç toprakta yetişir, mevsimlere göre şekil değiştirir ve doğasına uygun bir kıyafet giyer. İnsan onu inceleyince ona güvenebileceğini anlar, onu dinleyeceğini bilir ve eşyalar evler yapar ondan. Onu yakar ısınmak için, onun üzerine yazar.

Bir ağacın ne çok mesajı vardır ama hiç konuşmaz. İnsanda böyledir işte. Ruhu kelimelerle konuşmaz, sayılarla sınırlamaz, şekillerle kalıba girmez. Gökyüzü gibidir, okyanus gibidir ruh, insansa bir ağaç, ikisi arasında uzamaya çalışan. Ruh ise hepsini gözlemleyen bir gezegen dnasıdır. Ufak bir hücredir ve kapsamlı bir organizmadır. Kuşlar ve balıklar ne farklıdır bizden. Korkutmazlar ama bizi aslında karadaki hayvanlar kadar. Çünkü onlar özgürdür. Zihinleri özgür, ruhları özgür. İnsanlar ise diller, dinleri, ırklar, sınırlar, markalar, ideolojiler içinde karman çorban netliğini kaybetmiş bir gezegen turşusudur. İnsan özel olmak ister, özel olduğunu göstermek için ekolojik dengede kendisini piramitin üzerine yerleştirir, doğayı katleder, atomlarla bile kendini kendi cinsinden korumak için böler, parçalar. Bir fikri amaç edindiği zaman, kendini kaybedebilir kolayca. Çünkü ruh zihinde tıkalı kalır, bedende sıkışır, duygulara esir olur o zaman. Böyle zamanlarda strese girer insan. Stres her organı etkiler, her hücre hisseder iliklerinde bu ilkel hayatta kalma dürtüsünü ve modern rekabet kodlamasını.

Sonra hasta olduğumuzda bunun bizim suçumuz olduğunu söyleyen yeni çağ öğretilerine bakıyorum, gülüuorum. Kim hasta olmak istesin ki? Neden bu bize bir cezalandırılma olarak öğretilmeye çalışılıyor düşünüorum. Oysa bakış açımızı biraz değiştirdiğimizde hastalıkların aslında bizi iyileştirmek için oluştuğunu pekala görebiliriz. Belki sadece soğuk algınlığına yakalanırız. Alınırız işte, artık bir alınganlığı bırakmamız için beden kendini temizlemek ister. Bazen daha ciddi bir yaklaşımla gelir, kanser oluşur hücrelerde. O uzun yılların birikimidir bedende, ama her zaman değil. Uzun yıllar uğraşmadığımız ruhumuzun en acı kendini en derinlerimizde temizlemek istemesidir. O yüzden hasta olduğumuzda aslında bu hastalığı onurlandıracak şeyler yapmalıyız. Öyle ki hasta olduğunuz için sevinebilirsiniz bile. Çünkü bu sefer gerçekten kendimizle detaylı bir şekilde ilgilenmemiz gerekecektir. Dua etmeye başlayacağızdır, eskiden telaş ettiğimiz veya zevk almadığımız şeylerin ufak keyiflerini görür oluruz. O eski ruhun kalıplarını atıp özgürleşmek için acı çekeceğiz belki ama her hastalık yeni bir doğuşun simgesidir. Yeni bir siz yaratır, yeni bir bakış açısı yaratır, şimdiye kadar görmezden geldiklerimizi gözümüze sokar. Gözlerden hepsi açığa çıkar sonra…

Gözler o saklı derinlerinde nasıl olduğumuzu anlatır bize. Neyi taşıdığımızı, neyi bırakmamız gerektiğini, neye katlandığımızı, neyin bize iyi geldiğini, neyin zarar verdiğini anlatır. Ruh kadar bedeninde haritasını çıkarır. Hastalık gelmeden çok önce hangi yönde duygu, düşünce biriktirdiğimizi anlatır bize. Bazen de görsek de, kabul etsek de yine hastalanırız. Sadece temizlenmek için.  Beden başka türlü temizlenmezse kendisi sizi durdurarak yapar bunu. Size nefes almanızı söyler ve dinlenmenizi. Yoga bu yüzden güzel bir fiziksel aktivedir ama bundan ötedir.  Zihin-beden, sinir-kas ilişkileri, omurilik-denge-kuvvet ekseninde ele alır, dinlendirir, zihni berraklaştırır, ana odaklanmamızı, bedenimizi dinlememizi öğretir ve içimizdeki kutsallığımızla olan bağlantımızı hatırlatır bize. Bu yüzden holistik bir terapidir.

Refleksoloji de keza biriktirdiklerimizi ayaklarımızın aynasında toplayarak veri sunar. Yine ayaklar üzerinde çalışılarak bu birikim azaltılabilir, yeryüzüne bırakılabilir, organlara daha fazla oksijenli kan dolaşımı gönderilir ve kişiyi rahatlatır.

Bazen sorunlarımızın çözümlerini sadece spritüel dünyada veya enerjisel alanda arıyoruz. Bu yanlış değildir fakat tek taraflıdır, tıpkı sadece bir organın bozuk olduğunu düşünerek tek onu iyileştirmeye çalışmak gibi. Beden, organlar, sistemler, duygular, düşünceler ve ruh birbirleriyle sürekli bir etkileşim halindedir. O yüzden bireye bir bütün olarak ele almak gerekir. Çok boyutlu organizmayı farklı parçaları birleştirerek okumak gerekir. Bunların çözümleri de yine tek tek parçaları tamir etmek değildir. Bütünsel yaklaşımlarla ve olabildiğince doğal yöntemlerle bulmaya çalışmak kişide daha huzurlu ve bütünleyici etkiler bırakır.

Sizi mutlu eden şeyler, sizi her zaman tatmin eden şeyler olmadığı gibi salt mutluluk da sadece duyguları besler. Huzur gerekir ruh için, sağlık gerekir beden için ve açıklık gerekir zihin için ki bunlar arasında dengeli bir çalışma gerçekleşsin. Diğer türlü çeşitli fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Bedeni temizlemeden önce ruhu hazırlamalıyız.  Bu da bir başka makale konusu.

 

Özge Şimşek

Irdoloji Tanitim Videolarim


Irdoloji tanitimi birinci bolum

Irdoloji tanitimi ikinci bolum

Irdoloji tanitimi ucuncu bolum

Irdoloji tanitimi dorduncu bolum

Sevgiler 🙂

Atilim Sistemimiz ve Saydam Beden -2-


Irdoloji bizim negatif ve pozitif yanlarimizi gormemizi saglayan bir aractir. Kotu yanlarimizdan ne kadar kacarsak kacalim, eninde sonunda kendini bize gosterecektir. Oysa ki bu gercekligin kabuluyle gelen baglanti bizi en derin gerceklerimizle birlestirir. Negatif gerceklerimizi golgemizin karanliklarinda hapsetmek zorunda degiliz, aksine onlari kabul edip fark ettigimizde  icimizdeki baskiyi ve direnci yok eder. Doganin zitligini kabul etmektir aslinda yaptigimiz; onun hem yaratici hem de yikici yanini bir olarak gorebilmek. Doganin kanunlarini ogrendigimizde onu prensiblerini devam ettirmeyi de saglayabiliriz.

Olum kacinilmazdir. Hepimize gelir. Ona nasil hazirlanacagimizsa kendi secimimizdir. Olum her an her yerde meydana gelmektedir. Hucrelerimiz dogar ve olur. Mevsimler gelir ve gecer. Bitkiler gunese dogru yukselir ve solarlar. Icinde yasami barindiran hersey olumu gizli tutar. Form bozulur ama ruh devam eder. Bu yuzden kendi karanlik yanimizdan daha fazla korkup kacmamaliyiz. Irdoloji bize iyi ve kotu yanlarimizi gormemiz icin yardim eder. Zayifliklarimizi, aydinligimizin isiginda gorerek, onlari asiriya kactigimizda bizi uyaran mesajlar olarak gorebiliriz.

Atilim ve icten gelen iyilesme sureci de boyledir. Baskilanmis veya bilincsiz toksinler bedende pek cok alanda ve seviyede birikir, bu kristallesmeden ana gucu kirilmaya basladiginda zihinsel ve duygusal negatifligi de beraberinde getirir. Gozyasi cogu zaman arinma surecinde meydana gelir ve yanaklarinizi kizartir, yakar cunku icinde asit tuzlari vardir.

Kadinlarin adet donemleri de alternatif bir atilim sistemidir. Pek cok kadin ovulasyondan adet zamanina kadar fiziksel ve duygusal dengesizlikler hisseder. Buna pms (adet oncesi sendromu) dense de gordugunden fazlasi vardir. Iris tabakasinda gordugumuz pelviste biriken toksinlerinin ve/ya enflamasyonun atilim sistemindeki bir veya iki organin atilimina yardimci oldugudur. Menstruasyon donemi endokrin sistemini etkileyerek pelvikteki toksinleri disari atma girisiminde bulunarak adet donemini bir atilim surecine sokar. Menopoz devresinde bu enerjiler zirve yaparak hayatimizin gerceklestirilmemis veya karanlik yanlarini su yuzeyine cikararak taninmak icin cesur ve guclu tesebbuslerde bulunur. Eger olgun kadin yansittigi veya bastirdigi bu yanlarini potansiyel olan yikici ve yaratici gucuyle kabul edebilirse, gorunmeyen dejenerasyonunun sinsi gorevlerinden kurtulmus olur. Menopoz, kadinin ruhunu butunleyebilmesi icin yeniden dogus sansidir. Bu dengeli, koklenmis haliyle kadin yaratici yonune ortaya cikarabilir ve besleyici ve yonetici yeteneklerini toplumun hizmetine sunabilir ki bu ayni zamanda icsel spirituel gelisimi icinde bir firsattir.

Icimizdeki toksin ve dejeneratif gercekliklerimizin toplami tamamiyla bilincaltimizin bastirilmis ve direnc gosterilmis kismiyla baglantilidir. Bu yuzden irdoloji bizim evrimsel gelisimimiz icin aydinlanmis firsatlar sunar; bilgisizligimizden kurtulmanin korkulacak birsey degil bu dunyanin gercekleriyle basa cikabilmemiz icin pozitif yaklasimlar sunar. Negatifligimiz saliverdigimizde pozitif yanlarimiz icin daha cok yer acmis oluruz.

Atilim ayni zamanda normal atilim organlariyla atilmadiginda, salgilar ve organlarin acilimlarindan disari atilir; ornegin gozler, kulaklar, burun, vajina, penis, gogus uclari ve agiz. Bu sizintilarin tedavisi bes ana atilim organlarinin duzenli calismasina geri dondurulmesi olmalidir. Herhangi bir vucut aciliminin sizintisini diger bes ana atilim organini temizlemeden yapildiginda atilim enerjilerinin tekrar guc kazanip gorevlerini yerine getirmeleri bastirilacaktir. Bu tur tekrarlanan baskilar bir guc kaybina sebep verir ki boylece ana atilim organlarimiz kendi islevlerini yerine getirecek enerjiden yoksun olarak hastalikli toksinleri disari atamaz hale gelir.

Bu bilgiler goz onune alindiginda yapilmasi gereken atilim organlarinin islevlerine set vuracak her turlu blokaji temizlemektir daha sonra zayif organlari veya sistemleri kuvvetlendirmek ikinci asamadir. Bu bakis acisiyla organlari kuvvetlendirecek bitkisel tonikler onerilir ve stimule edilir fakat azar azar. Bu degisim doneminde danismanlik ile zihinsel ve duygusal kaliplar belirlenerek daha saglikli bir yasam stili onerilir. Iyilesme krizi yada buna iyilesme basarisida diyebiliriz, pozitifligimizin negatifligimizi yendigi anlarda ortaya cikmasidir ki boylece saglik ve iyilesme icin yeni bir ideal ornek ortaya cikabilsin.

Kaynaktan serbest ceviri: ‘Acceptance of Positivity and Negativity’, Iridology- A complete guide to diagnosing and through the iris and to related forms of treatment. Farida Sharan, MDMA, MH, ND,FBRI. 1989, rev. ed. 1992. ABD.

Atilim Sistemimiz ve Saydam Beden -1-


Saydam bedenimizi imgelemek icin ilk basta atilim organlarimizi algilamaliyiz ki bunlar bagirsaklar, bobrekler, akcigerler, cildimiz ve lenfatik sistemimizdir. Eger vucudumuzda biriken toksinler bu organlar kanaliyla disar atilamazsa toksinler birikerek organlarin dogal calisma sistemini engeller ve cesitli saglik sorunlarina davetiye cikarir.

Bedenimiz nefes alir, nemi ceker ve cevredeki besinleri icine alir. Ayrim, sindirim, emilimden sonra atiklar vucuttan disari atilmalidir. Vucudumuza aldigimiz besin ve gidalar ile disariya attigimiz toksik ve atik maddeler arasinda bit uyum olmalidir. Eger atilimdan fazla alim olursa, besinler vucutta fermante olurlar ve toksinler tum bedene yayilir. Sonuc olarak beden toksiklesir, dejenerasyon ve dengesizlikler baslar. Eger alimdan cok atilim olursa, beden zayiflar ve gucsuzlesir.

Kendi atilim organlarinizin nasil isledigini anlamaniz guc oldugundan iridologunuz size bir ogretmen olarak yardim edecektir. Analiz suresince iridologunuz her bir atilim organinizin nasil calistigini gorebilir, duzgun mu calisiyor yoksa kanallar birbirini dengede tutmak icin uzerlerine fazladan yuk mu aliyorlar belirlenir.  Neredeyse her kisi atilim organlarindan bir veya iki tanesi daha dusuk seviyede calisarak yasiyorlar. Bu da bedenin canliligini azaltiyor ve yaslanmayi hizlandiriyor.

Atilim organlarimiz sagligimizi korumak ve devam ettirmek icin calisan icsel guclerimizin birer yansimasidir. Bu gucleri anlamali ve bedenimiz icin ne kadar onemli islevleri olduklarini ogrenmeliyiz. Ayrica bilmemiz gereken bir diger unsur bu yansimalarin ayni zamanda bizim duygusal, zihinsel ve spirituel durusumuzun da yansimalari oldugudur. Fiziksel bedenimizdeki islevlerimiz temiz ve rahat bir sekilde calistiginda birey diger gorunmeyen ama hissedilen bedenlerinde bir rahatlama yasar. Atilim sistemimiz bizim en yararli ve guclu arkadaslarimizdir ve her an bizimle calisirlar. Dolayisiyla onlarin duzgun calismasini engelleyen sorunlari ortadan kaldirdigimizda bedenimizde temiz ve duzenli bir sekilde calisir.

Saydam bedene giden yol icimizdeki sevgi dolu cocuga bizi uyandiran, hassas ve savunmasiz tarafimizi hissettiren duyarli ve yumusatici bir surectir. Bedenlerimiz daha temiz ve acik oldukca icsel ruhumuz da o denli daha yumusak ve cevap veren bir nitelige sahip olur ve bu ruh bizi sadece kendimizle degil diger kardeslerimizin ve uzerinde yasadigimiz dunyanin ruhlari ile de baglar. Arinma her turlu spirituel ve dini rituellerin kutsal bir parcasi olmustur. Kendi essiz bedenlerimizi daha yakindan ogrendigimizde ve bedenlerimizi daha aktif ve dengeli bir halde calistirdigimizda bedenimizi bu sekilde dengede tutmamiz gerektigini de algilariz. Iste o zaman bedenimiz bize hizmet eder ve boylece bizler dikkatimizi dolu ve uretken bir yasama cevirebiliriz.

Atilim sistemlerimiz icin herhangi bir tedavi surecine baslamadan once inanc sistemimizi netlestirmeli ve pratik bir felsefeyi oturtmaliyiz. Hering’in Tedavi Yasasi bize sifanin icten baslayip disa dogru atildigini anlamamiza yardimci olur. Bu iyilesme guclerinin birincil manifestosu atilim sisteminin temizlenmesi ve kanallarinin acilmasi olmalidir.

Bedenlerimiz en etkin bicimde calismak icin yaratilmisdir dolayisiyla eger onu temizler, destekler, aktive eder ve guclendirirsek bu dogal islevler bedenin kendi gorevlerini yapmasini yardimci olurlar. Ortodoks tibbi yillarca dogalin negatif oldugu ve korkulmasi gereken bir durum oldugunu savundu. Doganin hastalik yarattigini  bu yuzden tedavilerinin de aktif hatta siddetli bir sekilde kullanilmasini saglayarak dogayi yerine oturtmaya calisti. Bizler (holistik terapistler, naturapatik doktorlar, homeopatik pratisyenler, herbalistler) dogayi hem pozitif hem de negatif olarak gormekteyiz. Doga ile nasil calisildigi aslinda belirleyici faktorleri olusturur. Dogum, olgunlasma ve olum her zaman etrafimizda var olmaktadir. Beden icinde hem olum tohumunu hem de cok guclu hayati devam ettiren ve koruyan gucleri tasiyor. Ogrenmemiz gereken ders doganin kurallari oldugudur ve eger gerek cahilligimizden olsun gerek bas kaldirimizdan bu kurallari cignersek sonuclari ayni olacaktir. Dogaya karsi gelen onun etkilerini yasayacaktir. Doganin yasalarini saygi duymayi secerek ve kendimizin sorumlulugunu pozitif besleyici bir sekilde ustlenerek secim yapma sansina sahibiz.

Kaynaktan ceviri: http://www.soilandhealth.org/02/0201hyglibcat/020164.iridology.sharan.pdf

Iridoloji nedir?


Iridoloji, irisleri inceleyerek vücudumuzun cesitli organlarinin doku dayanikliligi saptamak icin kullanılan bir tekniktir. Genellikle herboloji ile birlikte kullanilir. Iridoloji bize kisinin genel saglik durumu hakkinda bilgi verir fakat belirli bir hastalik tespit etmez. Organlarin dokularinin durumu hakkinda bilgi verir fakat dokuyu neyin etkiledigini, hastaligi belirlemez.  Ornegin; birine dusuk kan sekeri oldugunu soylemez ama pankreas ve adrenal bezlerin durumu hakkinda bilgi verir. Dokularin durumuna gore kisinin yasam stili hakkinda sorular sormamiza yardimci olur. Sinir sistemimizin asiri stimule olup olmadigini isaret eder. Boylece iridoloji restoratif bir terapi olarak bedeninizdeki zayifliklar ve asiri stimule olmus organlari belirleyerek gelecekte ortaya cikabilecek saglik durumlarini onlemek icin kullanilir.

Iridoloji ile neleri bulabiliriz:

  • Vucudunuzun ana besin ihtiyaclari,
  • Kalitimsal guclu ve zayif olan organlariniz, dokulariniz ve bezleriniz,
  • Genel kuvvet ve zayifliginiz,
  • Hangi organiniz en cok tedaviye ve kuvvetlenmeye ihtiyaci var,
  • Organ, doku ve bezlerinizdeki toksinlerin toplanma bolgeleri,
  • Hangi bolgede iltihaplanma oldugu,
  • Dokunun iltihap seviyesi ve aktivitesi,
  • Bagirsaklarin cok calismasi yada tembel olmasi,
  • Kolonunuzun spastik yada balonlasmis durumunu,
  • Transverse kolonun prolapsus durumu,
  • Bagirsaklardaki sinirsel durumlar yada iltihaplanma,
  • Kalbe olan baski,
  • Cesitli organlarin dolasim seviyeleri,
  • Sinir gucu ve sinir bosalmasi,
  • Organlarin, dokularin yada bezlerin hiper yada hipo aktiviteleri
  • Bir organin diger organa olan etkisi yada bir organin baska bir durumu desteklemesi,
  • Lenfatik sistemdeki tikaniklik,
  • Besinlerin zayif emilimi,
  • Organ, doku ve/ya bezlerindeki minerallerin azalmasi,
  • Fiziksel veya zihinsel yorgunluk veya stresin vucudunuz uzerindeki etkisi,
  • Bagisikliginizi artirmak icin dinlenme zamani,
  • Vucudun iyilesme durumu ve gucu,
  • Hastalik ortaya cikmadan once olusan toksin materyal birikintileri,
  • Sinirleri, kan ikmalini ve kemiklerin mineralizasyonu etkileyen genetik zayifliklari,
  • Simdi de baskin olan semptomlarin genetik etkilesimleri,
  • Organ, doku ve/ya bezlerin guclenme ve iyilesme isaretleri,
  • Vucudun asit/alkalin seviyesi ve mukus salgili iltihaplanmanin gelisimi,
  • Yogun mukus durumu,
  • Bunama potansiyeli,
  • Kirli cevrenin uzerimizdeki etkisi,
  • Adrenal bezlerin yorgunlugu,
  • Hastaliga karsi olan direnc,
  • Bedenin tedaviye cevabi,
  • Genel olarak vucudunuzun durumu ve organlarinizin nasil calistigi.
Iridoloji neyi belirlemez?
  • Tansiyonunuzu,
  • Kisinin daha once kullandigi yada kullanmakta oldugu tibbi ilaclar yada sokak narkotikleri,
  • Kisinin gecirdigi ameliyatlar,
  • Kisinin hangi tur diyette oldugu,
  • Vucudundaki urik acid seviyesi,
  • Cinsiyeti,
  • Gebelik,
  • Ameliyatin gerekli olup olmadigi,
  • Tumor olup olmadigi yada buyuklugu,
  • Aids,
  • Diger hastaliklar.
Iridoloji’nin dogruluk orani %75’tir.  Elektromanyetik/Holografik teori ile calisir; yani vucut, kendi biyomanyetik yada holografik alanini yansitir. Her organ, doku seviyesi ve hayati gorevi, hem fiziksel hem de soyut bir alanda calisarak kendi manyetik alanina etki eder… Holografik resmin holistik terapilerin temeli oldugunu hatirlayalim.
Iridoloji bize vucudunuz hakkinda genel bir resim sunar. Bu matriks, vucudun bir bolgesinin digerini etkileyip etkilemedigini belirlemede bize yardimci olur. Ornegin; yana yatmis bir rahim, asagi kaymis transvers kolondon dolayi olusabilir ve bel agrisi ve karin kaslarinin zayifligina neden olabilir.
Ozge Simsek
Kaynak: Iridology Textbook of Wild Rose College.

%d blogcu bunu beğendi: