Nabız Yoklaması


Sıra geldi deneme testlerine…

Şimdi hayvanlarla başlayalım…

Onları seviyor musunuz? Korkuyor musunuz? Aranız nasıl? Size neyi çağrıştırıyor? Düşünün biraz. Neden varlar?

Aralarında bağ kuranlar çok iyi bilirler bir köpek, bir hayvandan fazlasıdır. Onunla yaşayınca anlarsın asıl iletişimi, tanrısal desteğini, ruhani rehberliğini, içsel korumacalığını, yaydığı huzuru ve sevgiyi… Peki ya sokaktakiler?

Konuyu sokaklara indirmeden önce gökyüzünde kısa bir gezintiye çıkalım isterim. Sizlere şamanik hayvan ruhani rehberlerin varlığından haberdar edeyim ve ‘köpek’ ruhani rehberliğinin ne anlamlara geldiğini yabancı bir kaynaktan yararlanarak anlatayım:

‘Köpek’ eğer size bir ruh hayvanı olarak gelirse, yani atalarınız o hayvanın ruhunun rehberliğini size gönderiyorsa ki bu üç kez köpeklerle ilgili bir şeylere rastlama tesadüfüne denk gelebilir, buyrun burdan yakın (doğadan veya hayvandan değil lütfen) Veya başka bir hayvan olabilir bu size rehberlik ettiğini belli etmek isteyen ve böylece beraberce yol alabileceğinizi söyleyen bir mesaja dönüşür bu, okuyana. Farkındalığı ve koruma gücünü hediye eder köpek. Totemi köpek olanlar koşulsuz severler. Eğer Güç hayvanın olarak fısıldarsan ona oyun oynamanın doğallığını hatırlatır. Sormak istediği sorular arasında şunlar var:

-Koşulsuz sevgiyi içtenlikle anlayabilmenin zamanı mı?

-Evde veya işte sürünüzü yönetirken yardıma ihtiyaç duyuyor musunuz?

-Havlamalı mıyım yoksa gerçekten ısırmalı mıyım diye karar vermeye mi çalışıyor musunuz?

Köpeğin ruhu size yardım edebilir ve şunları sembolize eder:

-Macera

-Bağlılık

-Merak

-Sadakat

-Dostluk

-Fedakarlık

-Koruyuculuk

-Sabır

-Gerçeklere ses vermek

-Koşulsuz sevgi

-Bilinç perdesinin ötesini duymak

Köpeğin ruhu kendi bütünselliğini korumanı ve inanmanı tüm nezaketinle hayatı paylaştığın ruhlara sunmanı hatırlatır. Hem hayvan hem de insan ruhlarıyla hatırla! İşte bu bir tür hayvan şifasıdır ve eğer sen kendinle iyi arkadaş olamıyorsan zaten başkalarıyla da olamazsın.

Ama hemen endişelenip üzülme çünkü çaresi var. Bu da senin sınavındır. Tercihlerin sonuçlar yaratır. Şimdi belediye bugün Riva’da kulağı küpeli sokak köpeklerini ‘turistik amaçlı rahatsızlık vermesinler diye’ sokaklardan toplatılıp kötü şartlardaki barınaklara hapsetmek zorunda mıydılar dersiniz? Nasıl hissediyorsunuz? Bir bakın içinize, ondan sonra düşünüp taşının.

Hayvan aktivisti bir öğrencim benimle bu fotoğrafı paylaştı. Ve şunları söyledi:

13582219_901425129969621_1721634975_o-2

“Bu hayvana iğne atıp almadılar. Bıraktılar öylece. Nabzı sıfıra düşüyordu ve ölmek üzereydi. Klinikte kendine zar zor geldi. Kavga ettim bugün telefonda. Yarın sabah barınağa gideceğim köpeklerimin tespiti için.”

İyi ki varsınız!

Kaynak:

Dog Symbolism & Meaning

Özge Şimşek

Not: İki gün içinde sağ kalan köpekler kurtarıldı ve doğalarında ve onlarla ilgilenen güzel insanlarla beraberler. Teşekkürler!

Reklamlar

Metroda bilmem kaç dakika


93695c339ce75_d7b974b448fbb4-post.jpg

Şehir hayatında birşeyler yaparken düşünmek ve hızlı stratejiler geliştirmek hayatta kalmak için başvurulan yollardan. Alışılagelmiş ve öğrenilmişte denebilir. Örneğin otobüste seyahat ederken neleri düşünüyorsunuz? Araba kullanırken veya? Televizyon izlerken? Yemek yerken? Eğer yaptığınız şeyi düşünerek ve o anın içinde hem bir izleyici hem bir oyuncu olarak kalabilirseniz zaman anlamını kavram olarak değiştirir. An kalır geriye, her an yeniden ve şimdi… Bu motivasyon artırıcı. Elbette anın içinde de zıt kutuplaşmanın öğeleri var; başlıyor, devam ediyor ve bitiyor, başlıyor devam ediyor ve bitiyor, başlıyor… Burada önemli olan zamanın bu bölümlerine takılmak değil daha ziyade bu akışın içindeki ahengi görmek ve her damla anı armağan olarak algılayabilmek belki de. O zaman şehrin içinden anın içine bir keşfe çıkmak çok da güzel bir deneyim olabilir. Belki de bu yüzden kitaplar bu kadar ilgimi çekiyordur. Olduğum yerde bir dolu vorteksler açabiliyor, düşüncelerin kelimeleşmesi, kelimelerin hikayeleşmesi, canlanması derken Alice gibi bir başka dünyadasın ama şimdidesin, buradasın. Kitap okuduğununda farkındasın, kendini görebiliyorsun. Sonra içten dışarı baktığında akan enerjiyi resmedebiliyorsun. Bazen işte öylesine oturursun, hiçbir şey düşünmezsin, sadece bakarsın ve izlerken dalarsın anın içine. Ve minnettarlık duyarsın.

IMG_7926.JPG

Gerçek nedir? Gördüklerimiz olmadığı kesin. Deniz bile simulasyona benziyor. Gökyüzü karantina bir gezegeni koruyor. Yeraltını yeterince belki ama denizaltını nerdeyse çok az biliyoruz. Oysa ufak hayatlarımızı ne büyük olaylar ve ne büyük değerler üzerinden yaşıyoruz. Dur bir dakika! Metrodayım. Etrafıma bakıyorum. Herkes ne kadar sıradan gözüküyor. Düşünceli gözlerden akan uykuyu ve zihinlerden geçen çözümü düşünülmeyen şikayetleri kafalarında döndürdükleri belli. Ah bir sihirli değnek/asa var ya onu bir bulsam, herkesin kafasına biraz peri tozu, hayatlarına biraz renk katardım. Hangisi gerçek? Gördüklerimiz mi? Düşündüklerimiz mi?

Ya biz kimiz? Düşündüklerimiz yada hissettiklerimiz değiliz. Bunları çıkarsak insan olmayız ama bu seferde insanın çok boyutluluğu üzerine derinliği sığlaştırmış oluyoruz. Ölmek için doğuyorsak bu kadar gürültü niye? İnsanlar hipnotik bir uykuda gibi yürüyorlar. Anlam arayanlar, anlamsızlığı kucaklayanlar, kendileri ve kendisizliklerinde eriyen hayatlar ile zaman pili dolduruluyor.  O halde yeni bir kitap alıp biraz felsefe biraz edebiyat içinde düşüncelere selam olsun.
Özge Şimşek

Haftaya Düşen Düşünce


“Kötü bir alışkanlığı düzeltmek mi istiyorsun? Öncelikle kötü bir alışkanlığın saydam bedenlerine damgalanmış birer kalıp olduğunu bilmelisin. Bir kere mühürlendiğinde, sürekli olarak kendini yeniler. Hatalarımızdan daha sonra pişmanlık duysak dahi bunun bir faydası olmaz: yineleriz… ve sonra yeniden pişman oluruz! Bu bitmeyen bir vicdan azabı ve hatalar zinciridir. Vicdan azabı kendi kalıplarına mühürlendiğinden her bir hatadan sonra bize kendini gösterir ama düzeltmeye yardımcı olmaz.

Öyleyse ne yapmalıyız? İlk kalıbın üzerini kaplamalıyız yani kötü alışkanlıkları yavaş yavaş ve bilinçli bir  şekilde daha iyi düşünceler ve hisler hatta daha da fazlası daha iyi davranışlara çevirmek için yüreklendirici çaba sarf ederek değiştirmeliyiz. Bu tür değişimler, pek çok yeni kayıt ve yeni kalıplar gibi eskileri nötrleyerek başarılı olacaktır. Onları silmeyecektir çünkü doğada hiçbir şey silinmez fakat üzerine bindirilir ve böylece gelecek tavırları etkiler.”

Omraam Mikhael Aivanhov

Alttaki metnin kendimce naçizane çevirisidir:

«You want to correct a bad habit? You first need to know that a bad habit is a pattern imprinted on your subtle bodies. Once imprinted, it replicates itself perpetually. Even if we regret our mistake later, it doesn’t help much: we repeat it… and then regret it again! It is an endless chain of errors and remorse. For the remorse has also imprinted its pattern; this is why it comes back each time after the error but does not help correct it.
What should be done then? Overlay the first pattern, that is, replace the bad habits by gradually and consciously making an effort to encourage better thoughts and better feelings and above all, to behave in a better way. These changes are like so many new recordings, new patterns, which will succeed in neutralizing the old ones. They will not erase them, for in nature nothing is erased, but they will be superimposed on them and will influence future behaviour. »

Omraam Mikhael Aivanhov

 

Duygular / Depresyon / Yoga


547745_10150857322866429_1353815158_n

Dualite içinde yaşadığımız hayatlarımızda elbette kimi zaman mutluluğu kimi zaman da hüznü hissediyoruz. İnsan olmanın doğası değişen ve dönüşen duygularla başa çıkmakta zorlanıyor. Kafalarımızın ve mantığımızın denizinde kendimizi boğuyor sonra da çalkantılı duygularımızın dalgalarıyla savaşıyoruz. Modern insan doğadan koparıldıkça kendi bedenleri içinde de bir yıkımı yaşamaya mahkum oluyor. Bir şifacı olarak genellikle yüksek enerjili ve pozitif olsam da hayat her zaman öyle hissettirmiyor. Ben de ruhumun karanlık gecelerinden geçiyorum. Karanlıklarım, korkularım, endişelerim, öfke patlamalarım oluyor. Fakat bunları bastırmak yerine su üstüne çıkmalarına izin veriyorum. Duygularımın altında yatan hislere bakıyor, zihnimdeki negatif düşünce kalıplarını görüyorum. Korkularım ve üzüntülerim en büyük öğretmenlerim olarak karşıma çıkıyor. Hissediyorum ve bırakıyorum.

Depresyona girdiğimi hissettiğim anlarda genellikle uzaklaşır ve içime kapanırım. Fakat bu izolasyon zihin haritamı daha da bulutlandırır. Holistik beden ve sağlıkla ilgili bildiğim bütün bilgiler bir anda benden de uzaklaşmaya başlar. Daha da korkutucu olanı işte bu anlarda yardım istememek ve kalbi daha da kapatmak oluyor. İşte size depresyondan çıkmama yardımcı olan birkaç teknikten söz etmek istiyorum. Bunlardan ilki nefesle çalıştığım yoga. Uzun yıllardır yoga yapıyorum ve üç aylık bir ara verdiğimde enerjimdeki azalmayı gözlemledim. Bedenim artık hep belirli şekillerde hareket ediyor sanki beni daha da mekanikleştiriyordu. Ne zaman kendimi kötü hissetsem mavili yeşilli yoga matım imdadıma yetişiyordu. Her defasında kaybettiğimi sandığım huzurumu ve içsel dengemi bana yoga geri getirdi. Bunun sebeplerinden biri nefese odaklanarak çalışılan bedensel hareketlerin zihnimi daha alfa seviyesine indirdiğini, dolayısıyla sinir sistemimi yatıştırması ve meditatif hale daha kolayca girmeme izin vermesiydi. Çünkü beden ve zihin ayrı mekanizmalar olmadığı gibi zihnin yarattığı negatif düşünce dalgalarını bana gösterip onlara tutunmak yerine salıvermenin keyfini yaşatmasıydı güzelliği. Bedeni daha önce belki de hiç düşünmediğim şekillerde kas ve iskelet sistemiyle uyumlu halde çalıştırmak endokrin sistemimi dengelememe yardımcı olurken iç organlarımın detoksuna da destek olması fizikselde başlayıp zihinsele ordan duygulara bakarak ruhsal bir deneyimle sonlandırabilmek sadece yogayla alışabildiğim bir deneyim oldu.

Kendinizi depresyonda hissettiğinizde daha kararsız, daha izole olmaya itersiniz, bu insanın kendini koruma mekanizmalarından biridir. Burada yapılması en uygun şey yoga pratiğine başlamanız/devam etmeniz, sevdiğiniz dostlarınızla iletişim kurmanız, sosyalleşmenizdir. Bazen bu o kadar zor görünür ki içinzde hiç istek hissetmesenizde yapmanızı tavsiye ederim. Çünkü tüm bu çabalar sizi bedeninize geri getirir. Topraklanmış bir enerji ile daha fazla ışığı kendinize çekersiniz ve bunu yeryüzüne ne kadar çok indirir, çapalarsanız o kadar iyi hissetmeye başlarsınız. Bazen sevdiklerim ve arkadaşlarımın destekleri olmasa tek başıma ne kadar daha zor olacağını sezerim. Ve içimdeki her ne olursa olsun olanların bütünün en yüksek hayrına olduğuna olan inancım beni zorlukların üstesinden gelmem için teşvik eder.

Depresyondan çıkmak istiyorsanız;

  • Hissettiğiniz tüm duyguların birer öğretmen olduğunu farkedin ve savaşmak yerine kabul edip geçmelerine izin verin. Negatif duygu ve düşüncelere tutulmak, takılmak, ısrarcı olmak enerjinizi daha da düşürür ve kısır döngüne çevirir. Sadece hissedin, böyle bir duygu hissettiğinizi kabul edin ama o duygunun siz olmadığınızı da keşfedin. Bırakın varlıklarını göstersinler ama sizin tutumunuz belirlesin hangi tarafa güç verdiğinizi . Ruhunuzun karanlık gecelerinden aydınlanan gün ile uyanın!
  • Yoga yapın. Kendinize günde 30 dk ile 1 saat arası fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal bir mola verin. Yenilenin!
  • Sosyalleşin. Sevdiğiniz dostlarınızla doğaya çıkın. Rahatlayın!
  • Gülümseyin. Gülümsetecek şeyler bulun. Mutlu olun!
  • Sağlıklı beslenin, meyve ve sebze ağırlıklı gıdalar tüketin. Bol su için. Tazelenin!
  • Şükredin. İlham Bulun!

Enerjinizi yükselten ve gerilimi azaltan yoga pozlarından bazıları:

Four-yoga-poses-to-reduce-stress-anxiety-and-mild-depression-1

Özge Şimşek

%d blogcu bunu beğendi: