İhtiyacını Besle!


 

İsveç’lilerin bir sözü var: “Bir kitabın en iyi yeri satır aralarıdır” diye…

Öyleyse kendi satır aralarımıza değinelim…

AR-160229648.jpg

İnsanın yirmili yaşları ‘başkaları ne der?’, ‘onlar ne ister?’ kaygısına bulanır ve ancak otuzlarında ‘ben ne istiyorum’ demeye başlar. İhtiyaçlarını beslemeyi yeni yeni öğrenir. Bunun için önce ne istediğini ve neyi sevdiğini keşfetme dönemine teşekkür eder. Düşünsene, önemli olan sadece ama sadece kendinle ilgili senin ne düşündüğün ve hissettiğindir ve bundan doğan ilahi bir yaratıcılıktır ödülün. Ruhun beslenmeye hazır ve artık senin yapman gereken tek şey kendine izin vermektir. Sabote etmeden zamana ve akışa bırakarak ve evrene güvenerek özgürleşmeye yürümektir. Böylesi özgürleşme kişiye özgüven pompalar fakat bu içten gelen bir yakıt olduğundan ego zedelenmeden ruh, beden ve zihin beslenir. İnsan düşündüğü şeyi konuşur o vakit. Ne kadar büyük yürekliliktir bu. Hayır, cesaret değildir çünkü korkunun dönüşümü olan cesaretin yerine sevgiden kaynaklanan büyük yüreklilik kaplamıştır. Konuşurken fark edilir hisler, hissedilince emilir dalga boyu ve asılı kalması gereken yerlerde bir rüzgar gülü gibi ruha üfler. İnsan ruhunu dışa vuracak bir sevgi çıkış yolu bulur; ister romantik, ister aileye ait, ister koşulsuz, isterse de ruhani olsun ama bulur. Akacak kan damarda durmaz derler ya, akacak sevgi de kalıplara sığmaz, taşar. Sevgi bir alış veriştir; senin ve diğerinin arasında, senin ve bir hayvan arasında veya seninle ruh arasında yapılan bir duygu aktarımıdır. Eğer bu sevginin bir mıknatıs olduğunu düşünürsek hayatı kendinize çektiğinizi de pek tabi kavrarız.

Öyleyse günde on dakika gözlerimizi kapatıp nefesimize odaklansaydık kendi ruhumuzun sesini duymak kolaylaşırdı. Eğer enerjimizi dağıtmak yerine toplasaydık hayatımızın mağduru değil yönetmeni olurduk.

Özge Şimşek

Reklamlar

Metroda bilmem kaç dakika


93695c339ce75_d7b974b448fbb4-post.jpg

Şehir hayatında birşeyler yaparken düşünmek ve hızlı stratejiler geliştirmek hayatta kalmak için başvurulan yollardan. Alışılagelmiş ve öğrenilmişte denebilir. Örneğin otobüste seyahat ederken neleri düşünüyorsunuz? Araba kullanırken veya? Televizyon izlerken? Yemek yerken? Eğer yaptığınız şeyi düşünerek ve o anın içinde hem bir izleyici hem bir oyuncu olarak kalabilirseniz zaman anlamını kavram olarak değiştirir. An kalır geriye, her an yeniden ve şimdi… Bu motivasyon artırıcı. Elbette anın içinde de zıt kutuplaşmanın öğeleri var; başlıyor, devam ediyor ve bitiyor, başlıyor devam ediyor ve bitiyor, başlıyor… Burada önemli olan zamanın bu bölümlerine takılmak değil daha ziyade bu akışın içindeki ahengi görmek ve her damla anı armağan olarak algılayabilmek belki de. O zaman şehrin içinden anın içine bir keşfe çıkmak çok da güzel bir deneyim olabilir. Belki de bu yüzden kitaplar bu kadar ilgimi çekiyordur. Olduğum yerde bir dolu vorteksler açabiliyor, düşüncelerin kelimeleşmesi, kelimelerin hikayeleşmesi, canlanması derken Alice gibi bir başka dünyadasın ama şimdidesin, buradasın. Kitap okuduğununda farkındasın, kendini görebiliyorsun. Sonra içten dışarı baktığında akan enerjiyi resmedebiliyorsun. Bazen işte öylesine oturursun, hiçbir şey düşünmezsin, sadece bakarsın ve izlerken dalarsın anın içine. Ve minnettarlık duyarsın.

IMG_7926.JPG

Gerçek nedir? Gördüklerimiz olmadığı kesin. Deniz bile simulasyona benziyor. Gökyüzü karantina bir gezegeni koruyor. Yeraltını yeterince belki ama denizaltını nerdeyse çok az biliyoruz. Oysa ufak hayatlarımızı ne büyük olaylar ve ne büyük değerler üzerinden yaşıyoruz. Dur bir dakika! Metrodayım. Etrafıma bakıyorum. Herkes ne kadar sıradan gözüküyor. Düşünceli gözlerden akan uykuyu ve zihinlerden geçen çözümü düşünülmeyen şikayetleri kafalarında döndürdükleri belli. Ah bir sihirli değnek/asa var ya onu bir bulsam, herkesin kafasına biraz peri tozu, hayatlarına biraz renk katardım. Hangisi gerçek? Gördüklerimiz mi? Düşündüklerimiz mi?

Ya biz kimiz? Düşündüklerimiz yada hissettiklerimiz değiliz. Bunları çıkarsak insan olmayız ama bu seferde insanın çok boyutluluğu üzerine derinliği sığlaştırmış oluyoruz. Ölmek için doğuyorsak bu kadar gürültü niye? İnsanlar hipnotik bir uykuda gibi yürüyorlar. Anlam arayanlar, anlamsızlığı kucaklayanlar, kendileri ve kendisizliklerinde eriyen hayatlar ile zaman pili dolduruluyor.  O halde yeni bir kitap alıp biraz felsefe biraz edebiyat içinde düşüncelere selam olsun.
Özge Şimşek

Numaraların Spiritüel Anlamları 0-20


Doreen Virtue’nin ‘Angel Numbers 101 ‘ kitabından sizler için çeviriyorum.

images.jpeg

0

Tanrıça sizinle konuşuyor. Sıfır gördüğünüzde bunun başlangıcı ve sonu olmaksızın Omega çemberinin sonsuz işaretidir. Tanrı/ça bir güvence kelimesi veya İlahi rehberlik ile dikkatinizi çekmeye çalışıyor.

1

Pozitif kalın. Şu anda düşündüğünüz şeyler gerçekleşiyor bu sebeple sadece olmasını istediğiniz şeylere odaklanın. Herhangi bir korkuyu Tanrı/ça’ya ve meleklerine gönderin.

2

Her şey yolunda ve öyle devam edecek. İnanmaya devam edin, özellikle umut duygunuzun sizi daha olumlu sonuçlara götürdüğünü bilin. Melekler inancınızı destekler eğer onların yardımını isterseniz.

3

Yükselmiş üstadlar size yardım ediyorlar– bu genellikle size yakın gelen bir yükselmiş üstadın– mesela Meryem Ana, Hz. İsa, Kuan Yin, bir aziz veya diğer ruhani/dini figürlerden biri olduğu anlamına gelir.

4

Melekler sizinle. Dualarınızı duyduklarını ve bu konuyla ilgili size yardım ettiklerinin güveninin vermek istedikleri zaman size dört sayısını gönderirler.

5

Önemli bir değişim oluyor, her zaman daha iyisine doğru. Hayat değişimleri yaşadığınızda Cennetin yardımını isteyebilirsiniz.

6

Para dahil olmak üzere hiçbir materyal maddeye/parçaya takıntılı hale gelmeyin veya bunlar için üzülmeyin. Endişe dualarınızın etkinliğini düşürür. Ne şanslı ki, eğer meleklere sorarsanız dualarınızın cevaplarını size verebilirler.

7

Doğru yoldasınız ve sonuçlar beklediğinizin ötesinde gerçekleşecek! Yedi numarası İlahi büyünün size desteklediği ve fırsat kapıları açtığının habercisidir.

8

Sekiz sayısı bolluğun ve bereketin numarasıdır. Bu sayının içindeki sonsuz döngü ihtiyacınız olan (özellikle hayat amacınızla ilgili) ne varsa, fikir, zaman, para gibi şeylerin sınırsız akışını belirtir.

9

Haydi iş başına Işık işçileri! Zaman şimdi! Hayat amacınıza ulaşmak için gerekli olan ön şartları tamamladığınızı anlatır dokuz sayısı. Ertelemeyi bırakın çünkü adım atma zamanı. Bebek adımları bile yararlı.

10

Tanrı/ça bu konu hakkında pozitif düşüncelerde kalmanızı istiyor, zaten her şey en yüksek hayrınıza işliyor. Pozitif kalmak için Tanrı/ça’yı ziyaret edin çünkü düşünceleriniz sonucu etkileyen etkendir.

11

Pozitif kalın! Düşünceleriniz olanca hızıyla materyal dünyada gerçekleşiyor bu yüzden olumlu sonuçlar elde etmek için kendi içinizdeki sadece ama sadece iyiye ve diğerlerinin ve bu durumun iyiliğine odaklanın.

12

Gelecek hakkındaki düşüncelerinizi pozitif tutun çünkü düşünceleriniz geleceğinizi etkiler. Bu inancınıza tutunmak ve umudunuzu güçlü kılmak için bir mesajdır çünkü şu anda bunlar güçlü belirleyici etkenlerdir.

13

Yükselmil üstadlar (örneğin; Meryem Ana, Yeşil Tara vb.) sizinle ve pozitif bir bakış açısını sürdürmek için size yardım ediyorlar. On üç sayısı dişi yükselmiş üstadlar ve tanrıçaların size pozitif kalmanız için desteklediğini ifade eder.

14

Olumlu bakış açınızı devam ettirmek için meleklere güvenin. Bu sizin bireysel tutumunuzu pozitif ve parlak tutacaktır.

15

Hayat değişimleri yaşarken pozitif kalın. Olumlu düşünceleriniz bu değişimlere saygı duyarak en iyi sonuçların açığa çıkması için size yardımcı olur.

16

Kelimeleriniz konuştuğunuz veya düşündüğünüz şeyleri size çekmesi için mıknatıslı olumlamalardır. Bu sebeple melekler size kelime ve düşünceleriniz hakkında farkında olmayı hatırlatıyor.

17

Melekler sizi pozitif kaldığınız ve olumlu düşündüğünüz için alkışlıyorlar. Pozitifliğinizin garantilendiğini söylüyorlar ki olumlamalı düşünceleriniz gerçekleşmekte. İyiliğin peşini bırakmayın çünkü doğru yoldasınız!

18

Düşünceleriniz maddi akışınızı açan veya kapatan vanalardır. Pozitif kaldığınızda ihtiyacınız olan bütün materyal kaynaklar kolayca hayatınıza gelir. Yalnız endişe bu akışı durdurur; bu yüzden meleklerinizden özellikle parasal konularla ilgili iyimser kalmanız için yardım isteyin.

19

Bu kendinize ve hayat amacınıza inanmanız için gönderilen bir mesajdır. Melekler sizin nitelikli olduğunuzu ve hayallerinizin peşinden gitmeye hazır olduğunuzu bilmenizi istiyor. Pozitif kalın ve geç kalmadan harekete geçin.

20

Yaradan ile olan bağınız güçlü ve açık. Yaratıcı kalbinizi ve zihninizi inancınızla doldurmanızı istiyor (eğer arzu ederseniz Cennetten yardım talep edebilirsiniz). İnancınız şu anda ödüllendiriliyor.

Devam edecek.

Özge Şimşek

Haftaya Düşen Düşünce


“Kötü bir alışkanlığı düzeltmek mi istiyorsun? Öncelikle kötü bir alışkanlığın saydam bedenlerine damgalanmış birer kalıp olduğunu bilmelisin. Bir kere mühürlendiğinde, sürekli olarak kendini yeniler. Hatalarımızdan daha sonra pişmanlık duysak dahi bunun bir faydası olmaz: yineleriz… ve sonra yeniden pişman oluruz! Bu bitmeyen bir vicdan azabı ve hatalar zinciridir. Vicdan azabı kendi kalıplarına mühürlendiğinden her bir hatadan sonra bize kendini gösterir ama düzeltmeye yardımcı olmaz.

Öyleyse ne yapmalıyız? İlk kalıbın üzerini kaplamalıyız yani kötü alışkanlıkları yavaş yavaş ve bilinçli bir  şekilde daha iyi düşünceler ve hisler hatta daha da fazlası daha iyi davranışlara çevirmek için yüreklendirici çaba sarf ederek değiştirmeliyiz. Bu tür değişimler, pek çok yeni kayıt ve yeni kalıplar gibi eskileri nötrleyerek başarılı olacaktır. Onları silmeyecektir çünkü doğada hiçbir şey silinmez fakat üzerine bindirilir ve böylece gelecek tavırları etkiler.”

Omraam Mikhael Aivanhov

Alttaki metnin kendimce naçizane çevirisidir:

«You want to correct a bad habit? You first need to know that a bad habit is a pattern imprinted on your subtle bodies. Once imprinted, it replicates itself perpetually. Even if we regret our mistake later, it doesn’t help much: we repeat it… and then regret it again! It is an endless chain of errors and remorse. For the remorse has also imprinted its pattern; this is why it comes back each time after the error but does not help correct it.
What should be done then? Overlay the first pattern, that is, replace the bad habits by gradually and consciously making an effort to encourage better thoughts and better feelings and above all, to behave in a better way. These changes are like so many new recordings, new patterns, which will succeed in neutralizing the old ones. They will not erase them, for in nature nothing is erased, but they will be superimposed on them and will influence future behaviour. »

Omraam Mikhael Aivanhov

 

Uzun bir aradan sonra Işığın Kraliçesinden mesaj geldi!


6b70_9820ed8f012b2e554f7de_7-post.jpgYeniden yapılanma ile son 6 aylık zamanımı Montreal, Kanada’da geçirdim. İçe kapanma, okuma ve yazma ile geçen zamanlardan öğrendiklerimi sizlerle kısaca paylaşacağım.

Zaman geldi inancımı kaybettim,

Zaman geldi depresyona girdim,

Zaman geldi her parıldayanı altın sandım…

İçine kapıldığım buhrandan çıkamadığımı ve bu kadar bilgiye rağmen hayatımda uygulama isteğimin yok olmaya başladığını gördüğümde garip bir şekilde paniklemek yerine kendimi salıverdim ve bir gün rüyamda ışığın kraliçesiyle tanıştım. Kocaman altın rengi bir piramit düşünün ama dışı, içinden akan hazinelerle göz kamaştırıyor ve kendimi bir çizgi filmin ortasında gibi piramite doğru yükseldiğimi görüyordum. Işığın kraliçesiyle telepatik iletişime izin verildi ve ona yeryüzüne götürmem gereken mesajı ve kaygılarımızı sordum. Bizleri parlak, zeki ve ilham verici gördüğünü ve egolarımıza kapılmadan kendi yüceliğimizi kutlamamızı istedi. İstek ve azimle istediğimiz güzellikleri yaratabileceğimizi yeniden hatırlattı.

Pyramid-diagram-final_sm.jpg

“Peki ya korkularımız?” diye iç geçirdim. Bir sürü korkum vardı; başarısızlık, yetersizlik, değersizlik vb. gibi… Cevabı çok aydınlatıcı oldu 🙂 İçimizdeki ışığı yansıtmadığımızda bu tür korkuları beslediğimizi ve kabul görmeme korkusuyla kendimizi sakladığımızı bildiğini söyledi. Hatta başarıdan korktuğumuz için başarısızlıklara tutunduğumuzu oysa ki içimizdeki ilahi ışığın parlamasına izin verirsek, egomuzla değil ama kişisel ifadenin otantik alanında kalabileceğimizi açıkladı.

Etrafımda parlayan milyonlarca şey olduğunu ve neyin gerçek neyin sahte olduğunu farketmekte zorlandığımı anlattım. Sosyal yaşamın içindeki  parıltı, parlama, cazibe ve yüzeysel hayallere fazlasıyla kapıldığımızı bu yüzden de sahte güçlerin hipnotik etkisi  altında olduğumuzla ilgili uyarıda bulundu. Materyal dünyanın geçiciliğini; hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmediğini hatırlamamızı istedi. Niyetlerimizin, içimizdeki derinliklerden gelmesi gerektiğini oysa bunun yerine para ve güce tapınarak yada sevdiğimizi zannettiğimiz şeylerin peşinden gerçeklik ve bütünlüğümüzü unutarak ilerlediğimizi gördüğünü vizyonlarla gösterdi. Bunların yerine biz neyi sunabiliriz ve hangi yeteneklerimizi paylaşabiliriz üzerine düşünmeye ve hissetmeye davet etti.

Gerçek zenginliğin huzurda, ahenk ve amaç sahibi olmada olduğunu yineledi. Hatırlayın ki ışık, fazla cafcaflı, gösterişli ve soğuk değildir ya da imal edilmiş bir üretim değildir. Işık; ılık, dahice parlak ve doğaldır. Dış dünyaya bağladığımız amaçlardan vazgeçmemizi ve eğer bize ait olan bir hayalimiz varsa zaten bize geleceğini ilan etti.

Ben de dünyalar arası bir yıldız şaman olarak sizlerle bu ışık bilgilerini paylaşmayı kendime bir borç bildim ve daha fazla yeteneklerimi saklamamam gerektiği için yazmaya, şifalamaya ve bahşedilenleri paylaşmaya ant içtim.

_bc1c7d350525292c896b0_7e012-post.jpg

Sevgi, Işık ve Huzurla Parlayalım…

Yollarımız aydınlık olsun. Ki öyledir.

Özge Şimşek

Jet-lag ile nasıl başa çıkarız?


Sık uçuş yapanlar ile uzun mesafe yolculuk yapan yolcuların sıklıkla karşılaştığı bir sorun Jet Lag. Kısaca, biyolojik saatin uyum bozulması denebilir. Kısa sürede ikiden fazla zaman dilimini aşan yolcuların biyolojik saatlerinin yerel saatten farklı bir saate uyumlanana kadar uyku problemleri, hazımsızlık gibi mide-bağırsak problemleri, yorgunluk, konsantrasyon eksikliği ve keyifsizlik gibi semptomlar göstermesidir. Beynimizdeki hipofiz bezinin salgıladığı melatonin hormonu bu dengeyi sağlamakla mükelleftir ve bu gibi ani değişikliklere tepki verir beden. Yolcuların %90’nı buna maruz kalır ve genelde doğuya yapılan yolculuklarda daha çok rastlanır.

Peki jet lag etkisini nasıl azaltabiliriz?

Öncelikle varacağımız yerel saate göre biyolojik saati ayarlamak gerekir. Örneğin; doğuya uçuluyorsa uçuştan üç gün önce birer saat daha erken uyumak ve batıya uçuluyorsa birer saat daha geç uyumak uygundur. Ayrıca uçağa binince saati varış saatine ayarlamak psikolojik olarak uyumlanmaya yardımcı olur. Önemli görüşmeler öncesi jet lagi azaltmak adına Birkaç gün önce varmak daha sağlıklı olabilir. Vücuda kendini uyumlaması için zaman tanımış oluruz.

Uçuş öncesi, sırası ve sonrası bol su içilmeli ve vücudu susuz bırakmaktan kaçınmalıyız. Bu sebeple Birkaç gün öncesinden başlayarak alkol ve kahve gibi sinir sistemini uyarıcı stimulan içecekleri tüketmemekte fayda var. Su ve meyve suyu daha sağlıklı seçimlerdir.

Bedeni hareket ettirmek ve esnemek kan dolaşımı ve lenf sistemi için oldukça faydalıdır. Yüzdesi az olsada sayısı fazla sayılabilecek yolcu derin damar trombozu yani kan pıhtılaşmasına maruz kalmaktadır. Bunu en aza indirmek için hareket etmeli ve bedeni esnetmeliyiz. Bunun için oturarak ve yanımızdaki yolcuları rahatsız etmeden yapılabilecek yoga hareketleri mevcuttur. Bunlardan beş tanesini sizlerle kısaca paylaşıyorum.

  1. başını çevirBaşı çevirKafamızı sağa ve sola çevirmek. Nefes alıp başınızı sağ omuzunuza çevirin ve nefes verip merkeze dönün. Nefes alıp başınızı sola çevirin ve nefes verirken merkeze dönün. Benzer bir hareket olarak başınızı sağa ve sola yatırıp diğer elinizle hafif bir direnç uygulayabilirsiniz.
  2. IMG_8787IMG_8788
    Omuzları yükseltip indirmek. Nefes alın ve omuzları kulaklara doğru yükseltin, nefes verin ve bırakın. Bunu 3-4 nefes devam ettirin. Benzer şekilde omuzları geriye ve öne doğruda çevirebilirsiniz.
  3. IMG_8789 IMG_8790Burgular. Nefes alın ve nefesi verirken göğüs kafesinden kendinizi sağa çevirin. 2 nefes kalın ve nefes verirken merkeze dönün. Aynı hareketi sol tarafınıza dönerek üst bedeni burun. 2-3 nefes kalabilirsiniz.
  4. IMG_8791 IMG_8792Kollarla burgu. Ellerinizi kenetleyin ve dirseklerinizi bükün. Bacak bacak üstüne atın. Önce sağ bacağınızı sola atın. Sol dirseğinizi sağ dizin dışına yerleştirin ve üst bedeni burgu haline getirin. 3-4 nefes kalın ve merkeze dönün. Bacakların yönünü değiştirip aynı hareketi sağ dirseğinizle sol dizin dışında uygulayın.
  5. IMG_8794Bacak esnetme. Özellikle koridor sırasında seçim yapmaya özen gösterin. Sağ dizinizi gövdenize doğru çekerek sol bacağınızı öne doğru uzatın. Nefesinizle hareket edin. 3-4 nefes durduktan sonra aynı hareketi sol dizinizi gövdeye çekip sağ bacağınızı uzatarak yapabilirsiniz. Benzer şekilde beylerin bacak bacak atma şeklini kullanıp üst bedeninizi öne doğru eğebilirsiniz.IMG_8795 IMG_8798 IMG_8797

Uçuş sonrası vardığınız yer gündüzse uyumamaya özen gösterin. Uyku saatinden bir saat önce 1 ila 3 mg. arasında melatonin suplementini 3 gün boyunca kullanarak uyku düzeninizi dengeleyebilirsiniz. Melatonin daha öncede bahsettiğim gibi bedenimizde hipofiz bezi tarafından salgılanan doğal bir hormondur ve ışığa hassasiyet gösterir. Yani, karanlıkta melatonin salgısı artar, aydınlıkta azalır.

Daha fazlası için 19 Temmuz 2015 Pazar günü, 360 TV ekranlarında yayınlanacak olan ‘Uçuş Kulubü’ programını izlemeyi kaçırmayın!

Yabana Atma


11182097_10153351815379673_99441492142815003_nYa siz nereye atıyorsunuz düşüncelerinizi? Efendim ne ekersek onu biçeriz, duyduk ve biliyoruz değil mi? Şimdi derin bir nefes alın ve sakince onu bırakın. Hatta bunu bir alışkanlık haline getirin. Nefesinizin farkında olmak size nasıl hissettiriyor? Düşünceleriniz nereye dağılıyor? Hatta şimdi durun, evet bekleyin, nefes alıp verin. Nefesi bedende gezdirin. Çünkü biz de kendi içimizde bir gezintiye çıkacağız. Her zaman nefesle başlamak gezimiz boyunca hissedeceğiniz sıkıntılarla başa çıkmakta size yardımcı olacaktır. Bazı karanlık kelime takımları ve anlamları sizi rahatsız edebilir. Lütfen yargılamadan, etiketlemeden olduğu gibi görmeye çalışın ve böylece düşüncelerinizi soyabilirsiniz. Çıplak ruhlarınızı kendi içinizde sarmalayabilirsiniz. Burundan derin bir nefes ve karın şişer. Nefesi bırakırken karın boşluğu iner ve gevşersiniz. İşte böyle, harika!
Öyleyse evvel zaman içinde zarif mi zarif, narin mi narin bir bahçıvan varmış. Sizi düşüncelerinizde ziyaret eder, duygularınıza sorar ve inançlarınızı yaratırmış ki böylece yeni deneyimlere ve gerçekliklere hazır olurmuşsunuz. Yaratılışın içindeki enerjiden gelir ve sizin gerçeklik dediğiniz dünyada beden bulurmuş. Bunların hepsini bazen siz uyurken bazen de gündüz düşlerinde aklınıza koyarmış. Hiç aklınıza gelir mi korku dolu endişeli ve öfkeli düşünceler? Bunları tetikleyen olaylar ve kişilerin zihninizde bıraktıkları pis posaların farkında mısınız? Hissediyor olmalısınız. Çünkü siz çocukken o saf kalbiniz ve zihniniz henüz kirlenmemişken içinizde yetiştirdiğiniz bahçede çiçekler açıyor, ağaçlar serin ve tatlı meltem rüzgarlarıyla esiyorken ‘hayat’ diye suçladığınız şeyler sizi bir esir haline getirip yüzünüzü buruşturup ruhunuzu karartıp bedenlerinizi ve kalplerinizi kapatmadı mı? Hayattaki rollerimize sığınıp kendi benliklerimizi unuttuğumuzda kalbimize kızıp sürekli kafamızda yaşadığımızda ruhumuzu unutup bedenlerimize zarar vermedik mi? Büyüdükçe belki de büyüdüğümüzü zannettikçe içimizdeki çocuğu kalıplar içinde bırakmadık mı? Aynada her gün gördüğünüz siz kime dönüşüyor diye soruyor musunuz? Negatif düşünme sanatında ustalaşan siz artık bu gücünüzü pozitife boşaltmaya hazırsanız, önünüzde sınırsız olanaklar ve şaşırtıcı mucizelerle karşılaşmaya da hazır olmalısınız. Çünkü dünyaya gönderdiğimiz her şey bir bütünlük arar ve pozitif kalmak size güzellikleri getirirken negatif olmanız karşılaşacağınız ufak hayat derslerinde tökezlemenize ve yoldan çıkmanıza sebep olur. Düşünce bahçenize eksiklik ve ve kurban bilinciyle negatif fikir tohumları mı atıyorsunuz veyahut olumlu düşünce yapısıyla zihninizde çiçekler açtırıp, ruhunuzda kelebeklerin uçuşmasına izin mi veriyorsunuz? Efendim, gördüğünüz ve okuduğunuz üzere sizi sakin bir göle, sakura çiçeklerinin açmış olduğu ağaçlarla çevrili bir parka götürmek isterim. Eğer düşünce tohumlarınızı değiştirmek, olumlu bakış açıları için yeni görüş filtreleri tanımak, bedeninize nefes, ruhunuza esenlik, kalbinize huzur ve zihninize ipek bir kumaşın değmesini isterseniz holistik br terapistin sizi bir bütün olarak ele alıp kafanızdaki o yabani otları sökmeye yardımcı olmasını ve yerine sağlıklı ve neşeli çiçek tohumları atmasına eşlik etmek isterseniz Alle’deyiz. Çünkü biz bir aileyiz ve her bir bireyi ve onun etrafındaki aile çemberlerini sağlıkla, sevgiyle ve bütünlükle birleştirmeyi isteriz. O halde düşüncelerinizi yabana atmayın. Nefes alın, verin ve çözüm için yanımıza gelin.

Sevgiyle kalın.

Korkular bize iyi yönde nasıl yardımcı olabilir?


3bf66c63_76f9f21eb7890eee9c2-postHangi korkundan kaçıyorsun? Korkuyu negatif bir duygu durumu olarak nitelendirdiğinden beri ondan kaçmak için ya bastırıyorsun ya da korkuyu tetikleyecek durumlardan kaçıyorsun. Peki korkunun sana yardımcı olabileceğini söylersem ne dersin?

Bize tehlikede olduğumuzu söyleyen korku, böbreküstü bezlerindeki adrenalini salarak ‘kaç ya da dur’ dürtüsüyle sempatik sistemini uyardığında enerji alanın daralır, düşüncelerin bulutlanır ve bir şekilde işlerin daha kötüye gideceğine olan inaçla strese girersin. Kısa süreli planlarda bu durumu yararına çevirebilirsin ama dikkat et korkunun uzun vadeli planlarının önüne geçmesine izin verme. Çünkü korkunu yensen bile bunun sonuçlarından haz almayabilirsin. Korkunun hayatında olmasının bir nedeni olduğunu hatırla.

Bir şeylerin ters gittiğini bize sezdiren korkuyu hissettiğin anda deneyimlediğin duygusal değerlendirme, uzunca düşünülmüş ve planlanmış mantıktan daha önemlidir. Kimi zaman olağan dışı kararlar vermek zorunda kalabilirsin ama gerekli olan da budur. Korkunu içgüdüne gelen bir mesaj olarak gör ve onu bastırmak ya da üzerine gitmeye çalışmak yerine sadece getirdiği duyguyla beraber bedeninde hisset. Korku enerjisinin akışına izin verdiğinde gücünü kaybetmeye başlar. İşte bu daha sağlıklı kararlar vermene sebep olabilir.

Bilinmeyen her şeye karşı korku duyugusuyla yaklaşmaya alıştın hatta durum tehlikeli olmasa bile. Yarattığın konfor alanından çıkmak, büyümeyi ve gelişmeyi destekler ve korkularının öğrenme yolunda birer işaret olduğunu sana gösterir. Örneğin yeni bir dil öğrenirken hata yapmaktan korkmak ama hata yapmak öğrenmenin bir adımıdır. Eğer hayatının her hangi bir alanında öğrendiğini düşündüğün konuda hiç korku hissetmiyorsan orada aslında pek de öğrenmiyorsun demektir.

Ayrıca korkun sana senin için neyin daha önemli olduğunu göstererek önceliklerini belirlemene yardımcı olur. Önemsemediğin bir şey için korku hissetmezsin, değil mi? Kalbine en yakın durumlar daha çok korku hissettirir. Hayatında ne istiyorsun? Kurduğun durumlarla ilgili hisettiğin korkunun seviyelerini incele. Duyduğun en büyük korku ilgilenmen gereken en önemli konu olabilir.

Çözülmemiş bir problem veya olmak istediğin ile bulunduğun yer arasındaki boşluk gerginlik yaratır. Gerginlik artıkça korku da artar. Bu gerginliği atmak için ya olmak istediğimiz yerin düşüncesini değiştirir ya da sorunu çözmekten vazgeçersin. Oysa bu gerginliğe kucak açmak ve onun yaratıcı bir sürecin parçası olarak hayatına geldiğini görmek bilinçaltını motive eder ve çözüme doğru seni götürür. Bazen bir anda zihninde cevaplar açılmaya başlar.

Bu yüzden bir dahaki sefere korktuğunda durakla ve kendine korkunun senin yararına nasıl çalıştığını hatırlat. Ardından hangi amaca hizmet ettiğini görmek için kendine şu soruyu sor: “Korkumun bana hizmet ettiğini biliyorum o halde şimdi ne yapmayı istiyorum?” Eğer bu sorunun cevabı seni yerinden kımıldatmıyorsa korkunun amacı çok da önemli olmayabilir. Korkuna teşekkür et ve onun uyandırdığı deneyimin iç sesiyle yapmak istediğin harekete geçerek korkunu onurlandır.

Özge Şimşek

Toksin Nedir?


imgres

Kısaca toksin bedene zararlı etkileri olan kimyasal veya zehirdir. Toksinler sudan veya gıdalardan gelebilir, hatta soluduğumuz havadan bile gelebilirler. Bedenlerimiz toksinleri karaciğer ve böbrek gibi organları kullanarak ter, idrar ve dışkı yoluyla atar.

Genel olarak 4 ana başlıkta toksin merkezlerini sayabiliriz:

Hava: Toksik gazlar ve kimyasallar (metan ve karbon monoksit gibi) atmosfere yayılır ve biz bunu soluruz. Taşıt araçları ve fabrikalardan çıkan ve sızan gazlarda toksik maddelerin diğer kaynaklarıdır. Bir diğer hava kirliliğine sebep olan madde sigaradır. Sigara içmeyip ortamında bulunanlar da bu toksinlerden paydalarını alırlar.

Su: Suyun içinde de çeşitli toksinler bulunmaktadır. Klor, çamaşır suyu, amonyak ve diğer reçeteli ilaçlar içme sularında fazlasıyla bulunmuştur.

Gıda: Gıda katkı maddeleri, fazlasıyla işlenmiş gıdalar, genetiğiyle oynanmış gıdalar derken liste uzuyor. Gıda boyaları (Kırmızı 40) ve tat katkı maddeleri de (MSG ve aspartam gibi) pek çok gıda paketinde yazmaktadır. Günümüzün işlenmiş gıda maddeleri şekere bastırılmış olduğundan bedenin normal hormon dengesini bozmakta gıdalara bağımlılık yaratmaktadır. Sinir sisteminize etkileri de cabası. Bir diğer toksin madde ise alkoldür. Ölçülü tüketilmesi gerekir.

Kimyasallar: Tarım ilaçları, iyi yıkanmamış sebze-meyveler de bulunur. Bu sebeple organik gıda tüketilmesi sağlık açısından önemlidir. Tüm ilaçların zamanla vücutta toksin biriktirmesi de doğrudur. Civa gibi gıdalarda ve diş dolgularında bulunan toksinler de zararlıdır.

Toksinlerden arınmak için her sene düzenli olarak detoks arınma diyetleri yapılmalıdır. Bu tıpkı arabanızı periyodik bakıma sokmak gibidir. Bedenin de her sene düzenli arınmaya ihtiyacı vardır. Detoks organlarımız karaciğer, böbrek, akciğerler ve cildimizdir. Bu organlara yardımcı olan diğer sistemler ise sindirim, lenf ve dolaşım sistemleridir. Genellikle oruç tutmak iyi bir detoks türüdür fakat iftar sofraları detoksa uygun seçilmeli ve su kaybını önlemek için sudan vazgeçilmemelidir. Şekeri, unu ve paketlenmiş gıdaları günlük listemizden detoks boyunca çıkarmalıyız.

Sauna ve sıcak yoga da cildin rahatlaması için öenmlidir. Kuru fırçalama ve epsom deniz tuzları da faydalıdır.

 

Kaynak: http://kblog.lunchboxbunch.com/2009/09/what-are-toxins-in-my-body-detox-101.html

 

Kişisel Sunak Oluşturmak için Yaratıcı Fikirler


Kişisel bir sunak oluşturmanın çeşitli amaçları var: images

  • Size çok önemli olan şeyler/kişiler/amaçlar veya hayat odağınız için bir alan sağlar.
  • Evinizdeki bir alana güzellik katar.
  • Bireysel ve sprituel önceliklerinizi yansıtmak için alandır.
  • Size ait, kişisel, yaratıcı ve spiritüel enerjiyle hayal gücünüzü ve iç sesinizi yansıtır.

Sunağınız küçük veya büyük olabilir. Önünde meditasyon yapabilir, yazı yazabilir veya amaçlarınızı hatırlayabilirsiniz. Ufak bir masa, bir sandık üstü, ufak bir kilim veya duvarı süsleyebilirsiniz.

Sunağınıza bir tema da ekleyebilirsiniz. Örneğin; meditasyon için objeler, mumlar, tütsüler olabileceği gibi doğayı yansıtan çiçekler ve elementleri de odağı yapabilirsiniz. Hatırlamak istediğiniz kişilerin (ölmüş veya yükselmiş üstadların) fotoğraflarıyla süsleyebilirsiniz.

Önemli olan sizi yansıtacak, amaçlarınızı hatırlatacak, belki sizi dinlendirme veya neşelendirme amaçlı bir alan kurmak ve sessiz kalabileceğiniz bu alanı temiz tutmaya da özen göstermektir.

Sunağınızı oluşturduktan sonra bu kutsal alanı kutsamak ve iyi enerjileri çağırmak için tütsüleyebilir veya daha basitçe bir dua okuyabilir veya bir mantrayla niyetinizi ortaya koyabilirsiniz. Mesela ben bir mum yakar ve şükranlarımı sunarım.

Sabahları 5-10 dk önünde meditasyon yapabilir ve yeni gün için bir olumlamayı kendinize hatırlatabilirsiniz.

Sunak fotoğraflarınızı paylaşmak isterseniz memnun olurum. İşte birkaç örnek resim:

url

alters1

b7343bc873cc0988e468178227792a94


6032d740e86d0a06bab47d679bdbc64f

Kaynaklar:

https://crystal-cure.com/article-personal-altar.html

http://happyblackwoman.com/how-to-create-a-personal-altar-in-your-home/

Previous Older Entries Next Newer Entries

%d blogcu bunu beğendi: