Süper Gıdalar


Abur cubur, işlenmiş gıdalar ve hazır hızlı yiyecekleri bir kenara koyarsak geriye meyve, sebze, bakliyat gibi gıdalar kalır. Besleyici özellikleriyle vitamin ve mineral deposu olan gıdaların bir çoğuna ‘süper gıda’ diyebiliriz. Antienflamatör, antiviral, antioksidan gibi daha pek çok iyileştirici ve koruyucu özellikleriyle bitkisel kimyasallar, vitamin ve mineraller sağlığın en yakın dostlarıdır. Günlük soframızda kullandığımız en süper on gıda sizce neler olabilir? Aşağıda en sevdiğim on süper gıdayı sıraladım.

Kısaca en belirgin özelliklerini sıralayacağım:

  1. Yoğurt: Sağlıklı bir sindirim ve atılım sistemine yardımcıdır. Meyveli yoğurtları es geçin. Kendi yoğurdunuzu yapmanız daha faydalı. Zira kefir’de bir süper gıdadır.
  2. Ispanak: K vitamini, manganez, folik asit, magnezyum, demir, düşük Glisemik indeks, anti kanser, anti enflamatör, anti oksidan.
  3. Sarımsak: Kardiyovasküler koruyucu, anti enflamatör, anti bakteriyel, anti viral, manganez, B6 vitamini.
  4. Zencefil: Sindirim dostu, anti enflamatör, bağırsak spazmını giderici, potasyum, magnezyum.
  5. Ceviz: Omega-3, E vitamini, çinko, manganez, kardiyovasküler, anti kanser.
  6. Greyfurt: C vitamini, çinko, A vitamini, anti oksidan, kolestrol düşürücü, kolon kanserine karşı koruyucu. (Bazı ilaçlarla etkileşime girdiğinden örn. statinlerle, doktorunuza başvurarak tüketin.)
  7. Tahin: Fosfor, magnezyum, lecitin, potasyum, demir, kalsiyum, vitaminler, iyi yağ grubunda.
  8. Natürel Sızma Zeytinyağı: Anti enflamatör, kalp koruyucu, anti oksidan, kanser koruyucu
  9. Limon: Anti oksidan, antibiyotik, toksin atıcı, C vitamini.
  10. Elma: Kan şekeri düzenleyici, lif, C vitamini, antioksidan, anti kanser, anti astım.

Peki sizin en sevdiğiniz süper gıdalar hangileri?

 

Kaynak: http://www.whfoods.com/index.php

Özge Şimşek

 

Reklamlar

Juicing-Sebze ve Meyve Sularıyla Gelen Sağlık


Unknown-1Taze sıkılmış meyve ve sebze suları kolay sindirilir, emilir ve az iştahlı, bulantılı, sindirim problemi ve şişkin mide veya bağırsağı olan kişiler için oldukça yararlıdır. Pek çok kronik hastalığı olan kişi ilaçlarla beraber pişmemiş gıdaların sularıyla daha çabuk iyileşme göstermişlerdir.

Meyve ve sebze suları aktif enzimler içererek sindirime yardımcı olur bu da demek oluyor ki bağırsağınız, karaciğeriniz ve pankreasınız gerekli temel besinleri almak için fazla çaba sarfetmek zorunda kalmazlar. Böylece beden ana enerjisini korur ve kendinizi ağır ve düşük hissetmezsiniz. Meyve ve sebze suyu olarak içtiğinizde besin değerlerinin %99’u emilir. Örneğin bir bardak havuç suyu (250 ml) 500 gr pişmemiş havucu yemek kadardır. Eğer meyve ve sebze sularınızı fazla konsantre bulursanız su ile seyreltebilirsiniz.Eğer fruktoza alerjiniz veya diyabetiniz varsa sadece sebze sularını kullanabilirsiniz.

Pek çok kişi günlük diyetinde işleniş gıdalardan yüksek, çay, kahve ve alkol tüketimiyle asit ve metabolik artık birikimi yapıyor bedenlerinde ve bu da enflamasyon ile sonuçlanıyor. Bedenin bu asidik yapısı taze sebze ve meyve sularıyla nötrlenebilir. Kereviz sapı, salatalık ve lahana özellikle asidite seviyesini azaltmada yararlıdır. PH dengesini yakalamak için etkili bir yöntem ve enerjinizi artırması açısından da yararlıdır.

Taze sıkılmış sebze ve meyve suları bağırsaklar, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını stimule eder ve bedendeki toksik materyallerin atılmasına yardımcı olur.  Safra enzimlerini artırır. Bu yüzden detoksifikasyon için önemlidir çünkü karaciğer safrayla beraber pek çok toksik maddeyi bedenden dışarı atar.

2-3 günlük taze sebze ve meyve suyu oruçlarına girmek bedeni temizlemek için faydalıdır. Bu günlerde sıkılmış sulardan ve taze pişmemiş sebze ve meyvden başka bir şey yememeniz gerekir. Diyabet hastaları bunu yapmamalılar çünkü düzenli protein ve kompleks karbonhidrat almaları gerekir fakat sebze ve meyve sularını ekleyebilirler.

Alışılagelmiş bazı hastalıkların tedavilerinde kullanılan bazı ilaçlar da bedensel sorunlara yol açabilirler. Buna ‘iatrogenic hastalıklar’ denir. Örneğin; steroid yapıda olmayan anti enflamatör ilaçlar uzun dönem kullanıldığında mideye, böbreklere ve karaciğere zarar verebilir. Kolestrol düşürücü ilaçlar olarak bilinen ‘statinler’ kas rahatsızlıklarına yol açabilir. Tansiyon ilaçlarının bazıları karaciğere zarar verebilir.

Hasta olduğumuzda veya ilaç almaya başladığımızda veya ameliyat olmamız gerektiğinde çoğunlukla panikleriz. Aslında oturup, rahatlayıp biraz düşündükten sonra daha doğal yollarla nasıl kendimize yardımcı olabileceğimizi düşünebiliriz. Beslenme programımızı vey yaşam tarzımızı değiştirebilir miyiz? Stresi azaltabilir miyiz? Kendimizi iyileştirmek için biraz zaman tanıyabilir miyiz? İlaç kullanmamız gerekse bile pişmemiş gıda diyeti ve sebze-meyve sularıyla yeni bir programa başlamak son derece önemli ve yararlıdır. Gerektiği değeri verilmeyen bir güvenirliği olduğunu hatırlamalıyız.

Unknown

Aşağıda bazı sebze ve meyvelerin içlerindeki besin değerlerini ve şifa alanlarını yazıyorum:

Elma: Vitaminler: B, C, E, K, folik asit ve beta-karoten.

Mineraller: Magnezyum, sülfür, klorin, silikon, kalsiyum, demir, çinko, sodyum, potasyum ve fosfor. Bitkisel kaynaklı estrojenlerden yüksek.

Yararları: Klorofil ve amino asitler açısından zengin. Klorofilin hemoglobin elementine yakın bir yapısı olduğundan kırmızı kan hücrelerinin yapımında yararlıdır. Kansızlığa iyi gelir dolayısıyla. Klorofil aynı zamanda solunum yolu ve akciğerlere iyi gelir. Kilo kaybını destekler. Karaciğer fonksiyonlarına iyi gelir. Menopoz semptomlarında faydalıdır çünkü bitkisel estrojenleri yüksek miktarda barındırır.

Kayısı: Vitaminler: B, C ve beta-karoten.

Mineraller: Sodyum, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum ve fosfor.

Yararları: Cilt problemleri için faydalıdır. Kan için tonik görevi görür ve kansızlığı azaltmada yararlıdır. Enflamsyonlu bağırsak hastalıklarına iyi gelir. Asit seviyesini düşürür ve kronik öksürük ile astıma iyi gelir.

Karnabahar: Vitaminler: B, C, folik asit ve beta-karoten.

Mineraller: Kalsiyum, demir, fosfor, sülfür ve potasyum.

Yararları: Harika bir kan temizleyici ve karaciğer toniğidir. Böbrek/idrar yolları rahatsızlıklarına  ve kabızlığa iyi gelir.

Salatalık: Vitaminler: B, C ve beta-karoten.

Mineraller: Sodyum, silika, manganez, sülfür, potasyum, kalsiyum, fosfor, klorin ve magnezyum.

Yararları: Ödemi atan diüretik özelliği vardır. İdrar yolları, diş eti ve cilt için anti-enflamatör özellik taşır. Silikadan zengin olması saç, tırnak ve cilt için yararlıdır. Saç kaybını azaltır. Enzimleri protein sindirimine yardım eder. Yüksek potasyum seviyesi yüksek tansiyona iyi gelir. Kireçlenme ve romatizmalarda asit seviyesini azaltır. Böbrek taşlarını azaltır.

Akne için meyve-sebze suyu tarifi:

Bedenimizin en geniş atılım organı olan cildimiz bedendeki toksik maddelerin atılımında önemli rol oynar. Bu yüzden diyet değişikliği ve kan dolaşım sisteminin temizlenmesi akneyi büyük ölçüde azaltır.

1 tane orta boy havuç

1 dal kereviz sapı

1 orta boy yapraklı pancar kökü

1/2 bardak dolusu su teresi

2 tane karahindiba yaprağı

İnce bir dilim zencefil kökü

1 sarımsak dişi (isteğe bağlı)

1 dilim ananas (3 cm)

Tüm malzemeleri yıkayın, temizleyin, ve ince ince doğradıktan sonra sıkma makinesine koyun. Yaprakları enzimler açısından bırakın. Eğer karahindiba yaprağı bulamazsanız yerine maydanoz veya ıspanak kullanınç

  • Havuç beta-karotenden yüksek olduğundan cildin tamirine yardımcı olur.
  • Pancar kökü, kereviz ve arahindibanın temizleyici etkisi vardır.

Yararlı suplemanlar: 

Selenyum, çinko ve E vitamini akneyi ve yara izlerini azaltır.

Zeytin yaprağı ekstrası doğal bir antibiyotiktir ve cilt enflamasyonlarına iyi gelir.

Özellikle kadınların hormonal sistemlerine dikkat etmesi gerekir. Bedendeki fazla erkeklik (androgen) hormonlar veya doğum kontrol hapları bu tür etkilere sebebiyet verebilirler.

 

Kaynak: “Raw Juices Can Save Your Life! An A-Z Guide to Juicing”. by MD Cabot, Sandra. WHAS, Australia, 2001.

 

Detoks Tarifleri


Detoksun 3. günündeyim, zor geçiyor. Özellikle ilk başları şekerden uzak durmak beni zorluyor. Fakat daha sağlıklı beslenmenin etkilerini de hissediyorum. 2. gün avokadolu ve ton balıklı bir guacamole yaptım. Tam tahıllı ekmeğin üzerine sürdüm. Nefis oldu!

Tonlu Guacamole

images-11 kutu ton balığı

1 yumuşamış olgunlaşmış avokado

1/2 limon suyu

1 tatlı kaşığı zeytinyağı

Hepsini ezerek püre haline getirin, dilerseniz kaya tuzu ve karabiberle tatlandırın.

Bugün de somon balığını fırında ızgarada pişirdim. Yanına da bir kase esmer pirinçten yaptığım pilavı ekledim.

images-2

Ara öğün olarak taze badem, bir tane mandalina ve bir tam tahıllı gevrek bar tükettim.

Bol su içiyorum ve gün boyu üç bardak yeşil çayla antioksidan takviyesi yapıyorum.

Sevgilerimle,

Özge

Nisan Haftası Detoks Programı


Merhaba, images

Nisan ayı boyunca ilkbaharı karşılamak ve kış boyunca biriktirdiğimiz toksinlerden arınmak için haftalık bir detoks programı yayınlıyor olacağım. İstediğiniz hafta başlayabilirsiniz. Ben yarın başlıyorum ve sizlerle bu hafta her gün paylaşacağım.

Nisan detoksunda sadece fiziksel bedenlerimizi değil, zihinsel, duygusal ve ruhsal bedenlerimizi de göz önüne alarak holistik bir arınmaya gireceğiz. Kanımızı daha alkali seviyeye getirmek, fazla toksinlerden arınmak ve fazla kiloları terk etmek için güzel bir dönem. Tıpkı çiçekler gibi biz de çevremizden, gıdalarımızdan, soluduğumuz havada ve içtiğimiz sudan bile toksinlere maruz kalıyoruz. Özellikle şehir yaşamında bu etki iki kat daha fazla. Beden bu toksinleri atmak için terleme, ağız, gözler, cilt, bağırsak, idrar sistemi hatta nefesinizi kullanıyor ama toksin birikimi atılımından fazla olduğunda devreye detoks diyet giriyor. Fazla şeker, kafein, stimulanlar, işlenmiş gıdalar, fast-food, az yada hiç spor yapmama ve stres bedenin doğal detoks işlevini yavaşlatıyor. Sonunda kendinizi yorgun, bitkin hissetiriyor ve sindirim sisteminiz kötüleşiyorsa, bunlar hastalıklara davetiye çıkarabilirler.

Detoksun güzel yanları şunlar; daha sağlıklı bir cilt, daha iyi hafıza ve konsantrasyon ve sağlıklı çalışan bir sindirim sistemi! Ne büyük bir lüks!

Temel detoks organları arasında lenfatik sistem, dolaşım sistemi ve kan, karaciğer, akciğerler, böbrekler, kolon, ve parasempatik sinir sistemidir. Lenfatik sistem ve kan, karaciğere böbreklere ve sindirim organlarına bedenin toksik materyallerini taşır. Burada bu çöp materyaller,  çevreden veya diğer yollardan emilmiş bütün toksin maddeler filtrelenir, paket yapılıp ter, nefes, idrar ve dışkı olarak dışarı atılır. Eğer bedeniniz toksin birikimine maruz kalmışşsa, karın boşluğu, yağ dokusu ve kan gibi diğer organlarda birikmeye başlar ve hastalıklar gelişim için alan bulur.

Detoks haftası boyunca fiziksel bedendeki toksinleri atmak için;

  1. Şekeri en aza indirin. Çıkarın.
  2. Kahve bir fincanı geçmemeli! Siyah çay da! Bitki çayları serbest!
  3. Günlük diyetinizin %80’i nötr ve alkali bazlı sebze ağırlıkli ve %20’si asitik gıdala; et vb. gibi gıdalardan oluşmalı.
  4. Detoks öncesi stimule eden gıdaları azaltın.
  5. Taze bir başlangıç için bir bardak su ve 1/2 limon suyu ile güne başlayın. Gün boyunca en az 8 ile 10 bardak su için. Her saat başı su içmeyi düşünebilrisiniz.

Aşağıda seçmeniz için detoks gıda listesi bulunmaktadır.

ProteinlerAsit Yapılı Yiyecekler%20 NişastalarAlkalin Yapılı Yiyecekler%80 Doyurucu GıdalarNötr Yiyecekler%80
En çok tavsiye edilen:Balık (%20’yi geçebilirsiniz.)Diyet programınız süresince kabul edilenler:Fasulyeler (kuru veya taze)

Kırmızı et

Kahve (sade ve günde en fazla 2 fincan)

Yumurta

Hububat (arpa, bulgur, yulaf, çavdar)

Kuzu

Mercimek

Ciğer

Kuruyemiş (Badem haricinde)

Yulaf unu, ezmesi

Bezelye

Tavuk

Kuru erik

Pirinç (beyaz)

Kabuklar ve yemişler (ay çekirdeği, kabak çekirdeği vb.)

Soya fasulyesi

Çay- (Siyah çay günde 2 bardak)

Dana eti

Buğday tanesi

Program boyunca kabul edilmeyenler:

 

Yayık ayranı

Peynir

Deniz ürünleri

Yoğurt

 

En çok tavsiye edilen:BademKarabuğdayDarı

Esmer pirinç

Diyet programınız süresince kabul edilenler:

Elma

Kayısı

Çilek, ahududu, böğürtlen

Kiraz, vişne

Şeftali/ Armut/ Erik

Mısır patlağı

Fırınlanmış patates

Susam çekirdeği

Soya sütü

Badem sütü

Tahin

Domates

Program boyunca kabul edilmeyenler:

Muz

Kavun

Kuru üzüm

Hurma & İncir

Meyve suları

Her türlü un

Üzüm

Bal

Arpa

Pekmez

Nar ekşisi

Makarna ve çeşitleri

Ananas

Unlu ve terbiyeli çorbalar

Tropik meyveler

Hiçbir zaman tavsiye edilmeyen gıdalar:

Şeker (beyaz veya esmer)

Kek, pasta, şeker, dondurma

Cornflakesler

Unlu soslar

Şekerli meyve suları ve asitli kola gibi içecekler

Reçeller

Yağlı kuruyemişler ve fıstık

Turtalar ve börekler

En çok tavsiye edilen:Taze soğanSarımsakZencefil

Soğanlar (pırasa, arpacık soğan vb.)

Çay ( bitki ve meyve çayları, yeşil çay)

Su

Diyet programınız süresince kabul edilenler:

Roka

Enginar

Kuşkonmaz

Avokado

Yeşil fasulye

Pancar

Brokoli

Brüksel lahanası

Tereyağı

Lahana, havuç, karnabahar

Kereviz, Mısır

Salatalık / Hıyar

Karahindiba

Patlıcan

Baharatlar (nane, kekik vb.)

Kıvırcık salata

Bamya

Yağlar (zeytinyağı, ayçiçeği yağı vb.)

Maydanoz, yeşil bezelye

Nane

Biberler

Turp

Ispanak

Dereotu

Diyet süresince olabildiğince organik gıdaları yemelisiniz.

Detoks haftası boyunca zihinsel, duygusal ve ruhsal bedendeki toksinleri atmak için şunları yapın;

  1. Dinlenmek detoksun sırrı.
  2. Meditasyon yolcuğunuza anlam katar. su yüzeyine çıkan düşünce ve duyguları salıvermeniz için güvenli bir alan. Nefesiniz ve zihniniz!
  3. Detoks günlüğü tutun. Her gün o gün mutlu olduğunuz ve şükrettiğiniz bir şeyleri yazın. Olumlu cümleler kullanın ve niyet edin. Duygu durum ve düşüncelerinizi gözlemleyin. Yada bırakın özgür çağrışımla kelimeler dökülsün kağıda.
  4. Yoga yapın. Twistler, ters duruşlar ve esnetici hareketler toksin atılımına yardımcı olur.
  5. Refleksoloji ile hem bedendeki hem de enerjinizdeki toksinlerin atılımına destek olabilirsiniz. Masajlar da dolaşım ve lenfatik sistemdeki toksinlerin atlımında çok faydalı.
  6. Televizyon ve haberlerden bir hafta işinizle ilgili değilse uzaklaşın.
  7. Çevrenizde size destek olacak arkadaşlarınız ve ailenizle görüşün.
  8. İyi hissettirecek yazılar okuyun, filmler izleyin.
  9. Bedeninizi dinleyin. Dinlemeniz gerekince dinlenin.
  10. Detoksu sağlığınıza bir zıplama tahtası olarak görün ve detoks bitiminde hamburger yerine sağlıklı besinlerle bir kutlama yapın.
  11. Terlemek detoks boyunca çok yararlı. Bol su için ve sıcak yoga, sauna, hamam gibi terleyebileceğiniz seçenekler bulun. Derin nefesler alın ve esneyin.

Önümüzdeki günler boyunca detoks tarifleri ve ipuçları için takip ediniz.

Sevgiler,

Özge Şimşek

Kaynaklar:

Yoğurdun Yoga Pratiğinizi Besleyen 9 Sebebi


Merhaba sevgili arkadaşlar,

Uzun zamandır ne yazsam, neden bahsetsem diye düşünmek beni yazmaktan alıkoydu diyebilirim. Malum direniş/diriliş olayları sebebiyle neredeyse her birimiz yoğun stres altında ve hüzün içindeyiz. Bedenimizi, zihnimizi, duygularımızı ve ruhumuzu dengede tutmak şu sıralar çok daha önemli ve bir o kadar da zor… Yine de var olmak, bir olmak ve ileriye umutla bakmak için sizlerle paylaşmak istediğim noktalar var:

  • Yoga yapın. Yoga gerçekten merkezimize dönmek, negatifliğimizi salıvermek ve öfkemizi bırakmak için bize özgür bir alan sunuyor. Bu alan her an her nefesimizde zaten mevcut fakat odağımızı nefese, bedene, zihine verdiğimizde bu kolaylaşıyor. Om yoga’da akşam derslerinden sonra 15 dakika meditasyon yapıyoruz. Sizlerde katılabilir, isterseniz evlerinizde yapabilirsiniz. Önemli olan bedene dönmek, ruhu hissetmek ve nefesinizle şifalanmaya açık olmanız…
  • Bol su için. Su bedendeki toksinlerin atılması için en iyi ilaç. Zira antioksidanlardan zengin bitki ve meyve çayları ile probiyotik zengini yoğurt ve süt ürünleri. Eğer daha fazlasını arıyorsanız; spiriluna, kelp, chlorella gibi bedenden ağır metalleri atan ve mineral değerleri yüksek suplemanları ekleyebilirsiniz.
  • Kabullenin ama üzülmeyin. Kendinizi, düşüncelerinizi, hatalarınızı görün, değerlendirin ve ders çıkarın. Olumluya çevirin. Üzerlerine fazla düşünerek kendinizi yıpratmayın. Hepimiz hata yapıyoruz, böylece öğreniyoruz. Üzüntünüzü görün ama tutunmayın, mutluluğa giden yol sizin seçimlerinizde. Sabırlı olun ve ilahi plana güvenin.
  • Doğaya çıkın. Parklara gidin. Ağaçlara sarılın. Bedenin chi enerjisini dış dünyadan çoğaltmanın üç güzel yolu var. Birincisi; güneş ışığı, özellikle güneş doğarken ve batarken izleyin, güneş ışığını emsin bedeniniz. İkincisi; toprak ve ağaçlar. Çıplak ayakla yürüyüş yapın, ağaçlara sarılın. Onların yaşam enerjisini sizinle paylaşmasını isteyin. 10 dakika sarılın ve 20 dakika bir ağacın altında oturun. Üçüncüsü; taze sebze ve meyve tüketin. İşlenmiş ürünlerin aksine chi doludurlar ve bedeninizi beslerler.
  • Destek olun. Hem kendinize, hem dostlarınıza hem de doğaya ve ülkemize. Elinizden gelen kadarını yapın. Daha az tüketim yapın, geri dönüşümü destekleyin, bilgilendirin, temiz tutun. Hem iç dünya ve bedeninizi hem dış dünyanızı.
  • Gülümseyin. Bulaşıcıdır ve enerji yükseltir. Mizahın ne kadar yaratıcı bir araç olduğunu hepimizi sokaklarda görmekteyiz.

Samanta Samonte’nin yoga pratiğini beseleyen yoğurtla ilgili makalesinden çevirisini sizlerle paylaşmadan önce yoğurda farklı bir bakış açısı getirmek istiyorum.

Beyaz renk saflığı temizlediği simgelediği gibi bedenimizde de benzer etkiyi yaratır. Ayurveda yoğurdu süt yerine daha yararlı bulur. İshali kesmek için kullanılır. Düzenli tüketildiğinde sindirim sistemindeki bakterileri dengeler, hazımsızlık ve şişkinlik gibi toksin semptomlarını azaltır. Doshalara göre sıralamak gerekirse; Vata kişisi yoğurdu istediği kadar tüketebilir. Pittalar suyla seyreltmeli yoğurdu ve tatlandırıcı olarak meyve eklemeli ki daha kolay sindirebilsin, hatta zerdeçal ile bunu güçlendirebilirler. Kaphalar yoğurdu cacık veya bal ile tatlandırılmış şekilde pittalara benzer ama biraz daha sos kıvamında tüketmeliler.

Yoga ve Yoğurt

  1. Yoğurt vitamin yüklüdür: Bir kase yoğurt size önemli miktarda potasyum, fosfor, riboflavin, iodin, çinko, Vitamin B5 ve daha da önemlisi B12 vitamini sağlar ki B12 kırmızı kan hücrelerinin korunmasını ve sinir sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.
  2. Yoğurt sindirim sistemini dengeler: Yoğurtta bulunan probiyotikler veya “canlı ve aktif bakteri kültürler” sindirim sistemine çok faydalıdır. Zararlı bakterilerin bağırsakta birikerek ishale yol açmasını engeller. Bu da, sadece yoga pratiğiniz için değil günlük yaşantınız için değerlidir.
  3. Yoğurt iyi bir yoga sonrası ara öğünüdür: Yoga pratiğinizden 60 dakika sonra tüketilen yoğrut gerekli amino asitleri kaslarınıza sağlayarak uzun süre esneyen kaslarınınız onarımına yardımcı olur. Ayrıca yanında bir şişe su içmek gerekli hidrasyonu sağlar.
  4. Yoğurt vajinal mantar enfeksiyonu (yeast infection) azaltır: Yoga yapan kesimin çoğunluğunu kadınlar oluşturduğundan yoğurdun aktif kültürleri yararlı fayda sağlar. Yoğurdun içinde bulunan Lactobacillus Acidophilus bakterileri, Candida Albicans adlı kötü bakterilere saldırırarak çoğalmalarını engeller ki bu kötü bakteriler mantar enfeksiyonuna yol açar. Günde en az 200 gr. yoğurt tüketin ve bu probleminiz çözülsün.
  5. Yoğurt bedendeki sodyum miktarını dengeler: Yoğurdun potasyum bakımından yüksek olması, 200 gr.da neredeyse 600 mg bulunur, bedendeki fazla sodyumun atılmasına yardımcı olur. Çünkü eğer biz yeterince dikkatli olmazdak, ihtiyacımızdan fazla tuz tüketimine eğilimliyiz. Zamanla biriken bu miktar yüksek tansiyon, böbrek ve ilerleyen yıllarada kalp hastalıklarına yol açabilir.
  6. Yoğurt kemikleriniz için faydalıdır: Yüksek kalsiyum miktarıyla insanların kemik kütlesine yararlı olduğu kanıtlanmıştır. D vitaminiyle beraber alındığında iskelet yapısını destekler ve osteoporosis yani kemik erimesinin önlenmesi ve tedavisinde önemli rol oynar. D vitaminini özellikle yaz ayları güneşe çıkarak alabilirsiniz. Kış aylarında ise suplement olarak takviye edebilirsiniz.
  7. Yoğurt sizi gülümsetir: Yapılan araşırmalar içerdiği şeker miktarına rağmen, düşük yağlı ve meyveli yoğurtların diş minesine zarar vermediğini göstermiştir. Yoğurtta bulunan laktik asit, şekerin etkilerine karşı koyar ve ağız sağlığına yardımcı olur. Kalsiyum ayrıca dişleri kuvvetlendirir.
  8. Yoğurt burun çekmeleri azaltır: Yoğurtta bulunan bakteriler kan dolaşımındaki T hücrelerini yani enfeksiyonlar savaşan hücreleri stimule eder. Alerji sıkıntısı çeken kişilerde bağışıklık sistemine sinyal verir ve zararlı viral virüslerle savaşır.
  9. Yoğurt düz bir karına yardımcıdır: Yoga esnetmelerine takriben yoğurdun kalsiyum miktarı yağ hücrelerine sinyal verir ve daha az kortisol salgılanır, bedene bel ve göbek çevresinde daha fazla yağ biriktirmesini söyleyen hormondur. Bu sebeple günlük diyetinize yoğurt eklemek daha kolay esnemenizi sağlar ve zor yoga pozlarında ilerlemeye kaydedebilirsiniz.

Ve son olarak önemli bir nokta, ‘organik’ veya sütcünüzden aldığınız ve organik kültürler evde kendi yaptığınız yoğurdu tüketmek ilk tercihleriniz olmasıdır.

Özge Şimşek

Kaynaklar:

Makrobiyotik Diyete Dair


Makro=büyük, biyo= yaşam… Makrobiyotik, eşşiz enerjinizi doğal yasalara uygun olarak sağlığı  geliştirmek, yaşamı uzatmak amacıyla baz alan bir Uzak Doğu beslenme türüdür. Doğal düzen yaşam enerjisinin, sizin modunuzun, ruhunuzun ve doğanın sirkülasyonunu kapsar. Makrobiyotik beslenme, sezonunda yetişen lokal ve enerjetik anlamda dengeli besinleri yemeyi içerir. Bedene sadece protein, karbonhidrat, vitamin ve mineraller yönünden zengin gerekli besleyici gıdaları sağlamakla kalmaz, yemek sağlıklı organ ve bağışıklık sistemi ve bedenin genel enerjetik dengesini kurmada da çok önemlidir.

Chi

Makrobiyotiğin temeli sirkülasyon halindeki yaşam enerjisidir ve buna Çince’de chi denir. Chinin bütün herşeye hayat veren ve canlandıran güç olduğu düşünülür. Makrobiyotikler şu andaki sağlık durumunu belli bazı gıdaların chi veya enerji imzalarıyla dengelenmesidir sadece besinsel yönüyle ilgilenmez. Bu gıdalar bitkiler ve hayvanlar olarak biyolojik yapılarda olabileceği gibi elementler olarak da örneğin hava, su, inorganik tuzlar gibi gelebilir. Hayatın enerjiye bağlı olması sebebiyle bedeniniz yemeklerdeki chiyi ısıya dönüştürür ve diğer başka prosesler için kullanır.

Meridyenler

İnsan vücüdunda chi meridyenler denen enerji kanallarından akar. Meridyenler bedendeki tüm sistem ve organları bağlayan bir ağdan oluşur. Chi bu kanallar yoluyla çeşitli organları dolaşarak birbirine mesaj iletirler. Bu enerji ağı meridyenleri ve bedenin diğer bölgelerini birbirine bağladığından dolaşan chi bedeni bütün kılar. Meridyenlerdeki blokajlar organlarda problemlere sebep olabilir. Bu yüzden meridyenleri temiz tutmak bedenin düzgün çalışmasına destek sağlar.

Meridyenlerin İşlevi

Meridyenler çevresel enerjetik değişimlere tepki gösterir ve onları yansıtırlar, örn; mevsimler, gün saatleri, iklim gibi. Düzgün çalışan bir meridyen sistemi kendisini homeoztazide sağlıklı bir beden olarak ortaya koyar, yani uyumlu enerjilerin dinamik ama dengeli durumudur. Meridyenler bilgi taşıyıp cevap verdiklerinden bedenin pek çok bölgesine şifa enerjisi getirebilme yetisine sahiptirler. Meridyen boyunca belirli noktalarda bazı şifalı gıdaların enrji imzaları chinin akışını modifiye edebilir veya geliştirebilir. Bu da chi dolaşırken fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal değişimler yaratabilir ki şifa/iyileşme çoklu katmanlarda oluşabilsin.

Tai-chi yine benzer bir antik Çin şifa sanatıdır.

Fazla veya Eksik Chi

Meridyenler ve bağlı oldukları organlar hastalıkların altında yatan kök sebepleri bulma ve hangi gıdalarla bunu iyileştirmeyi bulmada temeldir. Hastalık aslında chinin normal akışının bozulması, dengesizleşmesi veya kesilmesidir.  Hastalıklar, aşırı akan enerjiden kaynaklanan ve eksik enerji akışından kaynaklanan olarak iki kategoriye ayrılırlar. Şifalı besinler aşırı enerji akışını sakinleştirerek veya bir organdaki enerjiyi dağıtarak dengeleme işlevi görürler. Aynı şekilde eksik enerjiyi de şifalı besinler yoluyla aktive edilir veya enerji sağlanır.

‘Chi durgunluğu’ bedendeki aşırı enreji şeklidir. Bu durumda enerji ve bilgi akışı dolaşımı engellendiğinden enerji gitmesi gereken yere ulaşamaz. Eğer chi bir meridyende uzun süre durgunlaşırsa, meridyen tıkanabilir ve son olarak hastalık meydana gelir. Durgun organlar da keza dışarıdaki patojenlere karşı daha savunmasız olurlar. Bu sebeple serbest akan chi enerjisi güçlü ve sağlıklı bir bedenin temelidir.

Yin ve Yang

Makrobiyotik beslenmede iki karşıt enerjinin yani yin ve yangin dengelenmesi gerekir. Yin ve yang birbirinden ayrılmayan  ve beraber var olan bir birliktelik içindedir. Ve hiç birşey sadece yin veya tamamıyle yang değildir, sadece başka şeylerle olan bağlantılarına göre yin veya yang olarak adlandırılırlar.  Örneğin; öğle saati yang iken sabah saatleri daha yindir. Fakat sabah geceyle karşıaştırıldığında daha yangdır ve gece daha yindir.  Bu iki enerji birbiriyle uyum içinde ve dinamik bir değiş tokuş içindedir. Sağlıklı bir bedende sadece iç organlar değil dış dünya ve doğaylada uyum içinde olmalıdır. Tıpkı doğanın chisi mevsimlere uygun olarak değiştiği gibi kişinin iç chiside otomatik olarak o havaya alışır. Chinin uyumsuzluğunda ister içsel ister dışsal olsun hastalık kendini gösterir.

Yediğimiz gıdalar zihinsel sağlığımızı da etkiler. Fazla büzülen (yang) enerjili gıdalar tüketmek paranoya e geçmişe tutunma gibi eğilimler yaratabilirken fazla topraklanmamış (yin) bir diyet tüketmek de şizofreni ve geleceğe çok fazla odaklanma gibi sonuçlar yaratabilir.

Kaynaktan çeviri:

The Everything Guide to Macrobiotics, Julie S. Ong with Lorena Novak Bull, RD.  pg. 2-5. Adams Media, USA. 2010.

Yoga & Fitness & Beslenme


Çocukluğumdan beri spor yaptığımı söyleyebilirim. Fakat ne zaman bir atlet olmayı öğrendiğimi sorarsanız lise yıllarımda yoğun olarak yaptığım atletizm müsabakalarıydı ve alanım ciritti. Cirit atmak için bilinenin aksine kuvvetli bacaklara ve göğüs kaslarına sahip olmalısınız. Elbette o yaşlarda bedeni şekle sokmak hem daha kolay hem daha zor oluyor. Hormonal dengesizlikler bedeni etkilerken kondisyon yakalamak daha kolay oluyordu. Açıkcası yarışmalar öncesi haricinde beslenme şeklimle ilgili çok kafa yormazdım. Benim için önemli olan düzenli idmanlarımı yapmaktı. Elbette bu çok önemli fakat beslenmenin idmanların etkisini görmede çok daha önemli olduğunu sonralar anladım.

Üniversiteden sonra hayaIMG_2329tıma yoga girdi ve yogaya aşık oldum. Eskisi gibi uzun kardiolar yapmak istemiyordum fakat kendimi zorlamayı da seviyordum. Yogada olupta idmanlarımda olmayan başka şeyler vardı. Mesela beden ve zihin birlikteliğinin içselleştirilmesi, meditasyon ile bedeni içten fark edebilme, bedenler arası (beden, zihin, duygu ve ruh) farkındalığın artırılması, nefesi enerjiyle beraber kullanma ve dahası eğlenceli ve ilginç bulduğum spiritüel hikayeler ve onları hayatımda yaşabilmem için bir mat alanı kadar yer. Yoga bana esnekliğimi kazandırırken hiç olmadığım kadar kuvvetlendirdi. Bedenimin hangi bölgelerindeki kas ve kemik yapısını nasıl hizalarsam bana denge, kuvvet ve esneklik getirdiğimi zihnimin yardımıyla öğrendim. Bedenin türlü şekillere girebileceğini fakat engelin zihnim ve yarattığı korkular olduğunu öğrendim. Ve bunu da yargılamamayı, bedenime ve sınırlarıma saygı duymayı öğrendim. En eğlenceli kısmı ise düzenli yaptığımda sadece bedenimde değil, zihinsel, duygusal ve ruhsal dünyamda da bir açılma ve genişleme yaşadığımı fark ettim. Nirvana’ya ulaşmak, aydınlanmak, içimdeki sevgiyi bulmak gibi dertlerim olmuyor. Bireyi, holistik terapist olarak bir bütün olarak ele almayı öğrendiğimden yoga veya fitness idmanlarımda tek bir alana ağırlık vererek çalışmıyorum. Yoga derslerimde de bedensel hizalamaya, yapılan asana (duruşların) adlarıyla ilgili enerjinin içselleştirilmesine, nefesle hareket edilmesine, bedenin neler yapabileceğinin keşfedilmesine ve bence en önemlisi derin gevşemeye önem veriyorum. Gerçek bir dinlenme derin bir gevşemeyle gerçekleşiyor. Bu yüzden yoganın pek çok farklı spor alanına eklenmesi gerektiğini ve sporcuların en az haftada 2 kez yapmaları gereken bir rutin olması gerektiğini vurgulamak istiyorum. Özellikle futbolcuların ve fitness yapanların kaslarını esnetmek ve beden-zihin sakinliğini keşfetmeleri için çok yararlı olduğu bir gerçek. Yoga, her ne kadar doğudan gelen köklere sahip olsa da artık batının hamuruna karıştığı için sentezlenmeye çok açık bir haldedir ve bu yüzden yüzlerce çeşitte yoga türü bulunmaktadır. Kendinize uygun olanı farklı dersleri deneyerek veya bilgi alarak bulabilirsiniz.

 

Beslenme konusuna gelirsek, yoga ve ayurvedik beslenme şekilleri kişiyi vejetaryan bir diyete götürebilir. Keza benim de öyle dönemlerim oldu. Fakat dünyanın düalitesini değiştiremeyeceğime göre et konusunda daha esnek davranmayı seçmeye başladım. Bence zayıflamak için karbonhidratı kesmek, saatlerce spor yapmak yine tek yanlı bir bakış açısıyla istenilen sonuçları getirmemekte. Benim için fit olmak zayıf olmaktan daha önemli ve belirgin kaslara sahip olmak beni hayata karşı daha güçlü hissettiriyor. Güçlü karın kasları bedene güçlü bir denge getiriyor. Tıpkı dağ pozunda dimdik ayata dururken hissettiklerimi fitness idmanlarımda dakikalarca karın kuvvetimi kullanırken hatırladığım gibi. Bunun için beslenme hayati önem taşıyor. Ve şu noktalara değinmek istiyorum:

  • Bol protein (ister hayvansal ister bitkisel olsun) kas yapısını ayalta tutmak için gerekli. Özellikle kadınların protein ağırlıklı beslenmesi ve kaslarını beslemesi gerekiyor. Kas daha fazla yağ yakar. Ve ağırlık kaldırmak sizi bir erkek gibi kaslandırmaz merak etmeyin, kasların kuvvetlenmesi ve selülitlerin atılması için çok önemli. Ağırlıklardan korkmayın ve yogada bedeninizi kendi ağırlığınız olarak kullanın. Chaturangaları sevin.
  • Bol su için. Gazlı ve şekerli içeçekleri bir yana bırakın. Gerektiğinden fazla şeker alıyorsunuz ve besin değeri yok! Alkolü de abartmayın 🙂
  • Bol yeşil yapraklı sebzelerden salatalar yapın, içlerine badem, ceviz ve çekirdeklerle zeytinyağıyla soslar katın.
  • Gökkuşağı renklerindeki sebzeleri yan ve ara öğünler olarak tüketin.
  • Meyveleri yemeklerden en az 40 dk. sonra hatta 1 saat sonra tüketmeye çalışın. Midede diğer yiyeceklerle fermante olmasınlar. Ve tek başlarına belki şekersiz bir kaşık yerfıstığı ezmesiyle ara öğün yapın ve çok fazla yemeyin. Meyve de bir şeker ve karbonhidrat deposudur.
  • Sağlıklı yağlardan zengin gıdaları es geçmeyin. Bedenin, özellikle kadınların bu sağlıklı yağlara erkeklerden daha çok ihtiyaçları var. Her ay hormonal dalgalanmalarımızı düzenlemede yardımcı oluyorlar ve kemiklerimizle eklemlerimizin ihtiyacı lubrikasyonu sağlıyorlar. Beyin ise bayılıyor bu tür yağlara, çünkü onu da besliyor. Balık yağları, avokado, kuruyemişler sağlıklı yağlar arasında ve elbette zeytinyağı ile hindistancevizi yağı.
  • Kompleks karbonhidrat olarak tam tahıllı gıdalar (örn.; çavdarlı ekmek, esmer pirinç, bulgur) gibi ve sebzeleri tüketin. Beyaz olan tüm karblar kan şekerinizde aşırı iniş çıkışlara ve bedende yağ depolanmasına sebep oluyor.
  • Şekeri azaltın fakat tamamen kaldırmayın.
  • Bitki çayları ve özellikle yeşil çay tüketmeye özen gösterin. Hem bioflavonoidler, hem antioksidanlar açısından zengin oldukları gibi, ışıltılı bir cilde ve saçlara da giden yoldur. Vitamin değerleri yüksek olduğu kadar ruhunuza da iyi gelirler.

Yogalı, güneşli, egzersiz dolu sağlıklı günler dilerim.

Özge Şimşek

%d blogcu bunu beğendi: