Üçüncü Göz Temizlik Meditasyonu


Psişik güçlerinizi canlandırmak için önce üçüncü göz temizliği meditasyonunu öneririm.

thirdeye

Şimdi bir sandalyeye sırtınız dik oturun. Ayaklarınız yere paralel bassın. Ellerinizi avuçlarınız yukarı bakacak şekilde dizlerinizin üzerine koyun. Bir kaç derin nefes alıp verin. Bedeni hissedin ve enerjinize odaklanmaya başlayın.

Başınızın üzerindeki tepe çakranızdan beyaz bir ışığın bedeninize dolduğunu ve aşağıya doğru her bir çakranızdan geçerek nazikçe temizlendiğinizi imgeleyin. Ayaklarınızın altına geldiğinizde bir ağaç gibi kök saldığınızı ve toprağın derinlerine doğru topraklandığınızı düşünün.

Şimdi odağınızı sağ avucunuza getirin. Avucunuzdan yeşil bir enerji alevinin yandığını imgeleyin. Sıcaklığını hissedin ve bırakın bu küçük alev biraz daha büyüsün. Bu bir şifa alevidir ve psişik görülerinizin önünde duran sizi tüm gücünüzden alıkoyan yargılamaları, şüphe ve korkuları atabilmeniz için çalışır.

Şimdi yavaşça sağ elinizi kaldırın, hala alev avucunuzda hatırlayın, ve üçüncü gözünüze getirin. Buradaki çakranın rengi indigo mavisidir. Elinizdeki alevin bu merkezdeki herhangi birikmiş olan şüphe veya korkuları temizlemesine izin verin. Kendinize tekrarlayın: “Benim için görmek güvenlidir.”

Şimdi bu alevin sıcaklığını hissederek üçüncü gözünüzden yayılmaya başladığını ve kulaklarınıza geldiğini imgeleyin. Burada bulunan ufak enerji merkezlerinde kutsallıktan gelen mesajları duymanızı engelleyecek olası birikmiş korku ve blokajların nazikçe temizlendiğini düşünün. Kendinize tekrarlayın: “İlahi mesajları duymak benim için güvenli.”

Şimdi diğer endişe ve problemlerinizi bu aleve atın ve zihninizde şu cümleleri tekrarlayın:

“Durugörü ve duruduyu başmelekleri, sizi çağırıyorum, lütfen üçüncü gözüm ve kulak çakralarımı sizin şifa verici ve temizleyici enerjinizle sarmalayın. Şimdi durugörü ve duruduyu pencerelerimin tamamen açılması için yardımınızı istiyorum. Teşekkür ederim.”

Şimdi duymanız gereken herhangi başka bir mesaj veya ruhsal yolunuzda size yardımcı olacak herhangi bir bilginin olup olmadığını sormak için bekleyin. Kendinizi hazır hissettiğinizde tekrar bedene dönün. Nefesinize odaklanıp güne devam edin.

images

Sevgiler

Reklamlar

Nisan Haftası Detoks Programı


Merhaba, images

Nisan ayı boyunca ilkbaharı karşılamak ve kış boyunca biriktirdiğimiz toksinlerden arınmak için haftalık bir detoks programı yayınlıyor olacağım. İstediğiniz hafta başlayabilirsiniz. Ben yarın başlıyorum ve sizlerle bu hafta her gün paylaşacağım.

Nisan detoksunda sadece fiziksel bedenlerimizi değil, zihinsel, duygusal ve ruhsal bedenlerimizi de göz önüne alarak holistik bir arınmaya gireceğiz. Kanımızı daha alkali seviyeye getirmek, fazla toksinlerden arınmak ve fazla kiloları terk etmek için güzel bir dönem. Tıpkı çiçekler gibi biz de çevremizden, gıdalarımızdan, soluduğumuz havada ve içtiğimiz sudan bile toksinlere maruz kalıyoruz. Özellikle şehir yaşamında bu etki iki kat daha fazla. Beden bu toksinleri atmak için terleme, ağız, gözler, cilt, bağırsak, idrar sistemi hatta nefesinizi kullanıyor ama toksin birikimi atılımından fazla olduğunda devreye detoks diyet giriyor. Fazla şeker, kafein, stimulanlar, işlenmiş gıdalar, fast-food, az yada hiç spor yapmama ve stres bedenin doğal detoks işlevini yavaşlatıyor. Sonunda kendinizi yorgun, bitkin hissetiriyor ve sindirim sisteminiz kötüleşiyorsa, bunlar hastalıklara davetiye çıkarabilirler.

Detoksun güzel yanları şunlar; daha sağlıklı bir cilt, daha iyi hafıza ve konsantrasyon ve sağlıklı çalışan bir sindirim sistemi! Ne büyük bir lüks!

Temel detoks organları arasında lenfatik sistem, dolaşım sistemi ve kan, karaciğer, akciğerler, böbrekler, kolon, ve parasempatik sinir sistemidir. Lenfatik sistem ve kan, karaciğere böbreklere ve sindirim organlarına bedenin toksik materyallerini taşır. Burada bu çöp materyaller,  çevreden veya diğer yollardan emilmiş bütün toksin maddeler filtrelenir, paket yapılıp ter, nefes, idrar ve dışkı olarak dışarı atılır. Eğer bedeniniz toksin birikimine maruz kalmışşsa, karın boşluğu, yağ dokusu ve kan gibi diğer organlarda birikmeye başlar ve hastalıklar gelişim için alan bulur.

Detoks haftası boyunca fiziksel bedendeki toksinleri atmak için;

  1. Şekeri en aza indirin. Çıkarın.
  2. Kahve bir fincanı geçmemeli! Siyah çay da! Bitki çayları serbest!
  3. Günlük diyetinizin %80’i nötr ve alkali bazlı sebze ağırlıkli ve %20’si asitik gıdala; et vb. gibi gıdalardan oluşmalı.
  4. Detoks öncesi stimule eden gıdaları azaltın.
  5. Taze bir başlangıç için bir bardak su ve 1/2 limon suyu ile güne başlayın. Gün boyunca en az 8 ile 10 bardak su için. Her saat başı su içmeyi düşünebilrisiniz.

Aşağıda seçmeniz için detoks gıda listesi bulunmaktadır.

ProteinlerAsit Yapılı Yiyecekler%20 NişastalarAlkalin Yapılı Yiyecekler%80 Doyurucu GıdalarNötr Yiyecekler%80
En çok tavsiye edilen:Balık (%20’yi geçebilirsiniz.)Diyet programınız süresince kabul edilenler:Fasulyeler (kuru veya taze)

Kırmızı et

Kahve (sade ve günde en fazla 2 fincan)

Yumurta

Hububat (arpa, bulgur, yulaf, çavdar)

Kuzu

Mercimek

Ciğer

Kuruyemiş (Badem haricinde)

Yulaf unu, ezmesi

Bezelye

Tavuk

Kuru erik

Pirinç (beyaz)

Kabuklar ve yemişler (ay çekirdeği, kabak çekirdeği vb.)

Soya fasulyesi

Çay- (Siyah çay günde 2 bardak)

Dana eti

Buğday tanesi

Program boyunca kabul edilmeyenler:

 

Yayık ayranı

Peynir

Deniz ürünleri

Yoğurt

 

En çok tavsiye edilen:BademKarabuğdayDarı

Esmer pirinç

Diyet programınız süresince kabul edilenler:

Elma

Kayısı

Çilek, ahududu, böğürtlen

Kiraz, vişne

Şeftali/ Armut/ Erik

Mısır patlağı

Fırınlanmış patates

Susam çekirdeği

Soya sütü

Badem sütü

Tahin

Domates

Program boyunca kabul edilmeyenler:

Muz

Kavun

Kuru üzüm

Hurma & İncir

Meyve suları

Her türlü un

Üzüm

Bal

Arpa

Pekmez

Nar ekşisi

Makarna ve çeşitleri

Ananas

Unlu ve terbiyeli çorbalar

Tropik meyveler

Hiçbir zaman tavsiye edilmeyen gıdalar:

Şeker (beyaz veya esmer)

Kek, pasta, şeker, dondurma

Cornflakesler

Unlu soslar

Şekerli meyve suları ve asitli kola gibi içecekler

Reçeller

Yağlı kuruyemişler ve fıstık

Turtalar ve börekler

En çok tavsiye edilen:Taze soğanSarımsakZencefil

Soğanlar (pırasa, arpacık soğan vb.)

Çay ( bitki ve meyve çayları, yeşil çay)

Su

Diyet programınız süresince kabul edilenler:

Roka

Enginar

Kuşkonmaz

Avokado

Yeşil fasulye

Pancar

Brokoli

Brüksel lahanası

Tereyağı

Lahana, havuç, karnabahar

Kereviz, Mısır

Salatalık / Hıyar

Karahindiba

Patlıcan

Baharatlar (nane, kekik vb.)

Kıvırcık salata

Bamya

Yağlar (zeytinyağı, ayçiçeği yağı vb.)

Maydanoz, yeşil bezelye

Nane

Biberler

Turp

Ispanak

Dereotu

Diyet süresince olabildiğince organik gıdaları yemelisiniz.

Detoks haftası boyunca zihinsel, duygusal ve ruhsal bedendeki toksinleri atmak için şunları yapın;

  1. Dinlenmek detoksun sırrı.
  2. Meditasyon yolcuğunuza anlam katar. su yüzeyine çıkan düşünce ve duyguları salıvermeniz için güvenli bir alan. Nefesiniz ve zihniniz!
  3. Detoks günlüğü tutun. Her gün o gün mutlu olduğunuz ve şükrettiğiniz bir şeyleri yazın. Olumlu cümleler kullanın ve niyet edin. Duygu durum ve düşüncelerinizi gözlemleyin. Yada bırakın özgür çağrışımla kelimeler dökülsün kağıda.
  4. Yoga yapın. Twistler, ters duruşlar ve esnetici hareketler toksin atılımına yardımcı olur.
  5. Refleksoloji ile hem bedendeki hem de enerjinizdeki toksinlerin atılımına destek olabilirsiniz. Masajlar da dolaşım ve lenfatik sistemdeki toksinlerin atlımında çok faydalı.
  6. Televizyon ve haberlerden bir hafta işinizle ilgili değilse uzaklaşın.
  7. Çevrenizde size destek olacak arkadaşlarınız ve ailenizle görüşün.
  8. İyi hissettirecek yazılar okuyun, filmler izleyin.
  9. Bedeninizi dinleyin. Dinlemeniz gerekince dinlenin.
  10. Detoksu sağlığınıza bir zıplama tahtası olarak görün ve detoks bitiminde hamburger yerine sağlıklı besinlerle bir kutlama yapın.
  11. Terlemek detoks boyunca çok yararlı. Bol su için ve sıcak yoga, sauna, hamam gibi terleyebileceğiniz seçenekler bulun. Derin nefesler alın ve esneyin.

Önümüzdeki günler boyunca detoks tarifleri ve ipuçları için takip ediniz.

Sevgiler,

Özge Şimşek

Kaynaklar:

Ücretsiz E-Book!


İlk kitabımı e-book olarak sizlere sunmaktan büyük mutluluk duyarım. Alttaki linke tıklayarak açabilirsiniz! Paylaşabilirsiniz!

Holistik Sağlık Sırları

Holistik Sağlık Sırları

Refleksoloji Hakkında Detaylı Bilgiler


Basitçe söylemek gerekirse, refleksoloji bedeni yanlış kullanımdan sonra kaybettiği sağlıklı dengesine getirmek için dizayn edilmiş antik bir terapidir. 388701_174212649400239_954139350_n

Refleksoloji organlarımızın diğer organlarla refleks noktalarıyla bağlantısına dayanan ve ayaktaki en hassas noktalara basınç uygulanarak farklı bölgeleri stimule eden bir uygulamadır.
Bütün organların ayakta refleks noktaları bulunmaktadır ve bu noktalar beş ile yirmi kat organların kendilerinden daha hassastır.

Bu hassas reflekslerle çalışmak organların tekrar dengelenmesine yardımcı olur. Dolayısıyla bu terapatik dokunuşlarla organların bakımı, ağrının azalması ve atılması sağlanabilir.
Sağlık bir denge olayıdır. Organlardan refleks noktalarına giden enerji yolları vardır. Refleksoloji bu enerji kanallarında oluşan tıkanıkları açmaya yarar. Metadoloji çok basit; tıpkı bir bilgisayarda (bedenimiz) doğru tuşlara (refleks noktaları) basarak beden enerjisini dengelemek ve bütün bedene şifayı yaymaktır.

Bir refleks noktası stimule edildiğinde sadece ilgili organı değil o organla bağlantılı diğer fonksiyonel sistemleri de etkiler. Örneğin; ayaktaki kalp refleks noktası uyarıldığında sadece kalp enerjisi değil dolaşım, lenf ve dranaj sistemleri de dengelenir. Hatta mensturasyonu düzenlemeye yardımcı olur.

Farklı okul ve sistemler enerji kanallarını isimlendirme ve uygulamada farklılık gösterirler. Bölge, meridyen, elektromanyetik akım ve hatta chi olarak da adlandırılır.
Şimdiye değin bilim dünyası refleksolojinin tam oalrak nasıl çalıştığını bulamadılar fakar akupunktur ve ilgili terapilerin bulgularından daha fazla açıklamalar ortaya çıkmaktadır.

Ayaktan terapi aslında bir tür sağlık bakım programı kapsamındadır ve diyet, egzersiz ve diğer şifa çalışmalarıyla beraber uygulanır. Bu yüzden ‘entegre terapi’ olarak da adlandırabiliriz.
Fakat sağlığa ve bakıma giden yolda tek bir doğru cevap bulunmamaktadır. Sadece mükemmel bir diyet veya spor egzersizi yeterli olmayabilir. Bütüne bakmak gerekir:
Bizler ne yersek oyuz,
Ne yaparsak oyuz, ve
Ne düşünüyorsak oyuz.

Ayak refleksolojisi ile kombine ettiğiniz sağlıklı yaşam programınız hem kolay hem de etkilidir:
Yaptıklarımız şifa olacaktır,
Yediklerimiz bizi güçlendirecektir, ve
Düşündüklerimiz bizi canlandıracaktır.

Şifa sanatını geliştirmek iki seviyede meydana gelir: spiritüel ve fiziksel.
Ruhsal seviyede kendinizi şifa enerji kanallarına açık hissetmelisiniz. Bunu hayal ederek, olumlamalar yaparak ve relaksasyon teknikleriyle yapılabilirsiniz.
Fiziksel seviyede ise doğru teknikleri kullanmak gerekir örneğin; beslenme, egzersiz, masaj ve refleksoloji.

Neden ayaklar?

Bedenimizde refleks noktalarının olduğu başka bölgelerde vardır; bilekler, eller, kulak, boyun, karın, yüz, kollar ve bacaklar, burun, dil ve göz irisidir (iridoloji buna dayanır).
Dr. Ralph Alan Dale bu küçük refleks noktalarına ‘mikro-akupunktur sistemi’ der.
Yani bu bölgelere çalışıldığında bütün bedene etki eder, sadece çalışılan bölgeye değil.

Fakat ayaklar en etkili beden bölgesidir. Çünkü:

  • Bedenin güçlü enerji kutuplarıdır, yeryüzünden enerjiyi bedene çeker.
  • En rahat ve acısız çalışma alanıdır bedende.
  • Ayaklarımızı o kadar çok kullanırız ki sürekli bir giy-çıkar durumundan dolayı gerginliği ve asit depolanmasını ayaklar biriktirir.
  • Asidik kristaller (laktik asit) birikir ve dokunun hissizleşmesine sebebiyet verir.
  • Ayaklara dokunmak kişiyi rahatlatır ve derinden etkiler.
  • Bedenin anatomik haritasını ayakta okuyabilmek daha kolaydır.
  • Ayaktaki refleks noktaları en hassas noktalardır. Sürekli ayaklar kapalı kaldığından daha hassas olurlar ve kas yapısı daha az olduğundan daha etkilidir.
  • Son olarak ayaklar evren ile insanlığın sonsuz enerjisi arasında bir bağ kurar.

 

Holistik Açıdan Refleksoloji

Bütünlenmiş bir sağlık programıyla daha kapsamlı bir tedavi uygularken, refleksolojiyi bütün bedenlere olan etkisini ele almak gerekir.
Fiziksel beden: Organ ve dolaşım sistemini yeniden kurar; blokajları açar; kan, oksijen, beslenme ve enerji kanallarını stimule eder. Gerginlik atılır, sinir sistemi dengelenir ve tıkanıklık ve diğer birikintiler atılır. Bedenin genel canlılığı artar ve böylece gerçek rahatlama ve dinlenmeye yer açılır.

Zihinsel: Bir kişinin diğerine yardım etmesi, özellikle dokunarak olması terapinin kendisini daha etkili kılar. Refleksoloji sakinleştirir ve dinlendirir. İki kişi arasındaki bu şifalı paylaşım daha uzun süreli duygusal sonuçlar yaratır, kişinin kendi güç ve şifa enerjisi açığa çıkar. Sonuç olarak kendine güven ve sakinlik bedenin kuvvetlenmesine yardım eder.

Spiritüel: Ruhsal alanda da refleksoloji güçlü bir bağ kurar. Uygulayıcı hizmet ederken uygulanan kişi de kabul etme fırsatını yakalar. Beraber evrenin şifa güçlerini çağırmış, kuvvetlendirmiş ve canlandırmış olurlar. Bu noktada tamamıyla pozitif bir bakış açısıyla uygulamaya girmek gerekir. Hizmet ve saflık önemlidir. Kendi negatifliklerimizin ve şehvet duygularımızın üzerine çıkmalıyız. Olumlamalar ve pozitif şifa süreciyle bu hareket bir duaya dönüşür.

Kaynak: The Foot Book, Devaki Berkson, 1977, Funk & Wagnalls, USA.

İrade Gücü ve Yoga


 

Pek çoğumuz irade gücümüzün yeterli olmadığını düşündüğü için hayatında yapmak istediği olumlu ve sağlıklı adımları atmakta güçlük çekiyor. Yeni yılda başlanan diyetler, sigarayı bırakma çalışmaları, daha fazla spor ve egzersiz yapabilmek, şekeri azaltmak ya da stresten arınmaya daha çok önem vermek gibi örnekler sıralayabiliriz. Yoksa siz de irade gücünüzden şüphe mi duyuyorsunuz? Oysa Florida Devlet Üniversitesinden psikoloji profesörü Roy Baumeister irade gücü üzerinde yaptığı bilimsel çalışmalarda kendimize daha çok güvenmemiz gerektiğini çünkü hepimizin irade gücünü sandığımızdan daha çok kullandığımızı belirtiyor.

Yogaya başlayıp hareketleri çok zor bulmak, yeterince esnek veya kuvvetli olmadığımızı düşünüp yarıda bırakmak aslında irade gücümüze yeterince güvenmemizden kaynaklanıyor olabilir mi? Ama üzülmeyin irade gücümüz tamamıyla kendi kontrolümüzde olmakla birlikte onu geliştirmenin çeşitli yolları da bulunmakta. Öncelikle yoganın holistik bir terapi olduğunu hatırlayalım. Yani yoga yaparak sadece fiziksel bedenimizi çalıştırmıyor aynı zamanda zihinsel açıklığı, duygusal dengeyi ve ruhsal şifayı da kendimize çekiyoruz. Dolayısıyla düzenli yaptığımız yoganın irade gücümüzü geliştirdiğini söyleyebiliriz. Önemli olan başladığımız ilk aylar hatta haftalarda ağrıyan kaslarımız ya da zihnimizdeki ‘ben bu hareketleri yapamam’ kalıplarını bizi destekleyen birer araca dönüştürebilmemizdir. Ağrıyan kaslarınız yaptığınız hareketlerin üzerinizde sağlıklı bir etki yaptığının belirtisi ve yapamayacağınızı düşündüğünüz bir şeyin üzerine giderek devam etmeniz de yine kişisel gelişiminiz ve özgüveniniz adına atacağınız bir adım olarak görmek kendinize yaptığınız bir ödüllendirmedir.

İrade gücünüzü kullanarak daha mutlu olmak istiyorsanız yogaya bir şans verin ve pes etmeyin. Düzelen omurganız ile duruşunuzun dikleşmesi, açılan göğüs kafesiniz ile kalp çakranızın açılması sizi daha sevecen ve kendine güvenen bir görüntüye kavuşturacaktır. Ayrıca nefes çalışmaları ile iç organlarınızı daha fazla oksijenlemek, meditasyon ile zihninizdeki kargaşayı biraz olsun durdurmak sizi daha sakin ve sağlıklı yapacaktır. Sinir sisteminiz daha dengeli çalışacak ve zihniniz berraklaşacaktır. Kuvvetli ve esnek bir beden de cabası. Bu kadar yararın yanında zihniniz sizi kısıtlıyor ve yogaya karşı önyargılı davranmanıza sebep oluyorsa irade gücünüzü kullanmanın tam zamanıdır.

İşte ‘Size Daha Fazla İrade Gücü’* adlı araştırmadan yapabileceğiniz yedi yolu anlatıyorum:

  1. Nefes alın: Nefesinize odaklanarak günde beş dakika bile meditasyon yapmanız odağınızı geliştirecek, dürtülerinizi kontrol etmenize destek olacak ve kişisel farkındalığınızı artıracaktır. Meditasyonun beyin damarlarınızı iyileştirdiğini hatırlatmakta da yarar görüyorum.  Böylece beyninizi ve zihninizi daha etkin bir biçimde kullanabilirsiniz.
  2. Doğru beslenin: Glikozun doğrudan bireysel kontrolle ilgili olması ve bedenimizin yediklerimizi direk glikoza dönüştürmesi doğru beslenme seçiminin önemini vurguluyor. Düzenli ve az az sık aralıklarla beslenmek sindirim sisteminiz için biçilmiş bir kaftandır. Yiyeceğiniz şekerli abur cuburlar ve beyaz un çeşitleri kan şekerinizi bir anda yükseltip hızlı bir sürede düşürdüğü için duygu durum salınımlarına maruz kalırsınız. Meyve ve sebzeleri tercih etmenizi öneririm.
  3. Hareket edin: Yürüyüşler ve özellikle yoga irade gücünüzü kuvvetlendiriyor. Stanford Üniversitesinden Kelly McGonigal, kişisel rahatlamadan sorumlu olan gaba isimli sinir taşıyıcısının seviyesinin basit egzersizlerle bile arttığını belirterek şöyle ekliyor: “Sadece yürüyüş bandındaki 10 dakikanın bile ekstra çikolata yeme isteğini karşı koymayı daha kolay hale getiriyor.”
  4. Uykunuza özen gösterin: Her gece en azından altı saat uyumanın bir başka önemli sebebi (ideali yedi hatta sekiz saattir). Kronik uyku bozuklukları kişilerin yoldan çıkmalarına karşı savunmasız bırakıyor. Yorgun bedenlerin hücreleri glikozu yeterince iyi absorbe edemiyor ve böylece beyin irade gücünüzü kullanmakta zorluk çekiyor. Sizi kahve ve şeker gibi çabuk onarımlara itiyor.
  5. Dalgaları imgeleyin: McGonigal, çoğumuzun alışkanlıklarımızı bırakma da düştüğü bir hatayı vurguluyor ve çözüm önerisi getiriyor. “İnsanlar karar veriyorlar ve diyorlar ki tamam bundan sonra canım sigara istemeyecek veya partnerimi artık yargılamayacağım. İçsel dürtünün gitmesini bekleyerek başka bir insan olmayı hayal ediyorlar. Oysa değişen önce davranışlarımızdır ardından istek azalır.” Bu tür bir istek geldiğinde yapmanız gereken bu arzuyu gelgitler yaşayan birer dalga olarak imgelemenizdir. Bırakın üzerinizden içinizden geçip gitsin. Eğer gerçekten çok istiyorsanız ve karşı koyamıyorsanız onu yapın ama en az 10 dakika bekleyin. Böylece bu duraklama anı isteğinizin azalmasına sebep olabilir.
  6. Zihinsel haz alın: Çoğunlukla arzuladığımız şeyler tahmin ettiğiniz etkileri bırakmazlar. Örneğin beyniniz daha fazla cips yemenizi söylerken bunun sizin için yararlı olmadığını bilirsiniz fakat karşı koymazsınız, sonuç olarak yine de tatmin olmazsınız.
  7. Uyuşukluğu bırakın: Kendinizi suçlu hissetmek işe yaramıyor onun yerine kendinizi affetmeyi deneyin. Kötü bir alışkanlığınızla kendinizi şımarttıktan sonra duyduğunuz öfke veya hayal kırıklığından kaçmaya çalışmayın. Onları oldukları gibi görün ve kabul edin. Değişimin doğal adımlarından birinin bu tür yanlış adımlar olduğunu bilin. “Nasıl dengeyi bulabilirim ve doğru yoluma dönebilirim?” gibi soruları kendinize sorun diyor McGonigal ve “Kendinizle iyi bir arkadaş ve mentor olmakla alakalı hepsi” diyerek bitiriyor.

 

Özge Şimşek

 

Kaynak: * Whitney Joiner. ‘Whole Living’ dergisi, Şubat 2012 sayısındaki ‘More (Will) Power to You’ makalesinden yararlanılmıştır.

%d blogcu bunu beğendi: