Merlin’den Dersler 2


Büyücü, gelip geçen dünyaları seyreder 

ama Ruhu ışığın krallığında yaşar.

İzlenenler değişir; izleyen değişmez.

Bedeniniz, anılarınızın ev dediği yerdir.

Hepimizin içindeki büyücüye Tanık da denilebilir. Tanığın rolü değişen dünyaya karışmak değil, onu görüp anlamaktır.

Göreli dünyada görebildiğimiz, duyabildiğimiz veya dokunabildiğimiz herşeyin temeli enerji ve bilgiye dayanır.

En derin anlamıyla görme,uykudayken veya rüya görüyorken de gerçekleşebilir, çünkü görmek demek, evrensel zeka’nın farkında olmak demektir. Tam bir tanık olduğumuzda her şey anlaşılır.

İçimizdeki büyücüyle karşılaşmadan önce hepimiz öğrenmek için duyularımıza ve zihnimize bağlı kalırız.  Bu, öğrenilmiş bir bilgidir. Bizi ilgilendiren şeylere göre kataloglanıp hafızaya kaydedilmiştir; bu yüzden seçicidir. Büyücünün bilgisi ise içten gelir.

Işık, varlığın yüksek durumları için kullanılan bir mecazdır. Birisi ölüme yakın bir deneyim yaşayıp “Işığı gördüm” dediğinde, benliğinin daha ince bir durumunu deneyimlediğini söylemek ister. Diğerleri buna cennet veya başka bir alem diyebilir, ama büyücü için şu sıradan dünya bile zaten yalnızca bir görüntüdür.  O da farkındalıktan yansımıştır.

“Tüm farkındalıklar ışıktır” dedi Merlin, “tüm ışık farkındalıktır.” Dünyayı cennetten, zihni maddeden, gerçeği gerçek olmayandan ayırmak için oluşturduğumuz duvarlar kendimizi rahatlatmak için örülmüştür. Bunları, yarattığımız kadar kolay bir şekilde yıkabiliriz de.

Bilgi, farkındalığın saklanabilir halde belirmesidir; bu kitap(yazı) gibi. Bir kitabın ne olduğunu bilmeseydiniz, onun garip bir şifreyle yazılmış işaretler topluluğu olduğunu söyleyecektiniz ki o aslında bir farkındalık düzeyinin diğer bir farkındalık düzeyiyle haberleşmesini sağlayan kanaldır.

Merlin için tüm dünya kendi kendiyle konuştuğu bir yerdir. “Eğer herhangi bir şeyi unutursan” diye Arthur’a tembihledi, “orman sana hatırlatır.”

“Ormanın hatırlatmadığı birçok şey var unuttuğum” diye itiraz etti çocuk.

“Doğru değil” dedi Merlin. “Unutabileceğin tek şey kendinsin ve o her ağacın altında bulunabilir.”

Dünya niye var? Çünkü engin bir bilinç(consciousness), hayatın şifresini yazıp sınırsızlığını zaman sayfasında açıklamak istedi. Büyücünün, bedeninin nerede bittiğini ve dünyanın nereden başladığını  söylememesi şaşılacak bir şey değildir. Siz mi bu yazıyı hayal ediyorsunuz, yoksa bu yazı mı sizi?

“Büyücünün Yolu”, Deepak Chopra. Dharma Yayınları.  Çev: Levent Kartal. 1999


Reklamlar

Merlin’den Dersler 1


Hepimizin icinde bir buyucu vardir.

Buyucu herseyi gorur ve bilir.

Aydinlik ve karanlik, iyi ve kotu, zevk ve aci gibi zitlilarin otesindedir buyucu.

Buyucunun gordugu herseyin koku, gorulmeyen bir dunyadadir.

Doga, buyucunun hallerini yansitir.

Zihin ve beden uyuyabilir, ama buyucu her zaman uyaniktir.

Buyucu, olumsuzlugun sirrina sahiptir.

Dersle Yasama

Merlin’in sozleri, topragin derinliklerine sizan su gibi derin bir duzeyde etkisini gosterir. Bugun topaktan cikan kaynak suyu, binlerce hatta milyonlarca yil once yagmur olarak dusmustu. Toprafa sizan bu uyun hakkinda kime pek bir sey bilmez; nereye gider,derin kaya katmanlarinda nelerle karsilasir. Ama bir gun yercekiminden kurtulan su, sasirtici bir sekilde saf ve temiz olarak karanlik diplerden cikar.

Merlin’leyken de boyle olur. Oturup birkac dakikda dinlerseniz, sozleri yerlesmeye baslar. Birakin bu olsun ve bilgelik isini gorsun. Herhangi bir onuc beklemeyin, sadece olanlara dikkat edin. Olan hersey iyidir.

Ilk ders buyucuyu bulmak ve onun, zihin yada duygular tarafindan adapte edilmis bakis acisindan cok farkli olan bakis acisina saygi gostermektir. Duygular hisseder ve tepi verir. Bunlar, uyarimlara aninda tepki veren deniz lalesi (sea aneone)’ni kapanan kollari gibi anidir. Aci, duygusal olarak kapanmaniza neden olurken haz, genisleyip kendinizi ozgur hissetmenizi saglar.

Ote yandan zihin, daha agir bir sekilde isler. Genis bir anilar dosyasina sahiptir ve surekli bunlarin arasinda gidip gelir. Yeniyi, eskiyle karsilastirip karar verir; bu iyidir, su kotudur, su tekrarlanabilir ama bu tekrarlanamaz. Duygular ise bir duruma, kendiligindenlikle aglayan ve gulen bir bebek gibi dusunmeden, ani tepkiler verir. Zihin, hafiza bankasina basvurup gecikmis bir tepki verir.

Buyucude her iki tepki de yoktur; ne ani, ne de gecikmis; o, sadece vardir. Dunyayi gorur ve her ne oluyorsa birakir olsun. Ancak bu, pasif bir davranis degildir. Buyucunun dunyasindaki herseyin temeli, “Ben herseyim” bilgisine dayanir. Bu yuzden buyucu, dunyayi oldugu gibi kabul ederken, herseyi kendini kabullenmenin isiginda, yani sevginin isiginda gorur. Buyucunun sevgi tabirinin sessizlikte gizli olusu ilginctir. Duygular acisindan sevgi, bir hissin ani kabarisidir; bastan cikarici bir uyarana karsi duyulan kuvvetli bir cekilim. Zihinin de kendi yontemleri vardir ama cok farkli degildir: zihin gecmiste haz vermis deneyimleri tekrarlamayi sever. Temelde “Bunu seviyorum” demek, “Daha once yapmaktan cok hoslandigim bu seyi tekrarlamayi seviyorum” demektir. Iste bu yuzden zihin de, duygular da secicidir. Secmek yanlis degildir ama caba gerektirir. Her ne kadar caba sarfetmenin iyi oldugu ve cabasiz bir sey elde edilemeyecegi ogretilse de, durum boyle degildir. Varlik, cabayla lde edilmez.

Daha ince duzeylerde, secmek reddetmeyi de beraberinde getirir. “Bundan hoslaniyorum” demeden once diger tum secenekleri reddetmeniz gerekir. Reddettigimiz seyler, korkulardan dolayi ustu kapatilmaya egilimlidir. Zihin ve duygular, aci ve izdiraba tarafsizca yaklasmazlar; korkar ve reddederler. Bu secme aliskanligi cok enerji harcatir cunku zihin surekli incinme, hayal kirikligi, yalnizlik ve diger tum aci verici deneyimlerin tekrarlanmamasi icin tetikte bekler. Peki zihin ne zaman sessiz kalacak?

Sessizligin olmadigi yerde buyucuye yer yoktur. Sessizlik olmadan yasama hakkettigi deger verilemez ki bu acmamis bir gulun yapraklari kadar narindir. Olumluler, buyuculerin korkusuz yasadiklarini gorduklerinden dolayi onlara akil danismaya gelmislerdir. Buyuculer baslarina gelen herseyi kabul ederler, hatta bagirlarina basarlar. Olumluler, “Bunu nasil beceriyorsun?” diye sordugunda, buyucunun cevabi su oldu: “Icine bak, sadece huzurun oldugu yere.”

Oyleyse Merlin’in dunyasina girerken ilk adim, bunun var oldugunu kabul etmektir.- bu yeterlidir. Bu derse basladiginzda zihniniz, kendisininkinden farkli, gecerli olan baska bir bakis acisina”Hayir!” diyerek isyan edebilir. Duygularinizda guvensizlik, endise, sikinti, suphe ve nefret ile buna katilabilir- her ne cikarsa. Bu hislere karsi koymayin. Bunlar, ayirip secmenin eski ve aliskanlik yapmis halleridir.Zihin, reddederek kendini onemli kilar. Yillarca, hos olmayan seyleri uzak tutarak size hizmet etti. Soru sudur: Zihnin taktikleri ise yaradi mi? Zihin, sizi zeki kilmada basarili olabilir ancak sizi mutlu, doygun ve kendinizle barisik yapmak icin yeterli donanima sahip degildir.

Merlin, zihinle tartismaz. Tum tartismalar dusunmekten dogar ve buyucu dusunmez. O, gorur. Bu, mucizevi olana acilan kapidir cunku icinizde ne gorurseniz disariya da onu yansitirsiniz. Bu ilk dersi yasayin. Birakin bilgeligin irmagi varliginiz derinlerindeki gizli gecitlere sizsin ve gozlemleyin.

Buyucu icinizdedir ve bir tek seyi ister: Dogmayi.

 

“Buyucunun Yolu: Istediginiz hayati yaratmak icin 20 ruhsal ders”, Deepak Chopra. Dharma yayinlari, 1999 mayis. Turkcesi: Levent Kartal

%d blogcu bunu beğendi: