SU ve TUZ


Gezegende hayatın varlığı en çok suya bağlı. Bedenin ve dünyanın % 75’ini su kaplıyor. Ortalama bir insan vücudu 42 lt. su taşır ve 2.7 lt kadarını kaybeder ve bu su kaybı sonucu yorgunluk, gerginlik, baş dönmesi, halsizlik, baş ağrısı gibi semptomlar yaratır. Su hücresel fonksiyonları doğrudan etkilediği için günlük su tüketiminin azlığı hücresel fonksiyonlarımızın yapısında bozulma ve hastalık olarak geri dönüşüyor.
Water-Splash1-785x523.jpg
Kan – % 83
Kaslar- %75
Beyin: %95
Akciğerler- %90 Su içerir.
Yani hücresel seviyede su hayatımızın devamı için gerekli. Ama hatırlamamız gereken bir nokta daha var.
Sadece su değil, cevap: su ve tuz. Tuz derken sodyum değil, deniz tuzu. Yani mineraller…
  1. Oksijen
  2. Su
  3. Sodyum
  4. Potasyum
Peki su içiyoruz, suyun hücrelere nasıl girdiğini biliyor muyuz?
Litrelerce su içtiniz ve terleme ve idrar olarak dışarı attınız diyelim. İçilen su vücuttan çıkarken sodyum olarak, sadece sodyum da değil diğer mineralleri de beraberinde götürür. Öyleyse suyu hücrenin içine nasıl götürebiliriz?
Deniz suyu %92 mineral içerir. İzotonik solüsyon yani. Bu oranın %30 sodyum, %50 kadarı klorür’den oluşur. Deniz suyu buharlaştığında oluşan kristaller sodyum klorürdür. Yani bildiğimiz sofra tuzu!!! Sadece iki mineralden oluşuyor.
Sodyum beden için gerekli evet ama diğer minerallerle birlikte, o halde ihtiyacımız olan:
Keltik Tuzudur. 82 mineral içerir. Vuhu!
images-1.jpeg
Hücrenin dışındaki en bol mineral sodyumdur. Hücrenin içindeki en yüksek orandaki mineral ise potasyumdur.
Taze sebze ve meyvelerin içinde bolca bulunur.
İnsanlara tuzu bırakmaları gerektiği söylendiğinde aslında sodyum klorürün dengesizliği belirtilir. Keltic veya Himayala tuzları ise bu soruna denge getirir.
Hücresel seviyede sodyum ile potasyum arasında bir pompalanma sistemi vardır. Eğer kişi sofra tuzunu fazla tüketirse ve yeterince potasyum almazsa gereğinden fazla sodyum hücre içine girmeye başlar ve hücre şişmeye başlar. Ooho: Yüksek tansiyona merhaba! Yani fazla sodyum yada sıfır sodyum yüksek tansiyona neden olabilir.
Glukozunda hücrelere nüfuz etmesi için sodyum gereklidir. Olmazsa enerji seviyemiz düşer.
Keltik tuzunun içinde üç tür magnezyum bulunur: MG bromide
MG sülfat
MG klorür
Suya aç bir molekül olduğu için magnezyum hücrenin içine çeker suyu. Yani dilinize koyacağınız ufak bir parça keltik tuzu suyun hücrelere emilimini hızlandıracak ve bedeni besleyecektir.  Günde bir- iki defa bunu yapmak yeterlidir. Keltik tuzu suyun içinde eritmek dilin üzerine koymak kadar etkili olmuyor. Kana karışması dilde daha kolay çünkü.
Enerjinizi de yükselteceğini hatırlatayım.
Kalsiyumun hücreye girebilmesi için ne gerekir? D vitamini ve diğer minerallerde arkasından hücreye giriş yapar. Güneş görmezsen kalsiyum ve mineral eksikliğini yaşarsın.
Glukozun hücreye girebilmesi için ne gerekir? İnsülin. Fazla şekerli ve karbonhidratlı yediğimiz zaman insülin direnci ortaya çıkar.
Tabloya bakın: Kalsiyum hücreye giremedi, Glukoz giremedi, Magnezyum az ve derken hücrenin yapıtaşı DNA bozulmaya başladı… Öyleyse zorlayalım da hücreye girelim derse işte yüksek tansiyona davet gelir.
Bedenin su kaybına bakarsak böbrekler 1.5 lt kaybederken, cilt .5 ve kolon .3 lt ve akciğerler her nefes verişimizde bedeni nemli tutabilmek için .2 lt civarında suyu kaybeder. Yani her gün 2.5 ltye yakın su kaybı oluşur. Yeterince su içmediğimizde hücrelerimiz küçülür. O zaman günde 1 tatlı kaşığı keltik tuzu ile litrelerce su içmek tıpkı spor yapmak kadar önemlidir ve gereklidir.
Kaynak: Barbara O’Neill
https://youtu.be/Dm6fmiG4SAc
Reklamlar

Juicing-Sebze ve Meyve Sularıyla Gelen Sağlık


Unknown-1Taze sıkılmış meyve ve sebze suları kolay sindirilir, emilir ve az iştahlı, bulantılı, sindirim problemi ve şişkin mide veya bağırsağı olan kişiler için oldukça yararlıdır. Pek çok kronik hastalığı olan kişi ilaçlarla beraber pişmemiş gıdaların sularıyla daha çabuk iyileşme göstermişlerdir.

Meyve ve sebze suları aktif enzimler içererek sindirime yardımcı olur bu da demek oluyor ki bağırsağınız, karaciğeriniz ve pankreasınız gerekli temel besinleri almak için fazla çaba sarfetmek zorunda kalmazlar. Böylece beden ana enerjisini korur ve kendinizi ağır ve düşük hissetmezsiniz. Meyve ve sebze suyu olarak içtiğinizde besin değerlerinin %99’u emilir. Örneğin bir bardak havuç suyu (250 ml) 500 gr pişmemiş havucu yemek kadardır. Eğer meyve ve sebze sularınızı fazla konsantre bulursanız su ile seyreltebilirsiniz.Eğer fruktoza alerjiniz veya diyabetiniz varsa sadece sebze sularını kullanabilirsiniz.

Pek çok kişi günlük diyetinde işleniş gıdalardan yüksek, çay, kahve ve alkol tüketimiyle asit ve metabolik artık birikimi yapıyor bedenlerinde ve bu da enflamasyon ile sonuçlanıyor. Bedenin bu asidik yapısı taze sebze ve meyve sularıyla nötrlenebilir. Kereviz sapı, salatalık ve lahana özellikle asidite seviyesini azaltmada yararlıdır. PH dengesini yakalamak için etkili bir yöntem ve enerjinizi artırması açısından da yararlıdır.

Taze sıkılmış sebze ve meyve suları bağırsaklar, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını stimule eder ve bedendeki toksik materyallerin atılmasına yardımcı olur.  Safra enzimlerini artırır. Bu yüzden detoksifikasyon için önemlidir çünkü karaciğer safrayla beraber pek çok toksik maddeyi bedenden dışarı atar.

2-3 günlük taze sebze ve meyve suyu oruçlarına girmek bedeni temizlemek için faydalıdır. Bu günlerde sıkılmış sulardan ve taze pişmemiş sebze ve meyvden başka bir şey yememeniz gerekir. Diyabet hastaları bunu yapmamalılar çünkü düzenli protein ve kompleks karbonhidrat almaları gerekir fakat sebze ve meyve sularını ekleyebilirler.

Alışılagelmiş bazı hastalıkların tedavilerinde kullanılan bazı ilaçlar da bedensel sorunlara yol açabilirler. Buna ‘iatrogenic hastalıklar’ denir. Örneğin; steroid yapıda olmayan anti enflamatör ilaçlar uzun dönem kullanıldığında mideye, böbreklere ve karaciğere zarar verebilir. Kolestrol düşürücü ilaçlar olarak bilinen ‘statinler’ kas rahatsızlıklarına yol açabilir. Tansiyon ilaçlarının bazıları karaciğere zarar verebilir.

Hasta olduğumuzda veya ilaç almaya başladığımızda veya ameliyat olmamız gerektiğinde çoğunlukla panikleriz. Aslında oturup, rahatlayıp biraz düşündükten sonra daha doğal yollarla nasıl kendimize yardımcı olabileceğimizi düşünebiliriz. Beslenme programımızı vey yaşam tarzımızı değiştirebilir miyiz? Stresi azaltabilir miyiz? Kendimizi iyileştirmek için biraz zaman tanıyabilir miyiz? İlaç kullanmamız gerekse bile pişmemiş gıda diyeti ve sebze-meyve sularıyla yeni bir programa başlamak son derece önemli ve yararlıdır. Gerektiği değeri verilmeyen bir güvenirliği olduğunu hatırlamalıyız.

Unknown

Aşağıda bazı sebze ve meyvelerin içlerindeki besin değerlerini ve şifa alanlarını yazıyorum:

Elma: Vitaminler: B, C, E, K, folik asit ve beta-karoten.

Mineraller: Magnezyum, sülfür, klorin, silikon, kalsiyum, demir, çinko, sodyum, potasyum ve fosfor. Bitkisel kaynaklı estrojenlerden yüksek.

Yararları: Klorofil ve amino asitler açısından zengin. Klorofilin hemoglobin elementine yakın bir yapısı olduğundan kırmızı kan hücrelerinin yapımında yararlıdır. Kansızlığa iyi gelir dolayısıyla. Klorofil aynı zamanda solunum yolu ve akciğerlere iyi gelir. Kilo kaybını destekler. Karaciğer fonksiyonlarına iyi gelir. Menopoz semptomlarında faydalıdır çünkü bitkisel estrojenleri yüksek miktarda barındırır.

Kayısı: Vitaminler: B, C ve beta-karoten.

Mineraller: Sodyum, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum ve fosfor.

Yararları: Cilt problemleri için faydalıdır. Kan için tonik görevi görür ve kansızlığı azaltmada yararlıdır. Enflamsyonlu bağırsak hastalıklarına iyi gelir. Asit seviyesini düşürür ve kronik öksürük ile astıma iyi gelir.

Karnabahar: Vitaminler: B, C, folik asit ve beta-karoten.

Mineraller: Kalsiyum, demir, fosfor, sülfür ve potasyum.

Yararları: Harika bir kan temizleyici ve karaciğer toniğidir. Böbrek/idrar yolları rahatsızlıklarına  ve kabızlığa iyi gelir.

Salatalık: Vitaminler: B, C ve beta-karoten.

Mineraller: Sodyum, silika, manganez, sülfür, potasyum, kalsiyum, fosfor, klorin ve magnezyum.

Yararları: Ödemi atan diüretik özelliği vardır. İdrar yolları, diş eti ve cilt için anti-enflamatör özellik taşır. Silikadan zengin olması saç, tırnak ve cilt için yararlıdır. Saç kaybını azaltır. Enzimleri protein sindirimine yardım eder. Yüksek potasyum seviyesi yüksek tansiyona iyi gelir. Kireçlenme ve romatizmalarda asit seviyesini azaltır. Böbrek taşlarını azaltır.

Akne için meyve-sebze suyu tarifi:

Bedenimizin en geniş atılım organı olan cildimiz bedendeki toksik maddelerin atılımında önemli rol oynar. Bu yüzden diyet değişikliği ve kan dolaşım sisteminin temizlenmesi akneyi büyük ölçüde azaltır.

1 tane orta boy havuç

1 dal kereviz sapı

1 orta boy yapraklı pancar kökü

1/2 bardak dolusu su teresi

2 tane karahindiba yaprağı

İnce bir dilim zencefil kökü

1 sarımsak dişi (isteğe bağlı)

1 dilim ananas (3 cm)

Tüm malzemeleri yıkayın, temizleyin, ve ince ince doğradıktan sonra sıkma makinesine koyun. Yaprakları enzimler açısından bırakın. Eğer karahindiba yaprağı bulamazsanız yerine maydanoz veya ıspanak kullanınç

  • Havuç beta-karotenden yüksek olduğundan cildin tamirine yardımcı olur.
  • Pancar kökü, kereviz ve arahindibanın temizleyici etkisi vardır.

Yararlı suplemanlar: 

Selenyum, çinko ve E vitamini akneyi ve yara izlerini azaltır.

Zeytin yaprağı ekstrası doğal bir antibiyotiktir ve cilt enflamasyonlarına iyi gelir.

Özellikle kadınların hormonal sistemlerine dikkat etmesi gerekir. Bedendeki fazla erkeklik (androgen) hormonlar veya doğum kontrol hapları bu tür etkilere sebebiyet verebilirler.

 

Kaynak: “Raw Juices Can Save Your Life! An A-Z Guide to Juicing”. by MD Cabot, Sandra. WHAS, Australia, 2001.

 

Kok Cakrasi ve Mineral Taslari


The Gonads/Ureme Organlari Bezleri: Erkeklerde testesteron hormonunu, kadinlarda ostrojen ve progesteron hormonlarini salgilar. Cinsel gelisimi, uremeyi kontrol eder.

Kok Cakrasi:

Enerjetik anlamda, bu cakra toprak enerjisini ayaklardan bacaklara kanal yoluyla yukselir ve sabitler. Bundan sonra enerji onurgadan yukselmeye devam eder ve beden isaretleri almaya baslar, boylece endokrin bezleri dengelenir. ‘Topraklanma’ ve ‘koklenme’ bu cakranin ana islevidir. Bu cakra sayesinde toprakdan gelen elektromanyetik frekanslari kendimize cekeriz. Eger bu kok cakramiz bloke olursa, cop duygularimizi yeryuzune salamayiz.

Kok cakrasinin rengi kirmizidir. Gunluk olaylari, Dunya ile baglantimizi, cinselligimizi, takinti ve tutkuyu temsil eder. Omuru, dorduncu sakral vertebradir. Fizyolojik sistemi uremedir. İcsel hareketi ruhsal enerjileri topraklamaktir. Zihinsel ozelligi sabitliktir. Duygusal ozelligi duyarlilik ve tutkudur. Ruhsal ozelligi ise guvendir.

Topraktan gelen bilgeligimizi reddettigimizde, bedenimiz tepki verir ve sakrum, omurga,bosaltim sistemi ve ureme organlarini etkiler.

Holistik yaklasimda terapistler hastalikla ilgili olan enerjiyi tedavi ederler, hastaligi degil. Hastaligin altinda yatan sebeplere ve fonksiyon bozukluklara bakarlar.

Kok cakrasini sakinlestiren taslar:

Mavi Safir ve Zumrut yine diger cakralarda oldugu gibi bu cakrada da sakinlestiricidir.

Kok cakrasini dengeleyen taslar:

Akiktir.

Kaynaklar:

Mercier, Patricia. The Chakra Bible. Ingiltere: Godsfield Press, 2007.

The Group of 5. Crystals and Stones: A Complete Guide To Their Healing Properties. Berkeley, ABD: North Atlantic Books, 2010.

Symes, R. F. , Dr. Ve Harding, R. R. , Dr. Eyewitness Crystal & Gem. ABD: DK Publishing, 2007.

Lorusso, Julia ve Glick, Joel. Healing Stoned: A Therapeutic use of gems and minerals. Brotherhood of Life Publishing, 1982.

http://www.sertmineralstones.com/index.php

%d blogcu bunu beğendi: