Juicing-Sebze ve Meyve Sularıyla Gelen Sağlık


Unknown-1Taze sıkılmış meyve ve sebze suları kolay sindirilir, emilir ve az iştahlı, bulantılı, sindirim problemi ve şişkin mide veya bağırsağı olan kişiler için oldukça yararlıdır. Pek çok kronik hastalığı olan kişi ilaçlarla beraber pişmemiş gıdaların sularıyla daha çabuk iyileşme göstermişlerdir.

Meyve ve sebze suları aktif enzimler içererek sindirime yardımcı olur bu da demek oluyor ki bağırsağınız, karaciğeriniz ve pankreasınız gerekli temel besinleri almak için fazla çaba sarfetmek zorunda kalmazlar. Böylece beden ana enerjisini korur ve kendinizi ağır ve düşük hissetmezsiniz. Meyve ve sebze suyu olarak içtiğinizde besin değerlerinin %99’u emilir. Örneğin bir bardak havuç suyu (250 ml) 500 gr pişmemiş havucu yemek kadardır. Eğer meyve ve sebze sularınızı fazla konsantre bulursanız su ile seyreltebilirsiniz.Eğer fruktoza alerjiniz veya diyabetiniz varsa sadece sebze sularını kullanabilirsiniz.

Pek çok kişi günlük diyetinde işleniş gıdalardan yüksek, çay, kahve ve alkol tüketimiyle asit ve metabolik artık birikimi yapıyor bedenlerinde ve bu da enflamasyon ile sonuçlanıyor. Bedenin bu asidik yapısı taze sebze ve meyve sularıyla nötrlenebilir. Kereviz sapı, salatalık ve lahana özellikle asidite seviyesini azaltmada yararlıdır. PH dengesini yakalamak için etkili bir yöntem ve enerjinizi artırması açısından da yararlıdır.

Taze sıkılmış sebze ve meyve suları bağırsaklar, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını stimule eder ve bedendeki toksik materyallerin atılmasına yardımcı olur.  Safra enzimlerini artırır. Bu yüzden detoksifikasyon için önemlidir çünkü karaciğer safrayla beraber pek çok toksik maddeyi bedenden dışarı atar.

2-3 günlük taze sebze ve meyve suyu oruçlarına girmek bedeni temizlemek için faydalıdır. Bu günlerde sıkılmış sulardan ve taze pişmemiş sebze ve meyvden başka bir şey yememeniz gerekir. Diyabet hastaları bunu yapmamalılar çünkü düzenli protein ve kompleks karbonhidrat almaları gerekir fakat sebze ve meyve sularını ekleyebilirler.

Alışılagelmiş bazı hastalıkların tedavilerinde kullanılan bazı ilaçlar da bedensel sorunlara yol açabilirler. Buna ‘iatrogenic hastalıklar’ denir. Örneğin; steroid yapıda olmayan anti enflamatör ilaçlar uzun dönem kullanıldığında mideye, böbreklere ve karaciğere zarar verebilir. Kolestrol düşürücü ilaçlar olarak bilinen ‘statinler’ kas rahatsızlıklarına yol açabilir. Tansiyon ilaçlarının bazıları karaciğere zarar verebilir.

Hasta olduğumuzda veya ilaç almaya başladığımızda veya ameliyat olmamız gerektiğinde çoğunlukla panikleriz. Aslında oturup, rahatlayıp biraz düşündükten sonra daha doğal yollarla nasıl kendimize yardımcı olabileceğimizi düşünebiliriz. Beslenme programımızı vey yaşam tarzımızı değiştirebilir miyiz? Stresi azaltabilir miyiz? Kendimizi iyileştirmek için biraz zaman tanıyabilir miyiz? İlaç kullanmamız gerekse bile pişmemiş gıda diyeti ve sebze-meyve sularıyla yeni bir programa başlamak son derece önemli ve yararlıdır. Gerektiği değeri verilmeyen bir güvenirliği olduğunu hatırlamalıyız.

Unknown

Aşağıda bazı sebze ve meyvelerin içlerindeki besin değerlerini ve şifa alanlarını yazıyorum:

Elma: Vitaminler: B, C, E, K, folik asit ve beta-karoten.

Mineraller: Magnezyum, sülfür, klorin, silikon, kalsiyum, demir, çinko, sodyum, potasyum ve fosfor. Bitkisel kaynaklı estrojenlerden yüksek.

Yararları: Klorofil ve amino asitler açısından zengin. Klorofilin hemoglobin elementine yakın bir yapısı olduğundan kırmızı kan hücrelerinin yapımında yararlıdır. Kansızlığa iyi gelir dolayısıyla. Klorofil aynı zamanda solunum yolu ve akciğerlere iyi gelir. Kilo kaybını destekler. Karaciğer fonksiyonlarına iyi gelir. Menopoz semptomlarında faydalıdır çünkü bitkisel estrojenleri yüksek miktarda barındırır.

Kayısı: Vitaminler: B, C ve beta-karoten.

Mineraller: Sodyum, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum ve fosfor.

Yararları: Cilt problemleri için faydalıdır. Kan için tonik görevi görür ve kansızlığı azaltmada yararlıdır. Enflamsyonlu bağırsak hastalıklarına iyi gelir. Asit seviyesini düşürür ve kronik öksürük ile astıma iyi gelir.

Karnabahar: Vitaminler: B, C, folik asit ve beta-karoten.

Mineraller: Kalsiyum, demir, fosfor, sülfür ve potasyum.

Yararları: Harika bir kan temizleyici ve karaciğer toniğidir. Böbrek/idrar yolları rahatsızlıklarına  ve kabızlığa iyi gelir.

Salatalık: Vitaminler: B, C ve beta-karoten.

Mineraller: Sodyum, silika, manganez, sülfür, potasyum, kalsiyum, fosfor, klorin ve magnezyum.

Yararları: Ödemi atan diüretik özelliği vardır. İdrar yolları, diş eti ve cilt için anti-enflamatör özellik taşır. Silikadan zengin olması saç, tırnak ve cilt için yararlıdır. Saç kaybını azaltır. Enzimleri protein sindirimine yardım eder. Yüksek potasyum seviyesi yüksek tansiyona iyi gelir. Kireçlenme ve romatizmalarda asit seviyesini azaltır. Böbrek taşlarını azaltır.

Akne için meyve-sebze suyu tarifi:

Bedenimizin en geniş atılım organı olan cildimiz bedendeki toksik maddelerin atılımında önemli rol oynar. Bu yüzden diyet değişikliği ve kan dolaşım sisteminin temizlenmesi akneyi büyük ölçüde azaltır.

1 tane orta boy havuç

1 dal kereviz sapı

1 orta boy yapraklı pancar kökü

1/2 bardak dolusu su teresi

2 tane karahindiba yaprağı

İnce bir dilim zencefil kökü

1 sarımsak dişi (isteğe bağlı)

1 dilim ananas (3 cm)

Tüm malzemeleri yıkayın, temizleyin, ve ince ince doğradıktan sonra sıkma makinesine koyun. Yaprakları enzimler açısından bırakın. Eğer karahindiba yaprağı bulamazsanız yerine maydanoz veya ıspanak kullanınç

  • Havuç beta-karotenden yüksek olduğundan cildin tamirine yardımcı olur.
  • Pancar kökü, kereviz ve arahindibanın temizleyici etkisi vardır.

Yararlı suplemanlar: 

Selenyum, çinko ve E vitamini akneyi ve yara izlerini azaltır.

Zeytin yaprağı ekstrası doğal bir antibiyotiktir ve cilt enflamasyonlarına iyi gelir.

Özellikle kadınların hormonal sistemlerine dikkat etmesi gerekir. Bedendeki fazla erkeklik (androgen) hormonlar veya doğum kontrol hapları bu tür etkilere sebebiyet verebilirler.

 

Kaynak: “Raw Juices Can Save Your Life! An A-Z Guide to Juicing”. by MD Cabot, Sandra. WHAS, Australia, 2001.

 

Reklamlar

Asit ve Alkalin Yapılı Besinler Nelerdir?-1-


Alkalini yüksek diyetin sağlığımıza yararları, hem sağlık çevrelerince yaygın hem de kitaplara konu olacak kadar fazladır.  Kanımızın doğal pH oranının alkalin olması sebebiyle fazla asidik yiyecekler yediğimizde kanımızın pH seviyesi de asidik bir hale gelir ki bu bütün vücut için oldukça tahrip edicidir.

Alkalin yapılı besinlerin diğer yararı ise hücrelerimizden atık ve toksik maddeleri dışarı doğru magnetize etmesidir. Biliyorsunuz ki her yaratımın bir kutbiyeti vardır ve atomları pozitif ve negatif yüklü olarak gözlemlenir. Atom altı seviyede, proton pozitif olan, elektron da negatif yüklü olandır. Asit yapılı uygun olmayan yiyecekler de pozitif yüklüdür. (Bu bağlamda, “pozitif” kötüdür, “negatif” iyidir.)  Bu istenmeyen pozitif yüklü asit yapılı yiyecekler, bedenimizde arzuladığımız negatif yüklü enerjiyi azaltırlar.  Bunaltıcı pozitif yüklü enerji bedenimizde çoğaldığında ( asitik yediğimizde) tıkanıklıklar ortaya çıkar ve oksijenin bedenlerimizde etkin bir biçimde akmasını engeller.

Öte yandan pişmemiş sebze ve meyveler ve suları, temiz hava ve güneş ışığı negatif yüklüdür. Mıknatıslarda olduğu gibi negatif ve pozitif yükler birbirini çeker.  Toksik tortu ve atıkları bedenimizden dışarı atmanın bir diğer yolu da, alkalin yapılı ve negatif yüklü yiyecekleri tüketmektir.

Aynı nedenle çevremizdeki pek çok pozitif yüklü iyonlara maruz kalarak da bizi sağlıklı tutan negatif yükü azaltmış oluruz.  Eğer biz “dengeli yüklenmişsek” (negatif/alkalin yüklü) ama asitik yemekler yemeye başladıysak,   zamanımızın çoğunu içeride, floresan ışığının altında, bilgisayar ekranlarının önünde ve kablosuz teknoloji denizinde geçiriyorsak, bu ideal manyetik yükle uzlaşmalıyız.

Ne yapmalıyız?

  1. Olabildiğince temiz hava alın, dışarı çıkın.
  2. Oksijenlenmek için karnınızdan derin nefesler alın ve enerjinizi dengeleyin.
  3. Bedeninizi canlandırın; yoga, dans, masaj ve spor yapın.
  4. Alkalin yapılı bir diyete geçin.
  5. Negatif duygularınızı kontrol altına alın ki asitik ve anlamsız titreşimlerden uzak kalın.

Neyi, ne kadar değiştirebiliyorsanız, o kadarını yapın.

Not: Bu yazının ikinci bölümünde asitik ve alkalin yapılı besinlerin hangileri olduğundan bahsedeceğim.

Kaynak:

Rose, Natalia. Raw food life force: enter a whole new stratosphere of weight loss, beauty, and health. USA: Harper Collins. 2007

Raw Food / Pismemis Gida Diyeti


Pismemis Gida Diyeti Nedir?

‘Raw Food’ diyeti islenmemis ve pismemis bitkilere dayali bir diyettir. Bu diyette ornegin taze meyve ve sebzeler, filizler, kuruyemisler, bugdaygiller, fasulyeler, kurutulmus meyve ve yosunlar yer alir.

46 derecenin  uzerindeki sicaklikta pisirilen yemeklerin sindirime ve hazma yardimci olan enzimlerini oldurdugu dusunulmektedir. Pisirmenin ayrica yemegin ‘yasam gucunu’ ve besleyici degerlerini dusurdugu zannedilmektedir.

Genel anlamda, dietin %75’sinin canli yada pismemis olmasi gerekir.

Pismemis Gida Diyetinin Faydalari Nelerdir?

Pismemis gida diyetinin taraflari bu diyetin pek cok saglik yarari olduguna inanmaktadir:

  • Artan enerji
  • Cild gorunumunde duzelme
  • Daha iyi ve kolay sindirim
  • Saglikli kilo kaybi
  • Kalp hastaliklari riskinde azalma

Pismemis gida diyeti daha az trans ve doymus yag icerir. Sodyumu dusuktur, potasyumu, folik asidi, lifi ve phytokimyasallari yani sagligi yukselten bitkisel kimyasallari daha yuksektir.

Bu ozellikleri nedeniyle kalp hastaliklari, diyabet ve kanser gibi hastaliklarin riski azalir. Ornegin, Journal of Nutrition dergisinde yayimlanan bir makalede pismemis yemek diyeti tuketiminin kolestrol plazmasini ve trigliserit yogunlugunu dusurdugunu aciklamistir.

Pismemis Gida Diyetinin Anahatlari Nelerdir?

1. Ne Yiyebilirim?

Islenmemis, tercihen organic, dogal yiyecekler:

  • Taze sebze ve meyveler
  • Kuruyemis (badem, findik, ceviz, fistik vb.)
  • Tohumlar
  • Bugdaygiller
  • Baklagiller
  • Kurutulmus meyve
  • Yosun
  • Islenmemis organic ve dogal gidalar
  • Taze sıkılmış meyve ve sebze sulari
  • Kaynak Suyu
  • Taze hindistan cevizi sütü

Diyetin %75’sini olusturan gidalarin 46 derecenin uzerinde pisirilmemis olmasi gerekmektedir.

1. Hangi pisirme yontemleri kullanilabilir?

Belirli pisirme teknikleri, gidalari sindirime daha kolay hale getirir ve cesitlilik katar.

  • Tohumlari, bugdaygilleri ve fasulyeleri filizlendirmek    
  • Sebze ve meyve suyu sıkmak
  • Cerezleri islatmak ve meyveleri kurutmak
  • Karistirmak/ blender ile
  • Gidalari kurutmak

2. Hangi malzemeleri kullanabilirim?

  • Kurutucu, yemekten havayi ufleyerek cikartan ve bunu 46 derecenin altinda yapan bir alet.
  • Kaliteli bir meyve suyu sıkacağı / sebzeler icin de
  • Blender, mutfak robotu yada kesici (zaman kazandirir)
  • Buyuk bardak kaplari, tohumlari, bugdaylari ve fasulyeleri islatmak yada filizlendirmek icin
  • Cam kavanoz / filizleri ve diger gidalari saklamak icin

Yan Etkileri

Bazi kisiler pismemis gida diyetine basladiklarinda detoks etkisi gosterirler. Ozellikle de onceki diyetleri et, seker ve kafein olarak fazlaysa. Hafif bas agrisi, mide bulantisi ve diger gidalara olan istek ortaya cikabilir ama genellikle bunlar sadece birkac gun surer.

Onlemler

Pismemis gida diyeti bazi kisiler icin uygun olmayabilir, ornegin:

  • Cocuklar
  • Hamile ve emziren kadinlar
  • Anemi(kansizlik) hastaligi olanlar
  • Osteoporosis riskinde olanlar

Pismemis gida diyetinde saglikli kalabilmek icin yeterli zaman, enerji ve baglilik olmasi gerekir. Gidalarin cogunun yapimi kolay. Bazi malzemeleri bulmak zor, ornegin; Rejuvelak (filizlendirilmis bugdayin fermente edilmis sivisi), filiz unu, hurma sekeri, hindistan cevizi sutu, keci boynuzu tozu, kaya tuzu gibi…

Diyeti uygulayan kisilerin bazi beslenme eksikliklerine karsi farkinda olmasi gereklidir, ornegin:

  • Kalsiyum
  • Demir
  • B12
  • Protein
  • Kalori

Kaynaklar:

Fontana L, Shew JL, Holloszy JO, Villareal DT. Low bone mass in subjects on a long-term raw vegetarian diet. Arch Intern Med. 2005 Mar 28;165(6):684-9
Koebnick C, Garcia AL, Dagnelie PC, Strassner C, Lindemans J, Katz N, Leitzmann C, Hoffmann I. Long-term consumption of a raw food diet is associated with favorable serum LDL cholesterol and triglycerides but also with elevated plasma homocysteine and low serum HDL cholesterol in humans. J Nutr. 2005 Oct;135(10):2372-8.
“The Living and Raw Foods F.A.Q.” 1998. Living and Raw Foods. 31 03 2006. http://www.living-foods.com/faq.html

http://altmedicine.about.com/od/popularhealthdiets/a/Raw_Food.htm

%d blogcu bunu beğendi: